Gezegenimizin büyük bölümünü kaplayan su kütlelerinin kökeni, bilim dünyasında uzun süredir tartışma konusu. Bu alandaki en yaygın görüş, suyun asteroitler veya kuyruklu yıldızlar yoluyla Dünya’ya taşındığı yönündeydi. Ancak yeni bir çalışma, bu teoriyi sorgulayan güçlü veriler ortaya koydu.
Oxford Üniversitesi’nden doktora adayı Tom Barrett liderliğindeki ekip tarafından yürütülen ve Icarus dergisinde yayımlanan araştırmaya göre, Dünya’nın suyu, gezegen oluşumu sırasında kendi içinde barındırdığı bileşenlerle oluşmuş olabilir. Bu da su oluşumunun evrende sanılandan daha yaygın bir süreç olabileceğini ortaya koyuyor.
“Dünya’yı eşsiz sanıyorduk”
Çalışmanın baş yazarı Tom Barrett, ❝Dünya’nın her zaman benzersiz olduğunu varsaydık. Yüzeyimizdeki devasa okyanuslar, yaşam biçimimiz için çok önemli. Ama suyu oluşturan bileşenlerin başlangıçtan itibaren burada mevcut olması mümkün❞ diyerek, mevcut anlayışın yeniden değerlendirilmesi gerektiğine dikkat çekti.
Araştırma, gezegenin oluşumunda görev alan maddelerin hidrojen ve oksijen içerdiğini ve bunların su üretmek için yeterli olabileceğini gösteriyor.
Tavsiye Edilen Haberler
-
SürdürülebilirlikTürkiye Sigorta tarafından “Su Raporu” yayımlandı -
-
-
Anahtar: Enstatit kondrit meteoritler
Bilim insanları, erken Dünya’nın yapısal özelliklerini anlamak için enstatit kondrit olarak bilinen meteorları inceledi. Bu meteorlar, 4,6 milyar yıl önce iç Güneş Sistemi’nde oluşmuş ve Dünya’nın temel yapı taşlarını temsil edebilecek örnekler olarak değerlendiriliyor.
Antarktika’da bulunan bir enstatit kondrit meteoritinde yapılan analizlerde, kaya matrisinde kükürte bağlı önemli miktarda hidrojen keşfedildi. Bu durum, hidrojenin sadece dış uzaydan gelen cisimlerle taşınmadığını, aksine meteorun iç yapısında mevcut olabileceğini ortaya koydu.
Barrett, ❝Demir sülfür bileşenleri bir katalizör gibi davranarak hidrojen üretimini sağlamış olabilir. Bu da kayanın içinde hidrojenin etkili bir şekilde depolanmasına olanak tanımış olabilir❞ ifadelerini kullandı.
“Bu, Dünya’daki su için yeni bir açıklama”
Çalışmada hidrojenin suya nasıl dönüştüğü doğrudan araştırılmasa da, elde edilen bulgular bilim camiasında yankı uyandırdı.
Fransız Ulusal Bilimsel Araştırma Merkezi’nden kozmokimyacı Yves Marrocchi, araştırmanın hidrojenin kaynağını ortaya koyması açısından önemli olduğunu belirtti: ❝Bu meteorlar, Dünya’nın okyanuslarını oluşturacak kadar hidrojen içerebilir❞ dedi.
Gezegen bilimci Patrick Shober ise ❝Bu bulgular, Dünya’nın başından itibaren su oluşturmak için yeterli bileşene sahip olduğunu gösteriyor. Su bolluğu bir tesadüf değil, beklenen bir sonuç olabilir❞ yorumunu yaptı.
Asteroitler hâlâ tamamen dışlanmış değil
Shober, dış Güneş Sistemi’nden gelen asteroitlerin veya kuyruklu yıldızların yine de suyun izotopik yapısını etkilemiş olabileceğini ifade etti. Özellikle Dünya okyanuslarındaki hidrojen ve azot izotoplarının bazı bölümlerinin başka kaynaklara işaret edebileceği belirtiliyor.
Bu nedenle, asteroitlerin su taşımadaki rolü tamamen dışlanmamakla birlikte, asıl su kaynağının Dünya’nın kendi yapısından kaynaklandığı fikri güç kazanıyor.
Evrenin başka yerlerinde de su yaygın olabilir
Araştırmacılar, suyun temel bileşenleri gezegenlerin yapısında doğal olarak mevcutsa, su oluşumunun evrende daha yaygın olabileceğini öne sürüyor. Özellikle Mars gibi gezegenlerde, suyun geçmişte mevcut olabileceği; ancak gezegenin evrimi sürecinde kaybedilmiş olabileceği ifade ediliyor.
Barrett, ❝Eğer Mars’ta başlangıçta su varsa, onu tüketen süreçlerin neler olduğuna odaklanmalıyız. Aynı şekilde, Dünya’nın neden yaşanabilir kaldığını anlamamız gerekiyor: Bu durum oluşum sürecinden mi, yoksa sonraki evriminden mi kaynaklanıyor?❞ dedi.

