EPA, binlerce ölümü önlemesi beklenen kirlilik kuralını iptal ediyor

Yayın: 26 Kasım 2025 08:08
Güncelleme: 26 Kasım 2025 08:08

ABD Çevre Koruma Ajansı (EPA), ince partikül kirliliğine (PM2.5) ilişkin sınırlamaları sıkılaştıran, Biden yönetiminde kesinleşmiş kritik bir kuralın savunmasından vazgeçti. Kurumun bu hamlesi, kuralın Kongre prosedürlerine uyulmadan çıkarıldığı gerekçesine dayanırken, çevre grupları ve bilim insanları bu kararın ülkenin havasını kirleteceği ve binlerce erken ölüme yol açabileceği konusunda sert uyarılarda bulunuyor. Daha sıkı standartların 2032 yılına kadar tahmini 4.500 erken ölümü önlemesi bekleniyordu.

Peki, EPA’nın bu ani geri çekilme kararı neden bu kadar yankı uyandırdı? Kuralın iptal gerekçesi olan “Kongre’nin gerektirdiği titiz süreç” ne anlama geliyor? ABD’deki bu karar, hava kirliliği ile mücadelede sağlık ve ekonomik maliyet dengesinin hangi yöne kaydığını gösteriyor? Türkiye ve küresel çevre politikaları açısından bu durum ne ifade ediyor?

Hukuk maskesi altında bilim tartışması

EPA, Pazartesi gecesi yaptığı mahkeme başvurusunda, Biden yönetimi döneminde metreküp hava başına PM2.5 seviyesini 12,0 mikrogramdan 9,0 mikrograma düşüren kuralın savunmasından çekildi. Kurum, bu kararı, kuralın önceki yönetimin bunu sıkılaştırma yetkisine sahip olmadığını ve “Kongre’nin gerektirdiği titiz, aşamalı süreç olmadan” çıkarıldığını savunarak gerekçelendirdi. EPA, mahkemeden kuralın 7 Şubat’taki alan belirleme son tarihinden önce iptal edilmesini talep etti.

Çevre Bülteni

Doğanın Hikâyesine Ortak Ol

Her hafta iklim krizi, çevre kirliliği, doğa koruma ve sürdürülebilirlikle ilgili en önemli haberleri al.

×

Bu hamle, bilimsel kanıtları çürütmek yerine, teknik ve idari bir yolu kullanarak standarttan kaçınıldığı eleştirilerine neden oldu. Earthjustice’in kıdemli avukatı Seth Johnson, EPA’nın daha önce bu tür bir kural için hukuki savunmasını hiç terk etmediğini belirterek, “Bilime itiraz etmeden standarttan kaçıyorlar. Mahkemeden standardı kaldırmasını istiyorlar,” dedi. Bu durum, EPA’nın bilimsel fayda yerine, muhafazakâr eyaletlerin ve sanayi birliklerinin baskılarına boyun eğdiği yorumlarını güçlendiriyor.

Temiz havanın fiyatı: Milyarlarca dolarlık tartışma

EPA sözcüsü Carolyn Holran, Biden döneminin kuralının uygulanmasının “Amerikan vatandaşlarına yüz milyonlarca, hatta milyarlarca dolara mal olacağını” savunarak ekonomik maliyeti öne sürdü. Biden yönetimi altındaki ilk tahminler, uyumun sanayi sektörüne yıllık 590 milyon dolara kadar mal olabileceğini gösteriyordu.

Endüstri lobicileri ve muhafazakâr politikacılar bu maliyet argümanını destekledi. Batı Virginia Valisi Patrick Morrisey, “Trump yönetiminin, Batı Virginia üreticilerine, kamu hizmetlerine ve ailelerine ciddi zararlar verecek olan bu… yıkıcı politikaları geri çekmesinden memnuniyet duyuyorum,” dedi. Amerikan Orman ve Kağıt Birliği’nden Paul Noe ise, daha sıkı standartların işletmelerin üretim tesisleri inşa etmesini ve izin almasını zorlaştıracağını iddia etti. Bu kesimler, üreticiler üzerindeki yükü ve üretim maliyetlerindeki potansiyel artışı, halk sağlığı faydalarının önüne koydu.

Halk sağlığı riskleri ve önlenemeyen ölümler

PM2.5 olarak bilinen ince partikül maddeler, insan saçı kalınlığının yaklaşık otuzda biri kadardır ve akciğerlerden kolayca kan dolaşımına karışabilir. Bu kirleticiye maruz kalmak, öksürük, hırıltılı solunum ve astım alevlenmesi gibi kısa süreli sorunlara yol açmanın yanı sıra, ağır vakalarda kalp krizi, felç ve akciğer kanseri gibi ölümcül hastalıklarla ilişkilendirilmiştir.

Biden yönetiminin EPA’sı, 9,0 mikrogramlık daha sıkı standardın tam olarak uygulanmasının planlandığı 2032 yılına kadar tahmini 4.500 erken ölümü ve 290.000 iş günü kaybını önleyeceğini hesaplamıştı. Bu kuraldan vazgeçilmesi, dezavantajlı toplulukların kirlilik yükünü azaltma hedefini de doğrudan baltalıyor. Doğal Kaynaklar Savunma Konseyi’nden John Walke, kararı eleştirerek, “Yönetim, Amerikalıların ölümcül is kirliliğinden uzak, temiz ve güvenli hava soluma hakkını ellerinden almak istiyor,” dedi.

Kirlilik kaynağı tartışması ve orman yangınları

Endüstri temsilcileri, hava kirliliğinin ana kaynağının değiştiğini iddia ediyor. Lobiciler, PM2.5’in başlıca kaynağının artık rafineriler, enerji santralleri ve otomobiller olmadığını; orman yangınları ve tozun sorunun daha büyük bir kısmını oluşturduğunu öne sürdü.

Uzmanlar şu noktaya dikkat çekiyor: Sanayi kirliliğinin azaldığı iddiası doğru olsa bile, PM2.5 seviyelerinin düşürülmesi için atılan bir adımdan vazgeçmek, sanayi ve trafik kaynaklı kirliliğin devam eden etkilerini görmezden gelmektir. Ayrıca, kuralın iptal edilmesi, kurumun ince partikül kirliliği standartlarını her beş yılda bir kapsamlı bir şekilde incelemesi gereken yasal zorunluluğu da bir kenara iterek, 2020’de kesinleşen eski Trump dönemi kuralına geri dönülmesini öneriyor.

Türkiye için hava kalitesi standartlarının önemi

EPA’nın bu kararı, Türkiye dahil tüm ülkeler için hava kalitesi standartlarının siyasi ve ekonomik baskılara ne kadar açık olduğunu gösteriyor. Türkiye, büyük şehirlerde (İstanbul, Ankara, İzmir) hava kirliliği, özellikle PM2.5 ve kış aylarındaki ısınma kaynaklı is nedeniyle, Dünya Sağlık Örgütü (WHO) standartlarının üzerinde değerlere ulaşabilmektedir.

Bu bağlamda, ABD’deki bu tartışma, Türkiye’deki politika yapıcılar için bir uyarı niteliğindedir. Bir yanda sanayileşme ve enerji üretimi maliyetleri, diğer yanda vatandaşların kalp ve akciğer hastalıkları riskini azaltma zorunluluğu bulunmaktadır. EPA’nın kararı, ekonomik fayda kısa vadede cazip görünse bile, kirlilik önlemlerinden taviz vermenin uzun vadede halk sağlığına ve ulusal ekonomiye (iş günü kayıpları ve sağlık harcamaları nedeniyle) çok daha yüksek maliyetler getireceğini göstermektedir. Türkiye’nin de hava kalitesi standartlarını bilimsel veriler ışığında güçlendirmesi ve bu kararlılığı siyasi dalgalanmalardan koruması kritik öneme sahiptir.

Siyaset kazanırken, halk sağlığı kaybediyor

EPA’nın, binlerce erken ölümü önlemesi beklenen bir çevre kuralının savunmasından teknik bir gerekçeyle çekilmesi, temiz hava ve halk sağlığı mücadelesinde siyasetin ve büyük sanayi lobilerinin nasıl galip geldiğinin çarpıcı bir örneğidir. Biden yönetiminin kuralı, özellikle PM2.5’in en çok etkilediği dezavantajlı topluluklar için bir umut ışığıydı; bu geri adım, çevre adaleti hedefini de rafa kaldırmıştır.

Bu tartışma, temiz havanın maliyetinin sadece uyum maliyeti olmadığını; aynı zamanda uyumsuzluğun getirdiği insan hayatı ve sağlık sistemleri üzerindeki maliyetler olduğunu görmezden gelmektedir. Çevre gruplarının ve bilim insanlarının “Bilime itiraz etmeden standarttan kaçıyorlar” yorumu, kararın bilimsel bir temeli olmadığını, yalnızca sanayi ve üretici kaygılarını esas aldığını göstermektedir. Bu, gelecekte ABD’de hava kalitesinin düşmesine ve tahmini 4.500 hayatın tehlikeye atılmasına neden olacak, derin yankılar uyandıracak bir siyasi manevradır.

Kaynak: Washington Post, ABD Columbia Bölge Temyiz Mahkemesi Belgeleri, EPA Açıklamaları

Yorum bırakın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Scroll to Top