Dünyanın en zeki ve gizemli canlılarından biri olan ahtapotlar, 2025 yılında İngiltere kıyılarını adeta fethetti. Vahşi Yaşam Vakıfları (Wildlife Trusts), Britanya denizlerinde yaşanan bu olağanüstü nüfus patlaması nedeniyle 2025 yılını resmen “Ahtapot Yılı” ilan etti. Cornwall’dan Devon’a kadar uzanan güney kıyılarında, normalde nadiren görülen Akdeniz ahtapotları, bu yıl binlerce kişilik gruplar halinde görüntülendi.
Peki, bu sekiz kollu dâhilerin bir anda Britanya sularına akın etmesi sadece bir doğa olayı mı, yoksa iklim krizinin bize fısıldadığı derin bir uyarı mı? Bu gelişme neden önemli? Deniz ekosistemindeki bu ani değişimler, besin zincirinin dengesini nasıl etkileyecek? Türkiye için ne anlama geliyor? Kendi sularımız olan Akdeniz kökenli bu türlerin kuzeye bu denli yoğun göçü, bölgemizdeki balıkçılık ve deniz biyolojisi için hangi ipuçlarını barındırıyor?


Rekor artışın perde arkası: İstatistikler ne diyor?
İngiltere sularında 2025 yılında kaydedilen ahtapot sayısı, deniz biyologlarını bile hayrete düşürecek seviyelere ulaştı. Cornwall Yaban Hayatı Vakfı’ndan deniz koruma görevlisi Matt Slater’ın paylaştığı verilere göre, yerel balıkçıların ağlarına takılan ahtapot miktarı, normal yılların tam 13 katına çıktı. 2025 yılı boyunca İngiltere sularında yaklaşık 233.000 ahtapot yakalandığı veya kaydedildiği tahmin ediliyor.
Uzmanlar şu noktaya dikkat çekiyor: Bu artışın temel sebebi, iklimsel anomalilerin bir araya gelmesi. Ilıman geçen bir kış mevsimini takip eden olağanüstü sıcak bir bahar, ahtapot larvalarının hayatta kalma oranını dramatik şekilde artırdı. Normalde soğuk sular nedeniyle kırılan popülasyon, “ideal üreme koşulları” ile birleşince Britanya kıyılarında gerçek bir patlama yaşandı.


Tarih tekerrür ediyor: 1900 ve 1950’den sonra üçüncü dalga
Britanya denizcilik tarihinde bu büyüklükte bir ahtapot patlaması (bloom) en son 1950 yılında görülmüştü. İngiltere Deniz Biyolojik Birliği’nin (MBA) arşivlerine göre, benzer bir olay daha geriye gidildiğinde 1900 yılında da yaşanmıştı. Yani 2025 yılındaki bu olay, yaklaşık her 50-75 yılda bir gerçekleşen nadir bir biyolojik döngünün parçası olarak görülüyor.
Tavsiye Edilen Haberler
-


-

Çevremizi TanıyalımKaş & Kekova rehberi: Akdeniz’in en berrak sularında tarih ve doğayla buluşma -


-

SürdürülebilirlikEndonezya’da orman kaybı 2025’te yüzde 66 arttı
Ancak geçmişten farklı olarak bugün, teknoloji ve sosyal medya sayesinde bu canlıların davranışları anlık olarak kaydedilebiliyor. Dalgıçlar tarafından paylaşılan görüntülerde, normalde yalnız yaşamayı tercih eden bu “antisosyal” canlıların, sığ sularda gruplar halinde toplandığı ve kollarının üzerinde deniz tabanında adeta yürüdüğü (stilt-walking) görülüyor. Hatta bazı ahtapotların su altı kameralarına karşı meraklı ve “saldırgan” tutumları, zekâlarının bir kanıtı olarak literatüre geçiyor.


İki farklı tür, tek bir istila
İngiltere sularında aslında iki ana ahtapot türü bulunuyor. Biri, yaklaşık bir futbol topu büyüklüğüne kadar büyüyebilen ve daha yaygın olan Kıvrık Ahtapot (Eledone cirrhosa). Diğeri ise bu yılki patlamanın asıl kahramanı olan ve kol açıklığı 1,5 metreye kadar ulaşabilen Yaygın (Akdeniz) Ahtapotu (Octopus vulgaris). Bu türün güney kıyılarına bu denli yoğun yerleşmesi, bölgedeki örümcek yengeci popülasyonunun artışıyla da ilişkilendiriliyor; zira yengeçler, ahtapotlar için vazgeçilmez bir protein kaynağı.
Sadece ahtapotlar değil: Britanya sularında biyoçeşitlilik sürprizleri
2025 yılı sadece ahtapotlar için değil, diğer deniz canlıları için de “rekorlar yılı” oldu:
- Gri Foklar: Cumbria kıyılarında rekor sayıda yavrulama kaydedildi.
- Deniz Papağanları (Puffins): Skomer Adası’nda son yılların en yüksek nüfusuna ulaşıldı.
- Egzotik Türler: Yorkshire’da ilk kez görülen nadir deniz salyangozları ve Sussex kıyılarında keşfedilen Akdeniz kökenli “Değişken Blenny” balığı, Britanya sularının hızla “tropikalleştiğini” kanıtlıyor.
| Tür | Görüldüğü Yer | Durum |
| Yaygın Ahtapot | Güney Kıyıları | %1300 Artış |
| Gri Fok | Cumbria | Rekor Yavrulama |
| Skomer Deniz Papağanı | Galler | Rekor Popülasyon |
| Değişken Blenny | Sussex | İlk Kayıt (Akdeniz Kökenli) |
Madalyonun öteki yüzü: Çevresel felaketler
Wildlife Trusts’ın raporu her ne kadar “sevinçli anlarla” dolu olsa da, 2025 aynı zamanda ciddi çevresel yaralar da bıraktı. Mart ayında Kuzey Denizi’nde yaşanan tanker çarpışması ve Kasım ayında Sussex kıyılarına sızan tonlarca plastik biyolojik boncuk (nurdles), deniz koruma çalışmalarının ne kadar kırılgan olduğunu gösterdi. Uzmanlar, “ahtapot yılı”nın getirdiği bu mucizevi artışın, insan kaynaklı kirlilik nedeniyle kısa sürede bir toplu ölüme dönüşebileceği konusunda uyarıyor.
Akdeniz’in elçileri kuzeye mi gidiyor?
İngiltere kıyılarında patlama yapan türün aslında bir “Akdeniz Ahtapotu” olması, Türkiye için oldukça düşündürücü. Küresel ısınma ile birlikte deniz suyunun ısınması, Akdeniz’e özgü türlerin kuzeye doğru “termal göç” yapmasına neden oluyor. Türkiye kıyılarında (Ege ve Akdeniz) ahtapot popülasyonu, aşırı avcılık ve kıyı tahribatı nedeniyle baskı altındayken; İngiltere gibi soğuk bölgelerin bu canlılar için yeni “cennetlere” dönüşmesi, deniz biyo-coğrafyasının yeniden yazıldığını gösteriyor.
Türkiye’deki balıkçılık sektörünün, Akdeniz ahtapotu üzerindeki av baskısını yönetememesi durumunda, bu değerli türlerin daha uygun iklim koşulları aramak için Cebelitarık’tan kuzeye doğru kaymaya devam etmesi kaçınılmaz görünüyor. İngiltere’deki bu “Ahtapot Yılı”, aslında Akdeniz ülkelerine bir “ev ödevi” veriyor: Kendi denizlerimizin ekolojik dengesini korumalıyız ki, bu zeki canlılar sadece hatıralarda kalmasın.
Doğanın öngörülemez dansı
2025 yılı, doğanın bize hem cömertliğini hem de kırılganlığını aynı anda sunduğu bir yıl oldu. İngiltere kıyılarında binlerce ahtapotun sığ sularda insanlarla “tanışması”, bilimsel bir veriden öte, doğa ile bağımızı tazeleyen şiirsel bir olay. Matt Slater’ın dediği gibi, “Deniz şu anda bize sürekli sürprizler yapıyor.” Ancak bu sürprizlerin ne kadarı doğal bir döngü, ne kadarı iklim dengesizliğinin bir sonucu, bunu kestirmek güç.
Bana göre, 233 bin ahtapotun ağlara takılması bir başarıdan ziyade, bu canlıların yeni dünyadaki yaşam mücadelesinin bir parçası. 2026’da benzer bir artış bekleniyor olsa da, tarihsel kayıtlar bu patlamaların genellikle iki yıl sürüp sonra aniden bıçak gibi kesildiğini gösteriyor. Umuyoruz ki bu “Ahtapot Yılı”, sadece balıkçı ağlarını dolduran bir veri değil, okyanuslarımızı korumak için gerekli olan o kolektif bilinci uyandıran bir kıvılcım olur. Doğanın sekiz kollu dâhileri bize orada olduklarını gösterdiler; şimdi sıra bizde: Onların sularını temiz tutabilecek miyiz?
Kaynak: BBC, The Guardian,





