Avrupa’da tehlike altındaki yabani arı türlerinin sayısı 10 yılda ikiye katlandı

Yayın: 11 Ekim 2025 13:09
Güncelleme: 11 Ekim 2025 13:11

Avrupa’nın biyoçeşitlilik krizi derinleşiyor: Uluslararası Doğa Koruma Birliği (IUCN) tarafından yapılan bilimsel çalışmalar, kıtadaki nesli tükenme tehlikesi altındaki yabani arı türlerinin sayısının son on yılda iki kattan fazla arttığını ortaya koydu.

Avrupa’daki 1.928 arı türünden en az 172’si artık yok olma tehlikesiyle karşı karşıya. Kelebekler için de tablo benzer derecede endişe verici; tehlike altındaki kelebek türlerinin sayısı 14 yıl öncesine göre neredeyse ikiye katlanarak 37’den 65’e yükseldi ve Madeiran büyük beyaz kelebeğinin nesli tükendiği ilan edildi.

IUCN Genel Direktörü Grethel Aguilar’ın belirttiği gibi, arılar ve kelebekler gibi tozlayıcılar, gıda sistemlerinin, sağlığın ve ekonominin “can damarıdır”. Tohumların, meyve ve sebzelerin devamlılığını sağlayan bu hayati canlıların hızla azalmasının arkasında yatan temel nedenler neler? Küresel ısınma, özellikle dağ tepelerinde yaşayan kelebekleri neden iki kat daha fazla tehdit ediyor? AB’nin yeni restorasyon mevzuatı, bu acil durumu tersine çevirebilecek mi?

Çevre Bülteni

Doğanın Hikâyesine Ortak Ol

Her hafta iklim krizi, çevre kirliliği, doğa koruma ve sürdürülebilirlikle ilgili en önemli haberleri al.

×

Tozlayıcıları tehdit eden kritik faktörler

Yabani arı ve kelebek popülasyonlarındaki bu hızlı düşüş, birden fazla insan kaynaklı baskının birleşimiyle açıklanıyor:

  1. Habitat Tahribatı: Tarımsal faaliyetlerin yoğunlaştırılması, arazilerin terk edilmesi, sulak alanların kurutulması ve aşırı otlatma gibi uygulamalar, tozlayıcı dostu habitatları yok ediyor veya parçalıyor.
  2. Kimyasal Kullanımı: Neonikotinoidler de dahil olmak üzere gübre ve pestisitlerin yaygın kullanımı, arıların ve kelebeklerin beslenme ve yaşam alanlarını zehirleyerek yerel yok olma riskini büyük ölçüde artırıyor.
  3. İklim Krizi: Küresel ısınma, artık kelebekler için en büyük tehditlerden biri. Avrupa’daki nesli tükenmekte olan kelebeklerin %52’si iklim krizi nedeniyle tehdit altında; bu oran on yıl öncesine göre iki kat daha fazla.

Risk altındaki kritik türler ve iklimsel savunmasızlık

Avrupa’daki çiçekli bitkilerin %90’a yakını hayvan tozlaşmasına bağımlıyken, yabani arıların azalması, birçok yabani bitki türünü de riske atıyor.

  • Arı Türleri: Bezelye, fasulye ve yonca gibi mahsullerin tozlaşmasında önemli rol oynayan 15 bombus arısı türü ve ağaçların tozlaşmasıyla bilinen 14 selofan arısı türü artık tehdit altında. Avrupa’ya özgü bir madenci arısı olan Simpanurgus phyllopodus ise kritik derecede tehlike altında (doğada yok olmaya en yakın kategori) olarak değerlendiriliyor.
  • Kelebek Türleri: Küresel ısınmaya karşı en savunmasız olanlar, yaşam alanları ısındıkça yokuş yukarı hareket etmek zorunda kalan ve sonunda sığınacakları alan kalmayan dağ tepelerinde yaşayan kelebeklerdir.
    • Akdeniz: Aşırı kuraklık ve orman yangınları, kritik derecede tehlike altındaki Karpathos alabalığı gibi türleri tehdit ediyor.
    • Kuzey Kutbu: Küresel ısınma, ağaç sınırını kuzeye kaydırırken, Freyja’nın fritillaryası ve Arktik halkalı kelebek dahil olmak üzere sekiz kelebek türü yok olma tehlikesiyle karşı karşıya.

AB’den acil eylem çağrısı ve restorasyon çabaları

Avrupa Komisyonu, yabani arıların ve kelebeklerin korunma durumunu “vahim” olarak nitelendirdi. Kelebek değerlendirmesi koordinatörlerinden Martin Warren, tozlayıcılar için en büyük yaşam alanı olan çiçeklerle dolu otlakların Avrupa genelinde hızla yok olduğunu belirtti.

Ancak olumlu bir gelişme olarak, AB doğa restorasyon mevzuatı kapsamında, tüm üye devletler 2030 yılına kadar tozlayıcı sayısındaki düşüşü tersine çevirmek zorunda. AB Komiseri Jessika Roswall, bu tehditle mücadele etmek için acil ve kolektif eyleme ihtiyaç olduğunu ve ilerlemeyi takip etmek için AB çapında bir izleme sistemi kurulduğunu açıkladı.

Warren, çiftçilerin tarlalarının etrafına çiçeklerle dolu alanlar oluşturması gibi, gıda üretimini azaltmayacak, hatta artırabilecek eylemlerin mümkün olduğunu vurguladı.

Türkiye ve tozlayıcı krizi

Avrupa’daki bu dramatik düşüş, Türkiye için de bir uyarı niteliğindedir. Türkiye, zengin biyoçeşitliliğe ve önemli sayıda yabani arı ve kelebek türüne ev sahipliği yapmaktadır. Ancak yoğun tarımsal faaliyetler, aşırı gübre ve pestisit kullanımı (özellikle neonikotinoidler), orman yangınları ve kentleşme nedeniyle habitat kaybı, Türkiye’deki tozlayıcı popülasyonlarını da ciddi şekilde tehdit etmektedir.

Türkiye’nin kendi tarım politikalarını gözden geçirmesi, pestisit kullanımını sınırlandırması ve özellikle arı dostu, çiçekli otlakların korunması ve restore edilmesi, sadece ekolojik dengeyi değil, aynı zamanda ülkenin tarımsal verimliliğini ve gıda güvenliğini de korumak için kritik öneme sahiptir.

Yorum

Avrupa’daki yabani arıların ve kelebeklerin on yılda ikiye katlanan yok olma tehlikesi, modern tarım yöntemlerinin ve iklim krizinin gezegen üzerindeki yıkıcı etkisinin somut bir kanıtıdır. Tozlayıcılar, gıda tedarik zincirimizin sessiz ve vazgeçilmez işçileridir. Onların kaybı, sadece estetik bir kayıp değil, yüz milyarlarca dolarlık tarımsal üretime doğrudan bir tehdittir.

AB’nin yeni restorasyon mevzuatının getirdiği yasal zorunluluk, bu krizi tersine çevirmek için umut verici bir zorlama sağlamaktadır. Ancak teknoloji ve siyasi irade olmadan, bu yasal zorunluluk sadece kağıt üzerinde kalacaktır. Tozlayıcılar için en büyük yaşam alanı olan çiçekli otlakların yok olmasının durdurulması, sadece çevreci bir tercih değil, gezegensel bir zorunluluktur.

Kaynak: Uluslararası Doğa Koruma Birliği (IUCN), The Guardian
Fotoğraf: Skyler Ewing

Yorum bırakın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Scroll to Top