Birleşmiş Milletler Genel Kurulu, 3 Mart’ı—1973’te Nesli Tehlikede Olan Yabani Hayvan ve Bitki Türlerinin Uluslararası Ticaretine İlişkin CITES Sözleşmesi’nin imzalandığı gün—“Dünya Yaban Hayatı Günü” ilan etti. Bu yılki tema, yaban hayatının sadece hayvanlardan ibaret olmadığını vurgulamak için “Tıbbi ve aromatik bitkiler: Sağlığı, mirası ve geçim kaynaklarını korumak” olarak belirlendi.

IUCN verileri: Tehdit hızla büyüyor
Uluslararası Doğa ve Doğal Kaynakları Koruma Birliği’nin (IUCN) Kırmızı Liste verilerine göre, dünya genelinde incelenen 172.600 canlı türünün 48.600’den fazlası yok olma tehdidi altında. Kırmızı Liste’ye göre:
- Sikadların (palmiye benzeri bitkiler) yüzde 71’i,
- Mercan resiflerinin yüzde 44’ü,
- Amfibilerin yüzde 41’i,
- Memelilerin yüzde 26’sı,
- Kuşların yüzde 12’si tehlike altında.
IUCN, her yıl tehdit altındaki tür sayısının arttığını ve biyolojik çeşitliliğin ivmeyle azaldığını vurguluyor.

Başlıca tehditler: Habitat kaybı, iklim krizi, kirlilik, istilacılar ve yasa dışı ticaret
Türlerin gerilemesinin ardındaki temel etkenler; doğal yaşam alanlarının tarım, madencilik, mobilyacılık ve altyapı projeleriyle daralması, iklim değişikliği, kirlilik ve istilacı yabancı türlerin yayılması.
Tavsiye Edilen Haberler
-
-
-
-
merak edilenlerÜçüncü Cemre düşme tarihi: Son Cemre ne zaman düşecek?
- Bitkilerin aşırı ve yasa dışı toplanması,
- Organize suç gruplarının türleri öldürüp parçalarını satması,
- Yasa dışı evcil hayvan ticareti de riski büyütüyor.
İklim değişikliği “tehdit çarpanı”
Tehdit altındaki türlerin yüzde 25’inden fazlası için temel risk faktörü olan iklim değişikliği, diğer yok edici baskıların etkisini de hızlandırıyor. Deniz suyu sıcaklığındaki artışlar, mercan resiflerinin yüzde 44’ünü tehlikeye sokan “beyazlama” olaylarını tetikliyor. Afrika ve Avustralya’da su kaynaklarının kuruması büyük memelilerin toplu ölümlerine yol açabiliyor.
Tıbbi ve aromatik bitkiler kritik eşikte
Bu yılın temasıyla uyumlu olarak bitki türlerine yönelik tehditler öne çıkıyor. Yaygın kullanılan tıbbi ve aromatik bitkilerin yüzde 20’den fazlası aşırı toplama ve iklim krizi nedeniyle tükenme noktasında. Tür kaybının insan refahına yansıması çok boyutlu:
- Dünya nüfusunun yaklaşık yüzde 15’i geçimini doğrudan yaban türlerinin yasal ticaretinden sağlıyor; türlerin yok olması milyonları yoksulluk riskiyle karşı karşıya bırakabilir.
- Tarım arazilerinin yüzde 23’ünde verimlilik, biyolojik çeşitlilik kaybı nedeniyle azalıyor.
“Doğayı korumak hayatta kalma stratejisidir”

IUCN Genel Direktörü Dr. Grethel Aguilar, “Yok olan her bitki türüyle birlikte, belki de kansere veya gelecekteki bir salgına çare olacak bir molekülü de sonsuza dek kaybediyoruz. Doğayı korumak artık bir seçenek değil, insanlığın hayatta kalma stratejisidir” dedi.
Hedef: 2030’a kadar en az 260 bin türü değerlendirmek
IUCN, Kırmızı Liste kapsamında bugüne dek 172.600 hayvan, bitki ve mantar türünü inceledi; 2030’a kadar en az 260.000 türü değerlendirmeyi hedefliyor. Raporda, ekosistemlerin gezegenin doğal dengesindeki rolü hatırlatılırken, kaçakçılıkla mücadelede yapay zekâ ve uydu teknolojilerinin zorunluluğu vurgulanıyor.
Dijital izleme şart: Kaçak ticaretin yüzde 60’ı çevrimiçi
Yasa dışı yaban hayatı ticaretinin yüzde 60’ının dijital platformlara kaydığı tespit ediliyor. Bu nedenle platform denetimleri, siber istihbarat ve sınır ötesi veri paylaşımı gibi “siber koruma” önlemlerinin güçlendirilmesi çağrısı yapılıyor.
Sonuç: Türleri korumak, geçim kaynaklarını ve sağlığı korumaktır
Dünya Yaban Hayatı Günü, yaban hayatının yalnızca hayvanlardan ibaret olmadığını; bitkilerin de sağlık sistemlerinden geleneksel bilgiye, ekonomik geçimden gıda güvenliğine uzanan geniş bir yelpazede kritik olduğunu hatırlatıyor. Bilim temelli koruma, yasa dışı ticaretin önlenmesi, iklim uyumu ve yerel toplulukların geçim kaynaklarının desteklenmesi, biyolojik çeşitliliğin çöküşünü durdurmak için birlikte ilerletilmesi gereken öncelikler olarak öne çıkıyor.





