Amerika Birleşik Devletleri, Trump yönetiminin daha önce duyurduğu çekilme kararını BM’ye resmen bildirmesinin ardından, önümüzdeki Şubat ayında dünyanın en önemli iklim sözleşmesinden ayrılmaya hazırlanıyor.
Resmi çekilme süreci başladı
BM Genel Sekreteri António Guterres geçen Cuma günü, BM antlaşma saklama kuruluşunun Washington’ın BM İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi’nden (UNFCCC) ayrılma yönündeki resmi bildirimini aldığını bildirdi.
ABD’nin çekilmesi, sözleşme şartlarının gerektirdiği üzere, resmi bildirimden bir yıl sonra 27 Şubat 2027’de yürürlüğe girecek. Bu durumda, dünyanın en büyük ikinci karbon salıcısı olan ABD, anlaşmadan resmen çıkan ilk ülke ve BM tarafından anlaşma dışında tanınan tek ülke olacak.
UNFCCC’nin önemi ve tarihçesi
1992’de Rio Dünya Zirvesi’nde kabul edilen iklim anlaşması, iklim değişikliğini kontrol altına alma ve etkileriyle mücadele etme yönündeki küresel çabaların temel taşını oluşturuyor. Bu sözleşme, uluslararası iklim politikalarının ana çerçevesini belirliyor.
Tavsiye Edilen Haberler
-
Yenilenebilir EnerjiKüresel rüzgâr enerjisinde rekor yıl: Çinli türbin üreticileri pazarın zirvesinde -
-
-
İklim DeğişikliğiKüresel ısınmanın hızı 2015’ten bu yana neredeyse iki katına çıktı
Trump yönetiminin geniş çapalı çekilme kararı
Ocak ayında, iklim değişikliğini “aldatmaca” olarak nitelendiren Başkan Donald Trump, yönetiminin BM İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi’nden (UNFCCC) ve 65 diğer uluslararası kuruluştan ayrılma niyetini açıkladı. Bu kuruluşlar arasında:
- Hükümetlerarası İklim Değişikliği Paneli (IPCC) – iklim bilimi konusunda en yetkili küresel ses
- Yeşil İklim Fonu (GCF) – dünyanın en büyük çok taraflı iklim fonu
Beyaz Saray’dan gelen açıklamalar
Beyaz Saray’dan yapılan açıklamada, Başkan Trump’ın “Amerika’nın bağımsızlığını zayıflatan ve vergi mükelleflerinin paralarını etkisiz veya düşmanca gündemlere harcayan” uluslararası kuruluşlardaki ABD katılımına son verdiği belirtildi.
Açıklamada ayrıca şu ifadeler yer aldı: “Bu kuruluşların birçoğu, ABD’nin egemenliği ve ekonomik gücüyle çelişen radikal iklim politikaları, küresel yönetişim ve ideolojik programları desteklemektedir.”
UNFCCC’den sert tepki: “Devasa bir kendi kalesine gol”
UNFCCC Başkanı Simon Stiell, ABD’nin sözleşmeden ayrılma kararını “ABD’yi daha az güvenli ve daha az müreffeh bırakacak devasa bir kendi kalesine gol” olarak nitelendirdi.
Stiell şunları ekledi: “Diğer tüm ülkeler birlikte ileriye doğru adım atarken, küresel liderlikten, iklim iş birliğinden ve bilimden atılan bu son geri adım, orman yangınları, seller, dev fırtınalar ve kuraklıklar hızla kötüleşirken, ABD ekonomisine, istihdamına ve yaşam standartlarına ancak zarar verebilir.”
Paris Anlaşması’ndan da çekilme gerçekleşti
Ocak 2026 sonunda ABD, ülkelerin 2015 yılında küresel ısınmayı sanayi öncesi seviyelerin “çok altında” 2 derece Celsius ile sınırlamaya ve düzenli emisyon azaltma planları yayınlamaya çalışmayı kabul ettiği Paris Anlaşması’ndan resmen ayrıldı.
Trump, ABD’yi 2020’de bu anlaşmadan çekmişti, ancak Başkan Biden 2021’de anlaşmaya yeniden katılmıştı.
Resmi Yükümlülüklerden kurtulma
Trump yönetimi göreve başlamasının hemen ardından küresel iklim eylemlerinden fiilen çekilmiş olsa da, UNFCCC’den resmi olarak ayrılması, ABD’nin önemli yükümlülüklerden kurtulmasını sağlayacak:
- Ayrıntılı sera gazı emisyon envanterleri raporlama zorunluluğu
- Sözleşme için fon sağlama yükümlülüğü
ABD, UNFCCC’ye sağladığı fonları zaten durdurmuştu ve geçen yıl emisyon verilerini de sunmamıştı. Federal yönetim ayrıca geçen Kasım ayında Brezilya’da düzenlenen COP30 zirvesine de hiçbir delege göndermemişti.
Diğer uluslararası müzakerelere devam
Washington, iklim üzerinde etkileri olan diğer uluslararası müzakerelere müdahil olmaya devam ediyor:
- Plastik kirliliğini azaltmaya yönelik BM anlaşması görüşmeleri
- Denizcilik sektöründe emisyonların fiyatlandırılması çabaları
Bu müzakerelerde ABD, ilerlemeyi yavaşlatmaya ve bağlayıcı küresel önlemleri engellemeye çalışıyor.
Gelecekte yeniden katılım mümkün mü?
ABD, gelecekte muhtemelen farklı bir yönetim altında UNFCCC’ye yeniden katılabilir, ancak bu sürecin ne kadar karmaşık olacağına dair farklı görüşler mevcut.
İki farklı hukuki görüş
İlk Görüş:
ABD Senatosu, 1992’de BM iklim sözleşmesini hiçbir muhalefetle karşılaşmadan onayladı. Bazı uzmanlar, gelecekteki bir başkanın, Senato’nun orijinal “tavsiye ve onayına” dayalı resmi bir kararın ardından 90 gün içinde BM İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi’ne yeniden katılabileceğine inanıyor.
İkinci Görüş:
Diğer hukuk uzmanları Carbon Brief’e bu teorinin mahkemede hiç test edilmediğini söylüyor. Bu uzmanlar, Senato’da yeni bir üçte iki çoğunluk oyu gerekebileceğini, bunun da şu anda üyeliğe karşı çıkan Cumhuriyetçi Senatörlerin büyük çoğunluğu nedeniyle zorlu olacağını belirtiyor.
Bu gelişme, küresel iklim mücadelesinde ABD’nin rolünün büyük ölçüde azalacağını ve uluslararası iklim diplomasisinde önemli bir boşluk yaratacağını gösteriyor.





