Nature Geoscience’ta yayımlanan yeni bir makale, Antarktika buz örtüsünün bilim insanlarının “Grönlandlaşma” dediği bir sürece girdiğini bildiriyor.
Bulgular, Grönland’daki gibi çıkış buzullarında benzeri görülmemiş geri çekilme, yüzey erime mevsimlerinin uzaması, deniz buzunun küçülmesi ve buz raflarından buzdağı kopmalarının arttığını gösteriyor.
‘Grönlandlaşma’ nedir?

Terim, Grönland’da son on yıllarda gözlenen hızlı buzul geri çekilmesi ve uzayan erime mevsimlerinin Antarktika’da da belirginleşmesini ifade ediyor. Başlangıçta daha soğuk iklimi nedeniyle Antarktika’nın göreli istikrarı bekleniyordu; ancak son çalışmalar, yüzey erimesinin hızlandığını ve buz raflarının gerilediğini ortaya koyuyor.
Ana bulgu: Karaya oturma hattı geriliyor, buz rafları zayıflıyor

Danimarka Meteoroloji Enstitüsü’nden Ruth Mottram ve meslektaşları, okyanus ve atmosfer ısınmasının buzulların karaya oturma hattını (buzun deniz üzerinde yüzmeye başladığı sınır) hızla karaya doğru çektiğini belirtiyor. Antarktika kıyılarının yaklaşık yüzde 75’inde yer alan buz rafları, çıkış buzullarını “destekleyerek” buz akışını yavaşlatıyordu; rafların küçülmesi bu korumayı zayıflatıyor.
Tavsiye Edilen Haberler
-
-
-
-
Çevre KirliliğiTürkiye tek kullanımlık plastikleri yasaklamaya hazırlanıyor
Uydu kanıtı: GRACE ile hızlanan kütle kaybı

Ekip, Antarktika ve Grönland’daki buz kütlesi değişimini Yerçekimi Geri Kazanımı ve İklim Deneyi (GRACE) uydularının gelişmiş veri setleriyle karşılaştırdı. Uydular arası mesafe ölçümlerindeki değişimler, her iki buz örtüsünde de kütle kaybının zamanla hızlandığını gösteriyor.
Antarktika–Grönland paralellikleri güçleniyor
Lamont-Doherty Yer Gözlemevi’nden Jonathan Kingslake, tarihsel olarak Antarktika’nın soğuk iklimi sayesinde yüzey erimesinin sınırlı, geniş buz raflarının ise yaygın olduğunu anımsatıyor. “Grönlandlaşma”, Antarktika’nın yüzeyde daha fazla erimenin görüldüğü ve rafların ortadan kaybolduğu bir rejime geçişini tanımlıyor. Grönland’daki Sermeq Kujalleq (Jakobshavn) buzulu gibi, Antarktika’daki büyük çıkış buzulları da destek kaybıyla daha hızlı geri çekilmeye açık.

Sayılarla buz rafı kaybı
Mottram’ın ekibi, Antarktika buz raflarının 1997–2021 arasında net 36.700 km² küçüldüğünü rapor ediyor; bu, Maryland eyaletinin toplam alanını aşıyor ve doğal mevsimsel büyüme-daralma döngüsüyle geri kazanılamayacak ölçekte bir kayıp.
Sıcak noktalar: Batı Antarktika ve Yarımada
Buz kaybı özellikle Batı Antarktika Buz Örtüsü ve Antarktika Yarımadası’nda yoğunlaşıyor. Amundsen Denizi kıyısındaki Pine Island ve Thwaites buzullarında 1990’lar–2000’lerden bu yana buz akışı yaklaşık yüzde 50 hızlandı. Daha istikrarlı kabul edilen Doğu Antarktika’da bile karaya oturma hattı gerilemesi ve incelme belirtileri görülüyor.
Neden zayıflıyor? Alttan erime ve üstten kırılma

- Okyanus etkisi: Daha sıcak deniz suyu, buz raflarının altını eritiyor. Oluşan tatlı su, tuzlu su üzerinde yükselerek yukarı çekiş yaratıyor ve daha sıcak tuzlu suyun alt kısma taşınmasını hızlandırarak erime döngüsünü besliyor.
- Yüzey etkisi: Erime suyu gölleri, hidrolik kırılma yoluyla buz yüzeyinde çatlakları genişletiyor; bu da rafları ani kopmalara karşı savunmasız bırakıyor.
Birçok çöküş vakasında, alttan erimeyle dengesizleşen raflara, yüzeydeki hidrolik kırılma “son darbeyi” vurdu.
Modelleme belirsizlikleri sürüyor
Kingslake, buz–okyanus–atmosfer süreçlerinin bir kısmının hâlâ modellerde eksik veya yaklaşık temsil edildiğini, doğru parametreleri seçmek için daha fazla gözleme ihtiyaç duyulduğunu vurguluyor. Çalışma, özellikle atmosferik ısınma ve okyanus dolaşımının buz kopması, raf erimesi, yüzey erimesi ve deniz buzu üzerindeki etkilerine dair girdilerin iyileştirilmesi çağrısı yapıyor.
Neden önemli? Küresel deniz seviyesi ve kıyı riski
Yazarlar, Antarktika’nın Grönlandlaşmasının deniz seviyesini yükselteceğini ve etkilerinin “en ücra kıtanın çok ötesinde” hissedileceğini belirtiyor. Kıyı bölgeleri, artan deniz seviyesiyle birlikte daha yıkıcı taşkınlar ve fırtına kabarmalarına açık hale geliyor. Daha ayrıntılı ve isabetli modeller, toplumların bu tehditlere hazırlanmasına yardımcı olabilir.
Uyarı niteliğinde bir tablo
Antarktika’daki hızlı değişimler, geleceğe ait sanılan risklerin beklenenden erken gerçekleşebileceğini gösteriyor. Grönland’ın sunduğu örüntü, Antarktika’nın potansiyel seyrine ışık tutarken, araştırmacılar buz örtüsünün iklim sistemini ve küresel çevreyi şekillendirmedeki rolünü anlamak için sürdürülmesi gereken çalışmaların aciliyetini vurguluyor.





