Gazze Şeridi, iki yıllık yıkıcı bir çatışmanın ardından en zorlu sınavıyla karşı karşıya: Kış fırtınaları. Salı günü başlayan şiddetli yağışlar, çatışmalar nedeniyle evlerini terk etmek zorunda kalan ve derme çatma çadırlarda yaşayan yüz binlerce Filistinlinin yaşam alanlarını sular altında bıraktı. Sağlam barınaktan yoksun kalan bu insanlar için kışın başlangıcı, hayatta kalma mücadelesinin yeni ve acı bir safhası oldu. Çadırların yerinden söküldüğü ve sahra hastanelerinin hizmet veremediği bölgede, Um Ahmed Aowdah’ın “Daha kışın başındayız ve şimdiden mahvolduk” sözleri, dramın boyutunu özetliyor.

Bu gelişme, bölgedeki insani krizin boyutunu neden bu kadar kritik hale getiriyor? Yıkımın ve çatışmanın ortasında gelen bu doğal felaket, Gazze’deki yaşam mücadelesi ve uluslararası yardım lojistiği için ne anlama geliyor? Türkiye’nin ve dünyanın, zor durumdaki bu nüfus için kış öncesinde attığı adımlar yeterli mi, yoksa kış şartları bölgeyi geri dönülmez bir felakete mi sürüklüyor?
Yağışlar başladı, acı daha da derinleşiyor
Gazze’nin 2 milyonluk nüfusunun büyük çoğunluğu, Hamas’ın Ekim 2023’teki saldırısıyla başlayan ve iki yıl süren yoğun kara ve hava savaşında evlerini terk etmek zorunda kaldı. Bölgenin büyük bir bölümündeki temel altyapı yoğun yapılaşmaya rağmen yıkılırken, tahminen 1.5 milyon insan şu anda derme çatma çadırlarda ve diğer temel barınaklarda zorlu yaşam koşulları altında hayatta kalmaya çalışıyor.
Filistin Sivil Savunma Servisi, geçtiğimiz hafta yaşanan şiddetli sağanak yağışlar nedeniyle binlerce çadırın yerlerinden edildiğini veya sular altında kaldığını bildirdi. Görgü tanıkları ve sağlık görevlileri, kıyı şeridindeki bazı bölgelerde sel sularının yerden 40 ila 50 santimetre yükseldiğini, bunun sonucunda bazı çadırların tamamen yıkıldığını aktardı. Bu durum, bölgedeki en temel sağlık hizmetini dahi tehdit etti; sahra hastanelerinden birinin sel nedeniyle faaliyetlerine ara vermek zorunda kalması, durumun kritikliğini gözler önüne serdi.

“Bu acı, bu yağmur ve alçak basınç sistemleri henüz başlamadı bile. Daha kış başındayız ve şimdiden sel baskınına uğradık ve mahvolduk,” diyen Um Ahmed Aowdah gibi çadır sakinleri, zorlu kış şartlarına dayanacak malzemeye sahip olmadıklarını belirtiyor. Um Ahmed Aowdah, “Brandamız iki yaşında, çadırımız da iki yaşında – tamamen yıpranmış durumdalar,” ifadeleriyle acil barınak ihtiyacının boyutunu vurguluyor.
Tavsiye Edilen Haberler
-
SürdürülebilirlikTürkiye Sigorta tarafından “Su Raporu” yayımlandı -
-
-
Barınak ihtiyacı: 300 bin yeni çadır acil durum sinyali
Bölgede görev yapan insani yardım kuruluşları, barınma krizinin devasa boyutlara ulaştığını belirtiyor. Filistinli STK’lar Ağı Başkanı Amjad El-Şava’nın acil çağrısına göre, evlerinden zorla çıkarılmış yaklaşık 1,5 milyon insanı kış şartlarına karşı korumak için en az 300 bin yeni çadıra ihtiyaç var.
Uzmanlar şu noktaya dikkat çekiyor: Bu durum, sadece bir yardım sorunu değil, aynı zamanda çatışma sonrası altyapısal bir felakettir. Zira, yoğun yapılaşmanın yıkıldığı ve drenaj sistemlerinin hasar gördüğü Gazze’de, kışın normal seviyedeki yağışları bile sel felaketine dönüşmektedir. Bu rakamlar, uluslararası toplumun bir an önce harekete geçmesi ve basit barınak malzemelerinin bile engelsiz ulaştırılması için diplomatik baskıyı artırması gerektiğini gösteriyor.
Kışlık yardım malzemelerinde kısıtlamalar engeli
Birleşmiş Milletler (BM), Gazze’ye kışlık yardım malzemesi ulaştırmak için çalışmalar yürüttüğünü açıkladı. Ancak bölgeye girebilen kamyon sayısının, İsrail’in yardım kuruluşlarına uyguladığı kısıtlamalar nedeniyle sınırlı olduğu belirtildi. Yardım kuruluşları, İsrail’in battaniye, ısıtıcı ve su geçirmez çadır gibi birçok temel kışlık ihtiyacın girişini engellediğini savunuyor.
Bu noktada, çatışmanın tarafları arasındaki suçlamalar da insani krizi gölgede bırakıyor:

- Hamas Liderliğindeki Gazze Yetkilileri: İsrail’in ateşkes anlaşması kapsamında vaat edilen miktarda yardıma izin vermediğini öne sürüyor.
- İsrail: Ateşkes anlaşması kapsamındaki yükümlülüklerini tam olarak yerine getirdiğini ve yardım girişini durdurmadığını, ancak yardım kuruluşlarının dağıtım konusunda yetersiz kaldığını veya Hamas militanlarının yardım çalmasını engelleyemediğini belirtiyor.
- Hamas: Yardım çaldığı iddialarını reddediyor.
Bu yardım krizi, bölgedeki insani felaketle mücadeleyi daha da karmaşık hale getiriyor.

Zira acil durumun en kritik anında, kışlık malzemelerin dahi politik ve bürokratik engellere takılması, çadırlarda mahsur kalan yüz binlerce insanın kaderini belirsizliğe itiyor.
Türkiye’nin insani diplomasi ve kış yardımı
Gazze’de yaşanan bu kış felaketi, Türkiye’nin geleneksel olarak üstlendiği insani yardım rolü açısından kritik bir dönemeçtir. Türkiye, bölgedeki insani yardım çabalarına en büyük destek veren ülkelerden biri olarak, kışlık barınma malzemeleri, ısıtıcı ve battaniye gibi temel ihtiyaçların bölgeye ulaştırılması için diplomatik kanalları acilen kullanmalıdır.
Bu kriz, Türkiye’nin uluslararası arenada yardım koridorlarının kesintisiz ve engelsiz işlemesi için diplomatik baskı kurmasının ne kadar hayati olduğunu göstermektedir. Ayrıca, Türkiye’nin afet ve acil durum yönetimi tecrübesi (AFAD gibi kuruluşlar), özellikle çadırkentlerin kurulması ve kış şartlarına dayanıklı hale getirilmesi konusunda Gazze’deki sivil toplum kuruluşlarına ve uluslararası yardım örgütlerine tecrübe ve malzeme desteği sağlaması, insani dramın hafifletilmesinde önemli bir rol oynayabilir.

Savaşın ardından gelen sessiz felaket
Gazze’deki çadırkentlerin sular altında kalması, savaşın yıkımının ardından gelen sessiz bir doğal felakettir. Savaş, zaten kırılgan olan altyapıyı yok etmiş, doğal kış şartlarını ise yaşanmaz bir felakete dönüştürmüştür. Um Ahmed Aowdah gibi on binlerce insanın eski ve yıpranmış çadırlarda kışı karşılama zorunluluğu, uluslararası toplumun bölgeye olan ahlaki ve hukuki sorumluluğunu bir kez daha gözler önüne sermektedir.
Özellikle Filistinli STK’lar Ağı’nın acil olarak talep ettiği 300 bin yeni çadır istatistiği, krizin ölçeğinin, mevcut uluslararası çabaları aştığını göstermektedir. Yardımların akışındaki politik ve bürokratik engellerin, bu insani acil durum karşısında derhal kaldırılması gerekmektedir. Gazze’de kış şartları daha da sertleşmeden harekete geçilmemesi, çatışmanın ardından en çok zarar gören masum sivil nüfus için yeni ve büyük bir felaket anlamına gelecektir.
Kaynak: Reuters, Birleşmiş Milletler (UN), Filistin Sivil Savunma Servisi

