Ağaçlar uzun süredir iklim değişikliğiyle mücadelenin doğal müttefikleri olarak biliniyor. Karbondioksiti emerek atmosferdeki sera gazı yükünü azaltmaları, ormanların korunmasını küresel iklim politikalarının merkezine yerleştirdi. Ancak yeni bilimsel bulgular, ağaçların bu rolünün sandığımızdan çok daha kapsamlı olduğunu ortaya koyuyor.
Son araştırmalar, ağaç kabuklarında yaşayan mikroskobik organizmaların yalnızca karbondioksitle sınırlı kalmadığını; metan, hidrojen ve karbonmonoksit gibi iklim üzerinde güçlü etkileri olan başka gazları da aktif biçimde emdiğini gösteriyor. Bu keşif, ağaçların iklim sistemi içindeki yerini yeniden düşünmemize neden olabilir.

8 Ocak’ta Science dergisinde yayımlanan araştırmaya göre, ağaç kabuklarında yaşayan mikroplar atmosfer için kritik öneme sahip üç gazla besleniyor: metan, hidrojen ve karbonmonoksit. Metan, 100 yıllık bir zaman diliminde karbondioksitten yaklaşık 28 kat daha güçlü bir sera gazı olarak biliniyor. Karbonmonoksit ve hidrojen ise atmosferde metanın daha uzun süre kalmasına yardımcı olarak küresel ısınmayı dolaylı yoldan artırıyor.
Ağaçların gizli iklim faydası
Çalışmanın yazarlarından biri olan ve Avustralya’daki Southern Cross Üniversitesi’nde görev yapan biyokimyacı Luke Jeffrey, bu sürecin “ağaçların şimdiye kadar fark edilmeyen gizli bir iklim faydası” olduğunu belirtiyor. Jeffrey’e göre, bu mikroplar sayesinde ağaçlar yalnızca karbonu depolamakla kalmıyor, aynı zamanda iklim sistemini etkileyen başka gazları da ortamdan temizliyor.
Tavsiye Edilen Haberler
-
-
Çevre KirliliğiMersin’de çevre denetimlerinde 132 işletmeye 60 milyon TL ceza -
-

Araştırmacıların tahminlerine göre, dünya genelinde yaklaşık 41 milyon kilometrekarelik bir ağaç kabuğu yüzeyi bulunuyor. Bu alan, Kuzey ve Güney Amerika’nın toplam yüzölçümüne yakın bir büyüklüğe karşılık geliyor. Daha da çarpıcı olan ise, ağaç kabuğunun her bir metrekaresinde ortalama altı trilyon mikrobun yaşadığı tahmini.
Göz önünde saklı bir gizem
Yale Üniversitesi’nden orman ekolojisti Jonathan Gewirtzman, bu ağaç kabuğu mikrobiyomunu “göz önünde saklı bir biyom” olarak tanımlıyor. Ona göre bu keşif, uzun süredir ihmal edilen bir ekosistemin iklim dengesi açısından ne kadar önemli olabileceğini gösteriyor.
Bu bulgular, özellikle metan kaynaklarını anlamaya yönelik yıllardır süren araştırmaların bir uzantısı niteliğinde. Bilim insanları daha önce metanın büyük ölçüde sulak alanlar, göller ve oksijensiz tortulardan atmosfere yayıldığını biliyordu. Ancak Amazon bölgesinde yapılan ölçümlerde, uzaydan tespit edilen metan miktarının yalnızca yarısının yerden geldiği fark edildi. 2017’de yapılan bir çalışmada, geri kalan büyük kısmın ağaç gövdelerinden atmosfere sızdığı ortaya kondu.

Başlangıçta ağaçların bu metanı yalnızca köklerinden alıp bacalar gibi dışarı verdiği düşünülüyordu. Ancak 2021’de Jeffrey ve ekibi, Avustralya’daki kağıt kabuklu ağaçlar üzerinde yaptıkları çalışmada, kabuktan çıkan metan miktarının, ağacın altından giren metandan yaklaşık yüzde 35 daha az olduğunu tespit etti. Bu farkın, kabukta yaşayan mikropların metanı enerji için tüketmesinden kaynaklandığı sonucuna varıldı.
Yeni çalışmada, sekiz farklı ağaç türünün kabuğunda yaşayan binlerce mikrobiyal türün genetik yapısı incelendi. Sonuçlar, hidrojen ve karbonmonoksit tüketen mikropların, metan tüketenlerden bile daha yaygın olduğunu gösterdi. Canlı ağaçlar üzerinde yapılan deneyler ise bu mikropların yalnızca ağacın içinden gelen gazları değil, çevredeki havadaki çok düşük yoğunluklardaki gazları da emebildiğini ortaya koydu. Küresel ölçekte bakıldığında, bu süreç yalnızca metan açısından bile yılda 25 ila 50 milyon tonluk bir azaltıma karşılık geliyor.
Dikilen ağaç türleri de önemli
Türkiye, hem orman varlığı hem de farklı iklim kuşaklarını barındırması nedeniyle bu keşiften doğrudan etkilenebilecek ülkeler arasında yer alıyor. Orman restorasyonu ve ağaçlandırma projelerinde, yalnızca ağaç sayısına değil, hangi türlerin dikildiğine odaklanılması, iklimle mücadelede daha yüksek verim sağlayabilir. Bu yeni bilgiler, özellikle yangın sonrası yeniden ağaçlandırma çalışmalarında bilimsel bir rehber niteliği taşıyabilir.
Ağaçların büyük etkisi
Bu araştırma, iklim değişikliğiyle mücadelede doğanın hâlâ keşfedilmemiş ne kadar büyük bir potansiyele sahip olduğunu gösteriyor. Ağaçlar artık yalnızca “karbon yutağı” olarak değil, çoklu sera gazlarını etkisiz hale getiren karmaşık canlı sistemler olarak değerlendirilmeli.
İklim politikalarının geleceğinde, “hangi ağacı dikiyoruz?” sorusu kadar, “o ağacın mikrobiyal dünyası ne yapabiliyor?” sorusu da önem kazanacak gibi görünüyor. Doğru türlerle yapılan orman restorasyonu, tek bir hamlede birden fazla iklim sorununa çözüm sunabilir.
Kaynak
- Science
- Southern Cross University
- Yale University





