Bilim insanları, dünya okyanusları ve küresel iklim için büyük bir tehdit oluşturan Antarktika’daki kırılgan “Kıyamet Buzulu”nda sondaj çalışması yapmaya hazırlanıyor. Araştırmanın amacı, iklim değişikliğiyle bağlantılı olarak deniz seviyelerinin hızla yükselmesine yol açabilecek ve “sualtı tsunamileri” olarak tanımlanan güçlü okyanus hareketlerini daha iyi anlamak.
Resmi adı Thwaites Buzulu olan ve yaklaşık Birleşik Krallık büyüklüğünde bir alanı kaplayan devasa buz kütlesi, bazı bölgelerde 2 bin metreye ulaşan kalınlığıyla Antarktika’nın en büyük ve en istikrarsız buzullarından biri olarak kabul ediliyor. Bilim insanlarına göre Thwaites Buzulu’nun tamamen çökmesi, küresel deniz seviyelerinin yaklaşık 65 santimetre yükselmesine neden olabilir.
1000 metre derinliğe inilecek

Araştırmacılar, okyanus suyunun buzun altından ve üstünden erimeye yol açan süreçleri doğrudan gözlemleyebilmek için buzulun ulaşılması en zor ve en az incelenmiş bölgelerinden birine sondaj yapacak. Çalışma kapsamında buzulda yaklaşık 1.000 metre derinliğe kadar inilecek.
Britanya Antarktika Araştırma Kurumu’nda (BAS) görev yapan fiziksel okyanus bilimci Dr. Peter Davis, projenin “gezegenin en önemli ve en istikrarsız buzullarından birinde yürütülen son derece zorlu bir görev” olduğunu söyledi.
Tavsiye Edilen Haberler
Önümüzdeki iki hafta boyunca, BAS ile Kore Kutup Araştırma Enstitüsü’nden (KOPRI) oluşan ortak bir ekip, buzu delmek için sıcak su sondaj sistemi kullanacak. Açılan deliklerden, yukarıdaki araştırmacılara veri aktaracak ölçüm cihazları indirilecek.
Sualtı tsunamileri incelenecek
Araştırmacılar, Sky News Australia’ya yaptıkları açıklamada, buzun altında oluşan ve 10 metreden yüzlerce metreye kadar uzanabilen “sualtı tsunamileri”ni inceleyeceklerini belirtti. Bu büyük su altı dalgalarının, derin okyanus sularını yüzeye daha yakın sularla karıştırarak buzul erimesini hızlandırabileceği düşünülüyor.
BAS’ta görev yapan okyanus bilimci Dr. Alex Brearley, “Genlikleri 10 metreden yüzlerce metreye kadar ulaşabilen bu büyük su altı dalgaları, derin suyu yüzeye yakın sularla karıştırabiliyor. Deniz buzunun erimesiyle ilgili daha doğru tahminler yapabilmek için bu süreci anlamamız gerekiyor,” dedi.
Dr. Peter Davis ise bilim insanlarının bu proje kapsamında “ilk kez, okyanus suyunun yüzeyin yaklaşık 1.000 metre altındaki buza ne yaptığını neredeyse gerçek zamanlı olarak gözlemleyeceklerini” vurguladı.
“Bu ancak son yıllarda teknik olarak mümkün hale geldi ve deniz seviyelerinin ne kadar hızlı yükselebileceğini anlayabilmemiz açısından kritik öneme sahip,” diye konuştu.
Ana gövdede yapılacak
Thwaites Buzulu üzerinde daha önce yapılan araştırmalar, genellikle daha istikrarlı bölgelere odaklanmıştı. Yeni çalışma ise, yarıklarla dolu yapısı nedeniyle büyük ölçüde keşfedilmemiş olan buzulun ana gövdesinde yürütülecek.
Ekip, buzulun deniz tabanından koparak yüzmeye başladığı ve bir buz rafına dönüştüğü noktaya kadar sondaj yapmayı planlıyor. Yaklaşık 1.000 metre derinlikte bulunan bu bölge, Thwaites Buzulu’nun en savunmasız noktası olarak değerlendiriliyor. Çünkü sıcak okyanus suları bu noktada buzulun altına girerek alttan erimeyi hızlandırıyor.
Sondaj sırasında su, yaklaşık 90 santigrat dereceye kadar ısıtılacak ve yüksek basınçla bir hortum aracılığıyla buza pompalanacak. Sıcak su, dakikada yaklaşık bir metre hızla buzu eritirken, yaklaşık 30 santimetre çapında bir delik açacak.
“Kutup biliminin en uç noktası”
Kore Kutup Araştırma Enstitüsü’nde baş araştırma bilimcisi olarak görev yapan Dr. Won Sang Lee, çalışmanın zorluk derecesine dikkat çekerek, “Bu, kutup biliminin en uç noktası,” dedi.
“Buzulun üzerine çıkabileceğimize dair hiçbir garanti olmadan bu zorlu yolculuğu yaptık. Bu nedenle şu anda buzulun üzerinde olmak ve bu cihazları yerleştirmeye hazırlanmak, KOPRI ve BAS’tan projeye katılan herkesin beceri ve uzmanlığının bir göstergesidir,” ifadelerini kullandı.
Sondaj mühendisi Keith Makinson ise BAS ekibinin 75 yıllık sıcak su sondajı deneyimine sahip olduğunu belirterek, “Bu alanda dünya lideriyiz,” dedi.
Makinson, “Son kırk yılda bu teknolojinin nasıl geliştiğini görmek inanılmaz. Bugün bu teknoloji, iklim değişikliği ve yükselen deniz seviyelerinin hepimizi nasıl etkileyeceğine dair hayati sorulara yanıt bulmamıza yardımcı oluyor,” değerlendirmesinde bulundu.





