Türkiye, iklim kriziyle mücadelede en kritik alanlardan biri olan ağaçlandırmada 2025 yılı boyunca yoğun bir tempo yakaladı. Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı’nın açıkladığı veriler, ülkenin yalnızca mevcut ormanlarını korumakla kalmayıp, yeşil alanlarını hızla artırmaya devam ettiğini ortaya koyuyor. Peki bu rakamlar neden önemli ve Türkiye için ne ifade ediyor?
Küresel ölçekte ormansızlaşma ve yangınlar artarken, Türkiye’nin fidan dikiminde rekor seviyelere ulaşması hem çevresel sürdürülebilirlik hem de iklim değişikliğiyle mücadele açısından dikkat çekici bir tablo sunuyor. 2025’te toprakla buluşturulan 517 milyon fidan ve tohum, yalnızca bugünü değil, gelecek nesilleri de doğrudan ilgilendiren uzun vadeli bir yatırım olarak değerlendiriliyor.

Ağaçlandırmada dünya sıralamasında ilk üçte
Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, Orman Genel Müdürlüğü’nün 2025 yılı boyunca yürüttüğü çalışmalar sayesinde Türkiye’nin dünyada en fazla ağaçlandırma yapan ilk üç ülke arasında yer aldığını vurguladı. Son verilere göre Türkiye’nin orman varlığı 23,4 milyon hektara ulaştı ve ülke yüzölçümünün yaklaşık yüzde 30’u ormanlarla kaplandı.
Uzmanlara göre bu oran, iklim değişikliğinin etkilerinin giderek daha sert hissedildiği bir dönemde büyük önem taşıyor. Ormanlar yalnızca karbon yutakları olarak değil, aynı zamanda biyolojik çeşitliliğin korunması, erozyonun önlenmesi ve su döngüsünün dengelenmesi açısından da kritik rol oynuyor.
Tavsiye Edilen Haberler
-
Sürdürülebilirlik10 milyon gerçek Noel ağacı çöpe gidiyor, peki alternatif ne? -
-
-
Yeşil Vatan Seferberliği rekorlarla sürüyor
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın talimatlarıyla yürütülen “Yeşil Vatan Seferberliği”, 2025 yılında da yeni rekorlara sahne oldu. Bir önceki yıl 500 milyon olan fidan ve tohum dikim sayısı, 2025’te 517 milyona yükseldi. Özellikle 11 Kasım Milli Ağaçlandırma Günü, bu sürecin sembol noktalarından biri haline geldi.
2025 yılında Milli Ağaçlandırma Günü kapsamında 1 milyon 280 bini aşkın vatandaşın katılımıyla yaklaşık 15 milyon fidan toprakla buluşturuldu. Bu katılım, ağaçlandırmanın yalnızca kamu kurumlarının değil, toplumun tüm kesimlerinin sahiplendiği bir çevre hareketine dönüştüğünü gösteriyor.
Yanan orman alanları yeniden hayata döndürülüyor
İklim krizinin etkisiyle artan orman yangınları, Türkiye’nin de karşı karşıya olduğu en büyük çevresel tehditlerden biri olmaya devam ediyor. Bakan Yumaklı, yangınlara karşı önleyici tedbirlerin artırıldığını, yangın sonrası süreçte ise anayasal yükümlülüklerin eksiksiz yerine getirildiğini belirtti.
Anayasa’nın 169. maddesi gereği, yanan orman alanlarının yeniden ağaçlandırılması zorunlu. Yetkililer, bu alanların imara açıldığı yönündeki iddiaların gerçeği yansıtmadığını vurgularken, yanan sahaların bir sonraki yıl mutlaka yeniden yeşillendirildiğini ifade ediyor. Uzmanlar da bu yaklaşımın, orman ekosistemlerinin toparlanması açısından hayati öneme sahip olduğuna dikkat çekiyor.
Türkiye için ve bölge için anlamı
Türkiye’nin ağaçlandırma politikaları, yalnızca ulusal ölçekte değil, bölgesel ve küresel düzeyde de önem taşıyor. Akdeniz Havzası, iklim değişikliğinden en hızlı etkilenen bölgelerden biri olarak kabul edilirken, Türkiye’nin orman varlığını artırması hem çölleşme riskini azaltıyor hem de bölgesel iklim dengesine katkı sağlıyor.
Ayrıca Avrupa Birliği’nin karbon düzenlemeleri ve yeşil dönüşüm hedefleri dikkate alındığında, güçlü bir orman varlığı Türkiye’nin iklim diplomasisinde elini güçlendiren unsurlardan biri olarak öne çıkıyor.
Yorum
2025 verileri, Türkiye’nin ağaçlandırma konusunu geçici bir kampanya değil, uzun vadeli bir devlet politikası olarak ele aldığını gösteriyor. Fidan sayılarındaki artış, toplumsal katılımın genişlemesi ve yanan alanların yeniden ormanlaştırılması, bu kararlılığın somut göstergeleri arasında yer alıyor.
İklim krizinin etkilerinin her yıl daha görünür hale geldiği bir dünyada, ormanları korumak artık yalnızca çevresel bir tercih değil, ekonomik ve sosyal bir zorunluluk haline gelmiş durumda. Türkiye’nin “yeşil vatan” yaklaşımı, bu anlamda hem bugüne hem de geleceğe yapılan stratejik bir yatırım olarak değerlendiriliyor.





