ABD’de sağlık ve çevre kuruluşları, kömür santrallerinden kaynaklanan cıva ve toksik hava kirleticilerine yönelik kuralların geri çekilmesi nedeniyle Çevre Koruma Ajansı’na (EPA) dava açtı. Davacılar, kararın özellikle çocuklar ve kırılgan topluluklar için ciddi sağlık riski yarattığını savunuyor.
ABD’de sağlık ve çevre örgütlerinden oluşan geniş bir koalisyon, kömürle çalışan enerji santrallerinde cıva ve diğer zehirli hava kirleticilerini sınırlayan federal standartların geri çekilmesi nedeniyle Çevre Koruma Ajansı’na (EPA) dava açtı. Dava, ABD Columbia Bölgesi Temyiz Mahkemesi’nde açıldı. Koalisyon, EPA’nın son geri adımlarının halk sağlığını tehlikeye attığını, özellikle çocuklar ile savunmasız grupları daha büyük risk altında bıraktığını belirtiyor.
Davayı açan gruplar arasında Earthjustice, Amerikan Akciğer Derneği, Doğal Kaynaklar Savunma Konseyi ve Amerikan Pediatri Akademisi de yer alıyor. Örgütler, Şubat ayında Trump yönetimi dönemindeki EPA’nın, Biden yönetiminin 2024 tarihli Cıva ve Hava Toksik Maddeleri Standardı güncellemesini yürürlükten kaldırmasına itiraz ediyor. Söz konusu güncelleme, kömür santrallerinden izin verilen cıva kirliliğini yüzde 70 azaltmayı, nikel, arsenik, kurşun ve diğer toksik metal emisyonlarını ise üçte iki oranında düşürmeyi hedefliyordu.


Çevre Savunma Fonu’na göre geri çekilen düzenleme yürürlükte kalsaydı, 2037’ye kadar sağlık maliyetlerinde yaklaşık 420 milyon dolar tasarruf sağlanabilecekti. Bu nedenle dava, yalnızca idari bir düzenleme tartışması değil; hava kalitesi, halk sağlığı ve çevresel adalet başlıklarını da doğrudan ilgilendiriyor.
EPA’ya açılan cıva davasının nedeni ne?
Davanın merkezinde, kömürlü termik santrallerden salınan cıva ve diğer toksik kirleticilerin sınırlandırılmasına yönelik federal korumaların zayıflatılması yer alıyor. Sağlık ve çevre örgütleri, EPA’nın bu geri çekme kararının bilimsel kanıtlarla çeliştiğini ve kamu yararını zedelediğini savunuyor.
Tavsiye Edilen Haberler
Koalisyona göre düzenleme yalnızca cıva değil, aynı zamanda nikel, arsenik ve kurşun gibi ağır metallerin emisyonunu azaltacaktı. Bu kirleticiler solunum hastalıklarından nörolojik bozukluklara kadar geniş bir sağlık yelpazesinde risk oluşturuyor. Özellikle gelişim çağındaki çocuklar, hamileler, yaşlılar ve kronik hastalığı bulunan kişiler bu emisyonlardan daha fazla etkileniyor.
Cıva emisyonları neden önemli?


Cıva, sinir sistemi üzerinde etkili güçlü bir nörotoksin olarak biliniyor. Atmosfere salındıktan sonra su ve toprak sistemlerine karışabiliyor, ardından balıklar ve diğer gıdalar üzerinden insan vücuduna ulaşabiliyor. Bu nedenle cıva kirliliği yalnızca santral çevresindeki hava kalitesiyle sınırlı kalmıyor; daha geniş bir gıda güvenliği ve halk sağlığı sorunu yaratıyor.
Özellikle çocuklarda cıvaya maruz kalmanın öğrenme güçlüğü, dikkat sorunları ve gelişimsel etkilerle ilişkili olduğu uzun süredir biliniyor. Çevre örgütleri, bu nedenle cıva standartlarındaki gevşemenin etkisinin yıllara yayılan ciddi sonuçlar doğurabileceği görüşünde.
Muafiyetler sonrası emisyonlar ne kadar arttı?


Koalisyon, geçen yıl eski kömürle çalışan enerji santralleri için hava kalitesi standartlarından iki yıllık muafiyet verilmesinin de kirliliği artırdığını belirtiyor. Bu muafiyet sayesinde, en yüksek emisyon salan bazı tesislerin sorumluluktan kaçabildiği ifade ediliyor.
Davacı grupların aktardığı verilere göre, muafiyetlerin yayımlanmasından bu yana ülke genelinde kükürt dioksit emisyonları yüzde 18 arttı. Nörotoksik cıva emisyonlarında ise yüzde 9’luk yükseliş görüldü. Bu artış, düzenleyici geri adımların sahadaki etkisinin hızlı biçimde ortaya çıktığı yönündeki eleştirileri güçlendiriyor.
Çevre ve sağlık örgütleri ne diyor?
Koalisyon yaptığı açıklamada, yönetimin yalnızca kuralları geri almakla kalmadığını, aynı zamanda kirleticilerin izlenmesi için gerekli altyapıyı da zayıflattığını savundu. Açıklamada, kömür santrallerinin havaya ve gıda zincirine daha fazla nörotoksik cıva salmasına izin verildiği, buna karşın en büyük risk altındaki toplulukların tehdidin boyutu konusunda yeterince bilgilendirilmediği vurgulandı.
Bu vurgu, çevre adaleti tartışmaları açısından da kritik görülüyor. Çünkü kömür santrallerinin çevresinde yaşayan düşük gelirli topluluklar ve sağlık hizmetlerine erişimi sınırlı kesimler, hava kirliliğinin etkilerini daha ağır hissedebiliyor.
Davanın nasıl sonuçlanacağı önümüzdeki süreçte netleşecek. Ancak dava şimdiden, ABD’de çevre düzenlemelerinin geri çekilmesinin sağlık sistemi, çocuk sağlığı ve hava kalitesi üzerindeki etkilerine dair yeni bir tartışma başlatmış durumda.









