2026, iklim mücadelesinde sözden eyleme geçilecek yıl mı olacak?

Yayın: 4 Ocak 2026 13:41
Güncelleme: 4 Ocak 2026 13:41
Fotoğraf Kaynağı: Freepik

Dünya, iklim değişikliğiyle mücadelede uzun süredir verdiği sözleri hayata geçirmek zorunda olduğu kritik bir döneme giriyor. ABD Başkanı Donald Trump’ın küresel iklim işbirliğinden geri çekilme çağrılarını sürdürdüğü bir ortamda, gözler Avrupa Birliği’nin 2026’da uygulamaya koyacağı yeni karbon vergisi ve temiz enerji hamlelerine çevrilmiş durumda. Bu adımlar, yalnızca Avrupa için değil, küresel ekonomi ve iklim politikalarının geleceği açısından da belirleyici olacak.

2025’in kayıtlara geçen en sıcak yıllardan biri olmaya aday olması, iklim krizinin artık soyut bir tehdit olmaktan çıktığını bir kez daha gösteriyor. Uzmanlara göre asıl sınav, hedeflerin açıklanmasında değil, bu hedeflerin uygulanmasında verilecek. 2026 yılı, tam da bu nedenle, iklim eyleminin samimiyetini ölçen bir eşik olarak görülüyor.

AB’nin karbon vergisi küresel ticareti nasıl etkileyecek?

Avrupa Birliği’nin Karbon Sınırda Düzenleme Mekanizması (CBAM), 1 Ocak itibarıyla çimento, çelik ve benzeri yüksek emisyonlu sektörlerde fiilen devreye giriyor. Bu düzenleme, AB’ye ihracat yapan şirketlerin ürünlerini hangi karbon yoğunluğunda ürettiklerini belgelemesini zorunlu kılıyor. Aksi halde ek maliyetlerle karşılaşmaları kaçınılmaz olacak.

Çevre Bülteni

Doğanın Hikâyesine Ortak Ol

Her hafta iklim krizi, çevre kirliliği ve sürdürülebilirlikle ilgili en önemli haberleri al.

Brüksel, bu adımla Avrupalı üreticilerin sıkı çevre kurallarına uymak zorunda kalırken, daha gevşek düzenlemelere sahip ülkelerden gelen ürünlerle haksız rekabet yaşamasını engellemeyi amaçlıyor. Ancak gelişmekte olan ülkeler, bu uygulamanın ticareti zorlaştıracağını ve büyüme hedeflerini sekteye uğratacağını savunuyor. Buna karşılık uzmanlar, CBAM’ın birçok ülkeyi kendi karbon fiyatlandırma sistemlerini kurmaya zorlayabileceğini belirtiyor.

Temiz enerjide 2026 atılım yılı olabilir mi?

2026 yılı, büyük ölçekli güneş ve batarya depolama projelerinin sahaya yansıdığı bir dönem olmaya aday. Afrika’nın en büyük güneş projelerinden biri olan Mısır’daki Obelisk tesisinin iki aşamasının da devreye alınması beklenirken, Filipinler’deki Terra Solar projesi dünya çapında dikkat çekiyor. Bu proje, yalnızca güneş enerjisi kapasitesiyle değil, devasa batarya depolama sistemiyle de enerji arz güvenliğine yeni bir model sunuyor.

Rüzgâr enerjisinde yaşanan finansman ve siyasi baskılara rağmen, Almanya ve İngiltere’deki büyük açık deniz projelerinin tamamlanması planlanıyor. Uzmanlara göre bu yatırımlar, fosil yakıtlara bağımlılığın azaltılması açısından kritik önemde.

Şirketler için sessizlik dönemi sona eriyor

2026, yalnızca enerji projeleri açısından değil, şirketlerin iklim şeffaflığı bakımından da bir dönüm noktası olacak. Avrupa, Asya ve Anglo-Sakson piyasalarda faaliyet gösteren büyük şirketler, sera gazı emisyonlarını çok daha ayrıntılı biçimde raporlamak zorunda kalacak. Özellikle “kapsam 3” olarak bilinen dolaylı emisyonların açıklanması, tedarik zincirlerinin de mercek altına alınması anlamına geliyor.

Uzmanlar, bu düzenlemelerin yatırımcı davranışlarını kökten değiştirebileceğini ve yeşil finansmanın yönünü belirleyeceğini vurguluyor.

Türkiye için ne anlama geliyor?

Türkiye, AB’nin en büyük ticaret ortaklarından biri olması nedeniyle CBAM’dan doğrudan etkilenecek ülkeler arasında yer alıyor. Özellikle demir-çelik ve çimento gibi ihracata dayalı sektörler için karbon maliyetleri belirleyici olacak. Bu nedenle Ankara’nın, emisyon ticaret sistemi kurma ve sanayide yeşil dönüşümü hızlandırma planları yalnızca çevresel değil, ekonomik bir zorunluluk haline gelmiş durumda.

Aynı zamanda, Türkiye’nin güneş ve rüzgâr potansiyeli, küresel temiz enerji yatırımlarından pay alabilmesi için önemli bir avantaj sunuyor. Uzmanlar, 2026’daki küresel iklim hamlelerinin Türkiye’nin enerji politikalarını yeniden şekillendirebileceğine dikkat çekiyor.

Yorum

2026 yılı, iklim mücadelesinde “niyet” ile “eylem” arasındaki farkın net biçimde ortaya çıkacağı bir dönem olacak. Avrupa Birliği’nin karbon vergisi, temiz enerji yatırımları ve şirketlere yönelik şeffaflık baskısı, küresel ekonomiyi dönüştürme potansiyeli taşıyor. Ancak bu dönüşüm, siyasi irade ve uluslararası işbirliği olmadan başarıya ulaşamayacak.

İklim krizinin etkileri her geçen yıl daha sert hissedilirken, ülkelerin ve şirketlerin artık erteleme lüksü kalmadı. 2026, yalnızca yeni kuralların başladığı bir yıl değil; dünyanın, geleceğini gerçekten ciddiye alıp almadığını gösterecek bir sınav olacak.

Bültenimize abone olun

Yorum bırakın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Bizi Takip Et

Çevre hikâyelerini kaçırma

İklim krizi, çevre kirliliği, deprem ve hava durumu haberlerini sosyal medyada da anlık olarak takip et.

Scroll to Top
×