AB’nin 2040 iklim hedefi: İklim liderliği zayıflıyor mu?

Yayın: 13 Mart 2026 07:24
Güncelleme: 13 Mart 2026 07:24
Fotoğraf Kaynağı: Janusz Walczak: https://www.pexels.com/tr-tr/fotograf/polonya-konin-de-gun-batiminda-endustriyel-duman-32443606/

AB, 2040 için geçici bir emisyon hedefini onaylamasının ardından “iklim liderliğini zayıflatmakla” suçlanıyor.

Geçen hafta Avrupa Konseyi, değiştirilmiş Avrupa iklim yasasını resmen kabul etti. Buna göre üye devletler, 2040 yılına kadar net sera gazı emisyonlarını 1990 seviyelerine kıyasla yüzde 90 azaltmak zorunda olacak.

Konsey, bu ara hedefin ekonominin tüm sektörlerinde 2050’ye kadar iklim nötrlüğüne ulaşma yolunda AB’nin rotasını güçlendirmeye yardımcı olacağını belirtiyor. Bu, atmosfere salınan ısı tutucu emisyonların, aynı miktarı ortadan kaldıran girişimlerle dengelenmesi ve böylece küresel ısınmaya net katkının olmaması anlamına geliyor.

Çevre Bülteni

Doğanın Hikâyesine Ortak Ol

Her hafta iklim krizi, çevre kirliliği ve sürdürülebilirlikle ilgili en önemli haberleri al.

Kıbrıs Cumhuriyeti Tarım, Kırsal Kalkınma ve Çevre Bakanı Maria Panayiotou, ‘AB, rekabetçiliğimizi korurken ve kimsenin geride bırakılmamasını sağlarken iklim değişikliğiyle küresel mücadeleye liderlik etme kararlılığını sürdürüyor’ diyor.

‘2040 iklim hedefinin bu tarihi kabulü, sanayiye, vatandaşlara ve yatırımcılara önümüzdeki on yıldaki temiz dönüşüm için ihtiyaç duydukları güvenceyi sağlayacak.’

AB’nin 2040 iklim hedefi yeterince iddialı mı?

2023’te Avrupa İklim Değişikliği Bilimsel Danışma Kurulu, AB’nin 2040’a kadar net emisyonlarını sanayi öncesi seviyelere kıyasla yüzde 90 ila 95 oranında azaltmayı hedeflemesi gerektiğini tavsiye etti.

AB’nin onaylanan hedefi bu nedenle tavsiyenin alt sınırında kalıyor, ancak yine de bağımsız kurulun ortaya koyduğu önerilerle uyumlu.

Climate Action Tracker (kaynak İngilizce)’dan Sarah Heck, Euronews Green’e ara hedefin ‘olumlu’ olmakla birlikte tartışmalı bir boşluk içerdiğini ve bunun ‘AB’de gerçek, iddialı kesintilerin’ gecikmesi riskini doğurduğunu söylüyor.

Bunun nedeni, 2036’dan itibaren 2040 hedefinin bir bölümünü karşılamak için, 1990 AB net emisyonlarının yüzde beşini geçmemek kaydıyla ‘yüksek kaliteli uluslararası kredilerin’ kullanılabilecek olması. Bu, üye ülkelerin diğer ülkelerdeki emisyon azaltım projelerinden üretilen kredileri satın almasına ve bu kesintileri kendi hedeflerinin bir parçası olarak saymasına olanak tanıyacak.

Japonya gibi ülkeler tarafından hâlihazırda kullanılan bu uygulama, emisyon azaltımlarının yalnızca yüzde 85’inin AB içinde gerçekleştirilmesi gerektiği anlamına geliyor.

AB Konseyi, bu kredilerin Paris Anlaşması’na uygun olarak, ortak ülkelerdeki ‘inandırıcı’ sera gazı azaltım faaliyetlerine dayanması gerektiğini söylüyor. Ancak Heck, mevcut güvence mekanizmalarının bunu sağlamaya ‘yetersiz’ kaldığını savunuyor.

‘Bu, iklim hedeflerinin gerçek ve ülke içi emisyon azaltımlarını tetiklemesi gerektiği ilkesini baltalayan, riskli bir geri adım’ diyor.

AB, Emisyon Ticaret Sistemi’nin ucuz ve düşük kaliteli kredilerle adeta bombardımana tutulması ve bunun emisyon azaltımı teşviklerini zayıflatması yönündeki kaygılar nedeniyle, 2021’de uluslararası kredilerin kullanımını kaldırmıştı.

Heck, ‘Denkleştirme mekanizmalarının (offset’lerin) yeniden devreye sokulması, muhasebe oyunlarına kapı aralayarak AB’nin ülke içi iddiasını ciddi biçimde zayıflatıyor ve AB’nin net sıfır hedefine ulaşmasını riske atıyor’ diye ekliyor.

AB’nin 2040 iklim hedefinde neler eksik?

Climate Action Tracker, AB’nin 2040 iklim hedeflerinin arazi kullanımı sektörü ve 2030 sonrasındaki yol haritası söz konusu olduğunda hem ‘açıklık hem de iddia’ eksikliği taşıdığı uyarısında bulunuyor.

AB, 2035 veya 2040 için ayrı Arazi Kullanımı, Arazi Kullanım Değişikliği ve Ormancılık (LULUCF) hedefleri açıklamadı. Bu sektör, insan kaynaklı arazi kullanımı, arazi kullanım değişikliği ve ormancılık faaliyetlerinden kaynaklanan sera gazı emisyonlarını ve giderimlerini kapsıyor.

Karbon, ormanlar ve çayır-mera alanları tarafından tutulurken; mevcut tarım arazilerinde ve tarım arazisine ya da yerleşim alanına dönüştürülen doğal alanlarda karbon kayıpları meydana geliyor.

Heck, LULUCF hedeflerinin olmamasının, AB’deki emisyon azaltımlarının ne kadarının gerçek kesintilerden ne kadarının ise arazi yutaklarından kaynaklanacağını ‘anlamayı zorlaştırdığını’ savunuyor.

AB karbon depolamaya aşırı mı bel bağlıyor?

Değiştirilen iklim yasası, Komisyon’un 2030 sonrası döneme ilişkin teklifleri hazırlarken dikkate alması gereken bazı temel unsurları da ortaya koyuyor. Bunlar arasında, emisyonların atmosferden yakalanarak uzun vadeli biçimde depolandığı AB içi kalıcı karbon giderimleri (karbon yakalama ve depolama, CCS) de yer alıyor.

Heck, ‘2040 iklim hedefi etki değerlendirmesinde, AB senaryoları 2040’a kadar yüz milyonlarca ton CO2’nin yakalanıp depolanması gerekebileceğine işaret ediyor’ diyor.

‘Her türlü CCS’nin, derin emisyon azaltımlarının yerini almak yerine onları tamamlaması hayati önem taşıyor. Giderim veya depolamaya aşırı bel bağlanması, fosil yakıtlardan yapısal dönüşümü geciktirme riski taşıyor.’

Bültenimize abone olun

Yorum bırakın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Bizi Takip Et

Çevre hikâyelerini kaçırma

İklim krizi, çevre kirliliği, deprem ve hava durumu haberlerini sosyal medyada da anlık olarak takip et.

Scroll to Top
×
Cəlilabadda 8 mart beynəlxalq qadınlar günü münasibətilə tədbir keçirilib. Dónde mirar club de fútbol fuenlabrada contra cd leganés en⁢ vivo.