Bilim insanları, Antarktika’da buz sahanlıklarının denizle temas ettiği karaya oturma çizgisinin (grounding line) 1996’dan bu yana nasıl değiştiğini 30 yıllık uydu verisiyle haritaladı. Analiz, donmuş kıtanın genelinde buz örtüsünün yüzde 77’sinde belirgin bir karaya oturma çizgisi göçü (geri çekilme/ilerleme) görülmezken, Batı Antarktika, Antarktika Yarımadası ve Doğu Antarktika’nın kimi kesimlerinde son derece hızlı kayıpların yoğunlaştığını ortaya koydu.
Kayıp alan: 12.820 km² — yılda ortalama 442 km²
Toplamda, yaklaşık 12.820 km² (5.000 mil²) karaya oturmuş buz (zemine temas eden buz) ortadan kalktı; bu, yılda ortalama 442 km² (170 mil²) kayba karşılık geliyor. Çalışmanın başyazarı, California Üniversitesi Irvine’dan Prof. Eric Rignot, bulguları “Her yerinden delinmemiş ama delindiği yerlerde derinden delinmiş bir balon” benzetmesiyle özetledi.
En keskin geri çekilme Batı Antarktika’da: Amundsen Denizi ve Getz sektörleri
- Amundsen Denizi ve Getz bölgelerinde çok sayıda buzul 10–40 km arasında geri çekildi.
- Pine Island Buzulu: 33 km
- Smith Buzulu: 42 km
- Thwaites (“Kıyamet Buzulu”): 26 km
Bu geri çekilmeler kritik; çünkü karaya oturmuş buzun kaybı, kara üzerinde hapsolmuş tatlı suyun denizle bağlantısını hızlandırıyor, buz akışını serbestleştiriyor ve deniz seviyesi yükselişine doğrudan katkı yapıyor.

Deniz seviyesi riski: Yüzyıl ve ötesi
Yakın tarihli çalışmalar, Antarktika Yarımadası’ndaki buz kaybının 2100’e kadar deniz seviyesine ~22 mm, 2300’e kadar ~172 mm ek katkı yapabileceğini öngörüyor. Thwaites Buzulu’nun çöküşü tek başına ~65 cm, bugün Antarktika buz kaybının yaklaşık dörtte birini oluşturan Pine Island Buzulu ise ~0,5 m civarında ek deniz seviyesi artışı potansiyeline sahip.
Tavsiye Edilen Haberler
-
-
-
merak edilenlerÜçüncü Cemre düşme tarihi: Son Cemre ne zaman düşecek? -
Isınan okyanus ve rüzgârlar “sıcak suyu” buzullara itiyor
Rignot, en dramatik “yaraların” sıcak okyanus sularının rüzgâr düzenleri tarafından buzullara doğru itildiği yerlerde görüldüğünü belirtiyor. Bu bölgelerde nispeten ılık ve tuzlu derin su kütleleri (ör. sirkumpolar derin su), buz raflarının altını oyup karaya oturma çizgisini geriye itiyor. Bu, buz raflarının “dayanak” (buttressing) etkisini zayıflatıyor ve iç kesimlerdeki buz akışını hızlandırıyor.

Antarktika Yarımadası’nın kuzeydoğusunda “sıcak su izi yokken” geri çekilme
Uydu verileri, yarımadanın kuzeydoğusunda sıcak okyanus sularına dair açık işaretler olmamasına rağmen önemli geri çekilmelere işaret ediyor; bu, bölgedeki süreçlere dair hâlâ yanıtlanmamış sorular olduğunu gösteriyor. 1996’dan önce büyük buz raflarının çökmesiyle zayıflayan birçok buzulda son 30 yılda hızlı gerilemeler gözlendi:
- Hektoria Buzulu: −21 km
- Green Buzulu: −16 km
- Evans Buzulu: −9,3 km
İlk kez bütün Antarktika ölçeğinde, uzun süreli bir harita

NASA ve Avrupa Uzay Ajansı’nın (ESA) da aralarında bulunduğu kurumların uydularından derlenen veri seti, Antarktika’nın karaya oturma hattının ısınan okyanusa verdiği yanıtı ilk kez bu kapsayıcılıkta ve zaman aralığında netleştirdi. Rignot, “Bunun son derece önemli olduğunu 30 yıldır biliyorduk ama Antarktika’nın tamamını bu kadar uzun bir süre için kapsamlı biçimde haritaladığımız ilk sefer bu” dedi.
“Daha kötü olabilirdi—ama bu bir sonraki adım olabilir”
Araştırmacılar, Antarktika’nın tamamının henüz eşzamanlı ve güçlü bir tepki vermemiş olmasının “şimdilik bir şans” olduğunu, aksi halde çok daha büyük bir sorunla karşılaşılacağını vurguluyor. Ancak mevcut odak alanlardaki hızlanmış kayıplar, uzun vadede kıtanın daha geniş kesimlerinin tetiklenebileceğine işaret ediyor.
Neden karaya oturma çizgisi kritik?
Karaya oturma çizgisi; yüzen buz rafı ile zemine oturmuş buz arasındaki sınırdır. Bu çizgi geriye çekildikçe yüzen rafların “dayanak” (buttressing) etkisi azalır; iç kesimlerdeki buz akışı hızlanır ve deniz seviyesine katkı büyür. Bu nedenle grounding line değişimleri, deniz seviyesi projeksiyonlarının en hassas bileşenlerinden biridir.
Sonuç: Okyanus–buz etkileşiminde küçük itişler, büyük sonuçlar
Batı Antarktika başta olmak üzere sıcak su girişlerinin rüzgâr ve okyanus dolaşımıyla buzullara ulaştırılması, yerel ölçekli olsa da küresel deniz seviyesi açısından büyük sonuçlar doğuruyor. Yeni çalışma, okyanus ısınmasının hızını sınırlamaya dönük iklim eylemlerinin, deniz seviyesi risklerini azaltmada belirleyici olacağını bir kez daha gösteriyor.





