Avrupa’daki bilim insanları, iklim değişikliği, aşırı hava olayları ve çevresel risklere karşı daha doğru tahminler geliştirmek amacıyla Dünya’nın atmosferini, okyanuslarını ve kara yüzeyini kapsayan benzeri görülmemiş bir bilgisayar simülasyonu oluşturuyor. Avrupa Birliği tarafından finanse edilen proje, Dünya’nın “dijital ikizini” meydana getirmeyi hedefliyor.
“Destination Earth” ya da kısaca DestinE adı verilen girişim, yapay zeka ve süper bilgisayar teknolojilerinden yararlanarak mevcut iklim ve hava tahmin modellerinden çok daha yüksek çözünürlüğe sahip dijital simülasyonlar geliştirdi. Bu dijital ikiz modelleri, iklim değişikliğinin etkilerini, aşırı hava olaylarını ve uzun vadeli çevresel riskleri daha ayrıntılı şekilde öngörmeyi amaçlıyor.

Haziran ayında bir sonraki aşamasına geçmesi planlanan DestinE programı, pratik uygulamalar için kullanıcı tabanını genişletecek. Proje halihazırda Avrupa genelinde çeşitli pilot uygulamalarda kullanılıyor. Bunlar arasında Avrupa şehirleri için yüksek çözünürlüklü kentsel ısı haritaları, hava kirliliği izleme sistemleri ile orman yangını, sel ve kuraklık için erken uyarı mekanizmaları yer alıyor.
Avrupa Komisyonu’nda DestinE’den sorumlu birimin başkanı Grazyna Piesiewicz, enerji sektörünün projede öncelikli alanlardan biri olduğunu belirterek, “Özellikle yenilenebilir enerji üretiminin optimize edilmesi ve elektrik şebekesi istikrarının sağlanmasına yönelik çeşitli pilot hizmetler geliştiriyoruz” dedi.
Tavsiye Edilen Haberler
Yüksek çözünürlüklü küresel model
Avrupa Orta Vadeli Hava Tahminleri Merkezi (ECMWF) liderliğindeki bir bilimsel konsorsiyum, 2022 yılından bu yana yaklaşık 500 milyon avroluk AB fonuyla DestinE programının temel altyapısını oluşturdu.

ECMWF Genel Direktörü Florian Pappenberger, projenin mevcut sistemlerle kıyaslandığında benzersiz olduğunu vurgulayarak, “Kısa ve orta vadede hava tahminlerimizi ve iklim projeksiyonlarını bu ölçekte geliştirebilecek başka bir girişim yok” dedi.
Pappenberger, DestinE’nin mevcut iklim modellerine göre çok daha yüksek mekânsal çözünürlük sunduğunu belirtti. Dijital ikiz, dünyayı noktaları yaklaşık 5 kilometre aralıklarla yerleştirilmiş üç boyutlu bir ızgara ile kapsıyor; bazı bölgesel uygulamalarda bu mesafe daha da düşüyor. “Yan yana baktığınızda farklar gerçekten inanılmaz,” ifadelerini kullandı.
Bilgisayarların giderek daha güçlü hale gelmesi ve yapay zekanın devasa veri akışlarını analiz edebilmesiyle birlikte, dijital ikiz kavramı; performans simülasyonu ve optimizasyonu amacıyla bilim ve endüstride hızla yaygınlaşıyor. Dijital ikizler, fiziksel sistemlerin dinamik birer kopyası olarak işlev görüyor.
Sağlık ve insan vücudu da modelleniyor

Sağlık sektörü de dijital ikiz teknolojisinin hızla geliştiği alanlardan biri olarak öne çıkıyor. Tıp araştırmacıları, hastalıkların, organların ve biyolojik sistemlerin dijital modellerini geliştiriyor. Avrupa Birliği’nin bu kapsamda geliştirme aşamasında olan 100 milyon avroluk sanal insan ikizleri programı bulunuyor.
AB İletişim ve Teknoloji Genel Direktörü Roberto Viola, insan vücudunun dijital ikizlerinin geliştirilmesini, dijital bir Dünya yaratma sürecine benzetti. “Kan dolaşımı gibi bazı sistemleri modelleme konusunda çok ilerlemiş durumdayız. Ancak bağışıklık sistemi gibi son derece karmaşık alanlarda hâlâ başlangıç aşamasındayız,” dedi. “Dünyayı yaşayan bir gezegen olarak düşündüğümüzde, benzer bir yaklaşımı burada da uyguluyoruz.”
İklimden göçe kadar geniş bir vizyon
DestinE programı, ilk aşamada iklim ve aşırı hava olaylarının dijital ikizlerini oluşturmaya odaklandı. Önümüzdeki dönemde ise biyolojik çeşitlilik, okyanus dinamikleri, hastalıkların yayılması ve insan göçleri gibi küresel ölçekteki insan ve çevre etkileşimlerinin modellenmesine doğru genişlemesi planlanıyor.
Viola, projenin nihai hedefini şu sözlerle özetledi: “Doğal ya da insan kaynaklı olsun, toplumumuz için hayati önem taşıyan olayların modellenebileceği, daha iyi anlaşılabileceği ve hatta önlenebileceği bir gösterge paneli oluşturmak istiyoruz.”





