Köşe Yazarları

Köşe Yazarları

Süper El Niño gelir mi?

Süper El Niño ihtimali konuşulurken çoğu tartışma aslında yanlış bir yerden başlıyor. Mesele sadece güçlü bir El Niño’nun gelip gelmeyeceği değil. Asıl mesele, bu olayın artık nasıl bir zemin üzerinde gerçekleşeceği. Çünkü bugün içinde bulunduğumuz iklim sistemi, geçmişte El Niño’ların yaşandığı sistemle aynı değil. Pasifik Okyanusu’nda son dönemde gözlenen en önemli gelişme, yüzeyin altındaki birkaç […]

Köşe Yazarları

Yağmur Yağıyor Ama Barajlar Dolmuyor mu?

Son haftalarda neredeyse her gün aynı cümleyi duyuyoruz: “Türkiye’de yağışlar arttı ama barajlar dolmuyor.” Bu cümle çoğu zaman bir adım daha ileri götürülerek “demek ki su yanlış yönetiliyor” sonucuna bağlanıyor. İlk bakışta mantıklı gibi görünen bu yorum, aslında doğanın nasıl çalıştığını yanlış anlamaktan kaynaklanan klasik bir hidroloji hatasıdır. Önce veriye bakalım. Devlet Su İşleri’nin resmî

Köşe Yazarları

Kış Olimpiyatları ve İklim Krizi

2026 Kış Olimpiyat Oyunları Milano-Cortina’da başlarken, madalya mücadelelerinden başımızı kaldırıp pistlerin arkasındaki lojistik ve ekolojik enkaza bakmanın tam vaktidir. 2014 yılında ekibimiz iklimBU ile 2022 Lillehammer adaylığı sürecinde yürüttüğümüz iklim modellemeleri, bugün spor dünyasının görmezden gelmeye çalıştığı o soğuk gerçekleri yıllar öncesinden masaya koymuştu. Kış Olimpiyatları artık bir spor festivalinden ziyade, doğaya karşı teknolojiyle verilen

Köşe Yazarları

Gökyüzünü terbiye etme kibri: Bulut tohumlama ve gerçeklik arasındaki uçurum

İnsanlık tarihi, doğaya hükmetme arzusu ile bu arzunun yarattığı yıkımlar arasındaki salınımın tarihidir. Bugünlerde ne zaman bir aşırı hava olayı yaşansa, ne zaman bir bölge sel altında kalsa ya da kuraklıktan kavrulsa, gözler hemen gökyüzüne çevriliyor. Ancak bu kez bakışlar bulutların doğal formuna değil, insanın o bulutlara “ne yaptığına” odaklanmış durumda. Bulut tohumlama (cloud seeding),

Köşe Yazarları

Neden karbon depolama iklim krizini çözemez?

Karbon yakalama ve depolama teknolojileri, iklim krizinin giderek derinleştiği bir dönemde kamuoyuna uzun süredir “teknolojik bir kurtuluş” olarak sunuluyor. Petrol, doğal gaz ve kömür şirketleri, atmosfere salınan karbondioksidin yakalanıp yer altında güvenle depolanabileceğini, böylece fosil yakıt kullanımının sürdürülebileceğini iddia ediyorlar. Bu yaklaşım, toplumda ve özellikle de ekonomistler arasında azaltım politikalarının ertelenmesine zemin hazırlayan bir rahatlık

Köşe Yazarları

COP30: Gerçeği kabullenme zirvesi

Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Konferansı’nın otuzuncusu, Amazon’un kalbinde, Belém’de yapılıyor. Bu seçim, umutla ironinin yan yana geldiği bir tablo yaratıyor. İnsanlık, dünyanın en önemli karbon yutağının giderek savanlaşmasına tanıklık ederken hâlâ “daha fazlasını yapmalıyız” diyor. Oysa herkes biliyor ki artık “fazlası” yok. Bugün 1,5 derece hedefinden söz etmek bir iklim politikası değil, nostaljik bir temenni.

Scroll to Top
×