Ankara Kent Konseyi Çevre ve İklim Meclisi, Başkent Ankara Strateji Enstitüsü ve Su Politikaları Derneği (SPD) Hidropolitik Akademi iş birliğiyle düzenlenen “Su ve Gıda Güvenliği Paneli”, Türkiye’nin başkenti için hayati uyarıların yapıldığı bir platform oldu. Panele katılan uzmanlar, özellikle Ankara’nın uzun zamandır tecrübe etmediği şiddetli bir kuraklık süreciyle karşı karşıya olduğunu belirterek, mevcut su yönetimi eksikliklerine dikkat çektiler.

Su Politikaları Derneği Başkanı Dursun Yıldız’ın “Ankara uzun zamandır böylesine şiddetli bir kuraklık süreci yaşamamıştı” tespiti, krizi derinliğini gözler önüne seriyor. Peki, su kaynaklarının kısıtlı olduğu bir dönemde Ankara’nın bu susuzluk tehdidi neden bu kadar kritik? Türkiye’nin su yönetimi sistemi, iklim değişikliğinin getirdiği bu zorluklara karşı neden yetersiz kalıyor? Küresel bir sorun olan kuraklık, ülkeler arası ilişkiler ve gıda güvenliği açısından ne gibi riskler taşıyor?
Başkent’in kuraklık krizi: Rekor düzeyde su stresi
Su Politikaları Derneği Başkanı Dursun Yıldız, panelde yaptığı değerlendirmede, Türkiye’nin su yönetiminde yaşadığı eksiklikleri net bir şekilde ortaya koydu. Yıldız, su yönetiminin yalnızca teknik bir konu olmadığını, aynı zamanda uluslararası boyutu olan karmaşık bir süreç olduğunu vurguladı.
Uzmanlar, genel olarak Türkiye’nin Karadeniz Bölgesi‘nin coğrafi konumu ve iklim koşulları nedeniyle diğer bölgelere göre daha az kuraklık stresi altında olduğunu belirtirken, Ankara’nın mevcut durumunun emniyet sınırlarının ötesinde olduğunu vurguladılar. Bu şiddetli kuraklık süreci, Ankara’nın su rezervlerinin, yer altı kaynaklarının ve uzun vadeli su güvenliğinin kritik derecede azaldığına işaret ediyor.
Tavsiye Edilen Haberler
-
SürdürülebilirlikTürkiye Sigorta tarafından “Su Raporu” yayımlandı -
-
-

Uzman Görüşü: Hidropolitik uzmanlar, Ankara gibi büyük metropollerdeki su krizinin temelinde, sadece yağış azlığının değil, aynı zamanda hızla artan nüfus, plansız kentsel gelişim ve tarımsal sulamada verimsiz yöntemlerin de yattığını belirtmektedir. Kuraklık, bu faktörlerle birleştiğinde, şehrin su arzı ve talebi arasındaki makası tehlikeli bir şekilde açmaktadır.
Su yönetimi ve politika eksiklikleri
Dursun Yıldız’ın altını çizdiği “Türkiye’nin su yönetiminde eksiklikler yaşanması” tespiti, sorunun teknik düzeyin ötesinde politik ve stratejik düzeyde olduğunu gösteriyor. Su yönetimi, yalnızca barajlardaki doluluk oranlarını takip etmekten ibaret değildir; entegre havza yönetimi, su verimliliği, atık suyun yeniden kullanımı ve kuraklığa karşı erken uyarı sistemleri gibi çok katmanlı yaklaşımları gerektirir.
Türkiye’nin yarı kurak ve kurak bölgelerden oluşan coğrafi yapısı, zaten su stresi altında olmasına neden olmaktadır. İklim değişikliğinin tetiklediği düzensiz ve yetersiz yağışlar, bu yapısal sorunu kronik bir krize dönüştürmektedir. Özellikle Ankara gibi iç bölgelerdeki kuraklık, gıda güvenliğini de doğrudan tehdit etmektedir; zira su kıtlığı tarımsal üretimi düşürür ve bölgedeki gıda fiyatlarını olumsuz etkileyebilir.

Türkiye ve bölgeye bağlantı: Karadeniz’in göreceli rahatlığı ve iklim adaletsizliği
Su Politikaları Derneği Başkanı’nın Karadeniz Bölgesi’nin diğer bölgelere göre daha az kuraklık yaşadığı yönündeki tespiti, Türkiye’deki iklim değişikliğinin yarattığı bölgesel adaletsizliği gözler önüne seriyor. Bir yanda rekor kuraklık yaşayan İç Anadolu ve Güneydoğu varken, diğer yanda nispeten bol suya sahip Karadeniz Bölgesi’nin bulunması, ülkenin su kaynaklarını etkin ve adil bir şekilde dağıtma zorunluluğunu artırmaktadır.
Ankara’daki susuzluk tehdidi, Türkiye’nin komşu ülkelerle olan su ihtilafları bağlamında da önemlidir. Kuraklığın yalnızca ülke içi değil, “ülkeler arası da bir sorun” olduğu gerçeği, özellikle Fırat ve Dicle gibi sınır aşan sular konusunda Türkiye’nin bölgesel diplomasi ve iş birliği stratejilerini de etkilemektedir. Ankara’nın başkent olarak yaşadığı su stresi, ulusal güvenlik açısından da önem taşıyan stratejik bir konudur.
Su krizi, yönetim krizidir
Ankara’daki susuzluk tehdidine dair uzmanlardan gelen bu uyarılar, meselenin sadece yağmur beklemekten ibaret olmadığını kesin bir şekilde göstermektedir. Su Politikaları Derneği Başkanı Yıldız’ın da vurguladığı gibi, yaşanan kuraklık aynı zamanda bir yönetim krizidir.
Türkiye’nin, 21. yüzyılın iklim gerçeklerine uygun, uzun vadeli, sürdürülebilir ve entegre bir su yönetimi politikasına acilen ihtiyacı vardır. Bu, tarım ve sanayide su kullanım verimliliğini artırmayı, atık suyu geri dönüştürmeyi ve kentsel planlamayı su kaynaklarına göre şekillendirmeyi içermelidir. Başkent’in yaşadığı bu alarm durumu, yalnızca Ankaralıların değil, tüm Türkiye’nin su güvenliği bilincini yükseltmesi gerektiğini göstermektedir. Aksi takdirde, gelecekteki kuraklıklar, basit bir rahatsızlıktan öte, ekonomik ve sosyal bir felakete dönüşebilir.
Kaynak: Ankara Kent Konseyi Çevre ve İklim Meclisi, Başkent Ankara Strateji Enstitüsü ve SPD Hidropolitik Akademi Paneli

