Avrupa’nın moda markaları ne kadar çevreci?

Yayın: 26 Kasım 2025 10:06
Güncelleme: 26 Kasım 2025 10:06
Fotoğraf Kaynağı: Fotoğraf: freepik

Yirmi yıl önce sürdürülebilirlik, moda markalarının kampanyalarında sadece küçük bir dipnottan ibaretti. Ancak iklim krizi, kirlilik ve çalışma koşullarına ilişkin farkındalık arttıkça tablo değişti: Günümüzde pek çok üretici, daha sürdürülebilir pamuk kullanmaktan su tüketimini ve sera gazı emisyonlarını azaltmaya kadar birçok hedefi öne çıkarıyor.

DW ve Avrupa Veri Gazeteciliği Ağı (European Data Journalism Network-EDJNet), Avrupa’nın en büyük 17 moda şirketine ait 200’den fazla rapordaki 468 sürdürülebilirlik taahhüdünü büyüteç altına aldı. Sonuçlar, bazı şirketlerin belirledikleri hedeflere ulaşacak kadar somut adım attığını, bazılarının ise hedeflere yaklaşamadığını gösteriyor. Ancak sürdürülebilir modanın genel standart hâline gelmesi için sektörün önünde hâlâ uzun bir yol var.

Moda sektörü: Kirlilik, orman katliamı, fosil yakıtlar

Dünya Kaynakları Enstitüsü’nün 2021’de derlediği çalışmalara göre moda sektörünün küresel emisyonların yüzde 2 ila 7’sinden sorumlu olduğu düşünülüyor. Bu konuda kesin rakamları belirtmek mümkün değil. Zira karmaşık tedarik zincirlerinin tamamına dair emisyon verileri eksik. Ancak şöyle bir mukayese yapıldığında, zihinlerde daha net bir tablo oluşabilir: Küresel emisyonların yaklaşık yüzde 2,5’ine havacılık sektörü neden oluyor.

Çevre Bülteni

Doğanın Hikâyesine Ortak Ol

Her hafta iklim krizi, çevre kirliliği, doğa koruma ve sürdürülebilirlikle ilgili en önemli haberleri al.

×

Moda sektöründeki emisyonların büyük bölümü giysi üretiminden kaynaklanıyor. Elyaf için hammadde yetiştirmek veya çıkarmak, ipliğe dönüştürmek, kumaş üretmek ve boyamak yoğun enerji gerektiriyor. Buna su tüketimi ve ağır kimyasal kullanımı da ekleniyor. 2017 tarihli bir araştırmaya göre, sentetik tekstil liflerinin dünya okyanuslarındaki mikro plastiklerin yüzde 35’ini oluşturduğu tahmin ediliyor.

Son yıllarda bu sorunlara ilişkin farkındalık ciddi biçimde arttı. Sürdürülebilirlik alanında daha güçlü düzenlemeler savunan Brüksel merkezli bir sivil toplum kuruluşu Değişen Pazarlar Vakfı (Changing Markets Foundation) bünyesinde kampanya yöneticisi olan Urska Trunk, “Özellikle son on yılda moda markalarının değer zincirlerinde çevresel ve insan hakları ihlallerini ortaya koyan çok sayıda rapor yayımlandı” diyor.

2013’te Bangladeş’te Zara, Primark ve Benetton gibi markalar için üretim yapan bir fabrikanın çökmesi sonucu 1100’den fazla kişinin hayatını kaybettiğini hatırlatan Trunk, “Bu tür vakalar arttıkça tüketiciler, kıyafetlerinin sosyal ve çevresel açıdan sorumlu şekilde üretilip üretilmediğini sorgulamaya başladı” diye ekliyor.

H&M, Adidas ve Puma gibi markalar, 2000’lerin başında sürdürülebilirlik raporlamasına başlayan ilk şirketler arasındaydı. Diğerleri ise 2015 sonrasında raporlamaya geçti. 2008’de kurulan çevrimiçi perakendeci Zalando, ilk sürdürülebilirlik stratejisini 2015’te yayımladı. Bazı lüks markalar ise çok daha geç harekete geçti. DW ve ortak çalıştığı diğer araştırma ağları, analiz edilen markaların tümüyle iletişime geçti; ancak bu haberin yayına hazırlandığı güne kadar pek çok firmadan, herhangi bir geri dönüş olmadı.

Sürdürülebilirlik hedeflerinin yalnızca yarısına ulaşıldı

DW ve EDJNet’in değerlendirdiği 468 taahhüdün yaklaşık yarısı, 2025 sonrasını kapsayan hedefler içeriyor. Bu hedefler arasında emisyon azaltımı, daha sürdürülebilir malzeme kullanımı, enerji tüketimi ve atık yönetimi gibi başlıklar bulunuyor. Süresi dolmuş hedefler arasında şirketlerin yaklaşık yarısı başarıya ulaşmış görünüyor. Üç hedeften biri başarısız oldu; geri kalanlar ise belirsiz.

Analize dahil edilen şirketler içinde, en fazla hedefi yerine getiremeyen marka Zalando oldu: 17 hedeften 10’u başarısız. Şirketin raporlarına göre, 2019’da belirlenen “2023’e kadar brüt ürün hacminin yüzde 25’ini daha sürdürülebilir ürünlerden elde etmek” hedefi yüzde 10,5’te kaldı.

DW’nin sorularını yanıtlayan Zalando, “sürdürülebilirlik yolculuğunda” şeffaf olduklarını, eksik kaldıkları alanları açıkladıklarını ve yüzde 25’lik brüt satış hacmi hedefini tutturamadıklarını kabul ettiklerini belirtti.

Bazı şirketler ise hedefleri belirsiz bırakıyor. İspanyol Mango, İngiliz Primark ve İtalyan OVS gibi markalar, hedeflerin önemli bir bölümünü ya değiştiriyor ya da tamamen ortadan kaldırıyor.

Mango, örneğin 2012’de duyurduğu “2020’ye kadar tedarik zincirinde tehlikeli kimyasalları ortadan kaldırma” hedefinin sonuçlarını raporlamadı. OVS, EDJNet’e yaptığı açıklamada, 2017’de belirlenen “tüketicilerden toplanan kumaşlardan üretilen liflerle 3 milyon giysi üretme” hedefinin başarısız olduğunu doğruladı; ancak bunu kamuya açık raporlarına yansıtmadı.

Analize dahil edilen sekiz lüks marka, toplam 235 geçmiş hedefin yalnızca üçte birini oluşturuyor. H&M 49 taahhütle ilk sırada; Adidas 28 taahhütle ikinci sırada yer alıyor.

Lüks markalar sürdürülebilirlik konusunda sessiz

Yayın öncesinde şirketlere sürdürülebilirlik stratejileri hakkında sorular yöneltildi; ancak özellikle lüks markaların büyük kısmı hiç yanıt vermedi. Bu markalardan bazılarını temsil eden çatı kuruluş da DW’nin sorularına yayın tarihine kadar cevap vermedi. Oysa lüks markalar, tedarik zincirlerini dönüştürmeye yönelik mali engeller bakımından hızlı tüketim markalarına kıyasla çok daha avantajlı.

DW’nin incelediği, moda şirketlerine ait 468 taahhüdün yarısı net ifadelere sahip. Örneğin “2030’a kadar tüm plastik ambalajların en az yarısının yüzde 100 geri dönüştürülmüş malzemeden üretilmesini sağlamak” gibi ifadelere yer veriliyor.

Primark ve Hermès ise belirsiz ifadeler kullanan markalar arasında öne çıkıyor. Hermès, 2021’de “Fransız tekstil üreticilerinden gelen tüm üretim artıkları yüzde 100 geri dönüştürülecek” şeklinde bir hedef açıkladı; ancak kapsamı netleştirmedi.

Sürdürülebilir pamuk hedefleri

Şirketler arasında kullanılan tanımlar ve kabul edilen standartlar farklı olduğu için doğrudan karşılaştırma yapmak zor. Ancak neredeyse tüm markaların çözmek zorunda olduğu ortak bir konu var: pamuk. Pamuk su tüketimi yüksek bir bitki ve geleneksel üretim süreçleri hem kimyasal kullanımını hem de kötü çalışma koşullarını içeriyor.

H&M, 20 yılı aşkın süre önce “organik pamuk” kullanımına yöneldi. Adidas ve H&M, pamuklarını daha sürdürülebilir kaynaklardan elde etmeyi taahhüt eden ve Daha İyi Pamuk Girişimi (Better Cotton Initiative-BCI) gibi standartların gelişmesini destekleyen programlara katılan öncü markalar arasındaydı.

Buna karşın çok az marka, ana üretim malzemesi olan plastikten uzaklaşmayı taahhüt ediyor. Sentetik lifler, 2024’te küresel lif üretiminin yüzde 69’unu oluşturdu. “Daha sürdürülebilir malzeme” vaadi ise çoğu zaman geri dönüştürülmüş polyester gibi tartışmalı malzemeleri de kapsıyor.

AB’den kurumsal sürdürülebilirlik direktifi

Trunk, geçmişte en büyük sorun denetimsizlik olduğunu söylüyor: “Adeta bir Vahşi Batı gibiydi. Markalar istediklerini söyleyebiliyor, bunu kanıtlamak zorunda kalmıyordu.”

2024’te yürürlüğe giren Avrupa Birliği Kurumsal Sürdürülebilirlik Raporlama Direktifi (CSRD) ise belirli büyüklüğün üzerindeki şirketlere kaynak kullanımı, iklim etkileri ve sürdürülebilirlik faaliyetlerini standart bir formatta açıklama zorunluluğu getiriyor.

Adidas, LVMH ve Hermès gibi şirketler, 2024 raporlarını bu direktife göre hazırladı. Ancak Avrupa Komisyonu 2025 başında uygulamayı erteleme kararı aldı ve kapsamı daraltarak daha küçük şirketleri yükümlülükten muaf tuttu.

Yeşil aklama (greenwashing) iddialarına karşı hazırlanan AB Yeşil İddialar Direktifi ise Avrupa Halk Partisi’nin itirazları nedeniyle belirsizliğini koruyor.

Kaynak: DWTürkçe

Yorum bırakın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Scroll to Top