Hawaii’de araştırmacılar, okyanustan çıkarılan plastik atıklar ve eski balık ağlarını asfalt karışımında kullanarak yol kaplaması üretiyor. Proje, deniz kirliliğini azaltmayı hedeflerken, en kritik soru olan mikroplastik salımı konusunda da ilk testlerden olumlu sonuç aldı.
Hawaii’de deniz kirliliğiyle mücadele için geliştirilen sıra dışı bir proje, okyanuslardan toplanan plastik atıkları yollara dönüştürüyor. Araştırmacılar, eski balık ağları ve çeşitli plastik çöpleri asfalt karışımına dahil ederek yeni nesil yol kaplamaları üretmeye başladı. Proje, hem adalara vuran deniz atıklarını değerlendirmeyi hem de plastik kirliliğine karşı pratik bir çözüm geliştirmeyi amaçlıyor.
Missouri ve Teksas gibi ABD eyaletlerinde plastik yol kaplama denemeleri daha önce yapılmış olsa da, Hawaii’deki çalışma deniz kaynaklı plastik atıkları kullanmasıyla öne çıkıyor. Bu yönüyle proje, okyanus kirliliğini doğrudan altyapı malzemesine çeviren ilk girişimlerden biri olarak görülüyor.
Hawaii neden böyle bir çözüm arıyor?


Hawaii, Pasifik’teki konumu nedeniyle deniz kirliliğine doğrudan maruz kalan bölgelerden biri. Adalara yalnızca turist kaynaklı atıklar ya da yerel çöpler değil, terk edilmiş balıkçılık ekipmanları ve Büyük Pasifik Çöp Yaması’ndan sürüklenen plastikler de ulaşıyor. Bu nedenle deniz atıkları, çevresel olduğu kadar lojistik ve ekonomik bir sorun da yaratıyor.
Araştırmacılara göre bugüne kadar Pasifik Okyanusu’ndan yaklaşık 90 metrik ton plastik atık çıkarıldı ve yalnızca 1 metrik tondan fazla balık ağı Hawaii yollarında kullanıldı. Bu miktar şimdilik sınırlı olsa da, yöntem başarılı olursa daha büyük ölçeğe taşınabileceği düşünülüyor.
Tavsiye Edilen Haberler
-


-


-


-

İklim DeğişikliğiYeni araştırma: Azalan alçak bulutlar küresel ısınmayı hızlandırıyor
Plastik yol projesi nasıl çalışıyor?
Honolulu’daki Hawaii Pasifik Üniversitesi Deniz Kirliliği Araştırma Merkezi bünyesinde yürütülen “Ağlardan Yollara” programı kapsamında, plajlardan toplanan deniz çöpleri ve plastikler ayıklanıyor. Araştırmacılar özellikle süt şişeleri, yoğurt kapları ve balık ağlarında bulunan dayanıklı polietilen türü plastikleri seçiyor.
Bu atıklar daha sonra ABD anakarasına gönderiliyor, orada parçalanıp öğütülüyor ve ardından Oahu’daki asfalt üretim tesisine geri taşınıyor. Tesiste plastikler asfalt yapımında kullanılan diğer bileşenlerle karıştırılıyor. Elde edilen sıcak karışım, daha sonra yol kaplamasında kullanılıyor. İlk uygulamalardan biri Oahu’nun güneybatısındaki Ewa Beach bölgesinde gerçekleştirildi.
En büyük soru: Mikroplastik salıyor mu?
Projeyle ilgili en kritik çevresel soru, bu yol kaplamalarının zamanla aşınıp çevreye mikroplastik salıp salmayacağı. Araştırmacılar, asfalt içine plastik eklemenin yeni bir kirlilik kaynağına dönüşmemesi gerektiğini vurguluyor.
Merkezin başkanı kimyager Jennifer Lynch, plastiklerden ya da diğer katkı maddelerinden çevreye kimyasal salınmasının kendileri için en büyük kaygı olduğunu söylüyor. Çünkü bu tür sızıntılar, insanlar ve hayvanlar için hormon bozuklukları, kronik iltihaplanma ve üreme sorunları gibi riskler doğurabilir.
İlk testler ne gösterdi?
Araştırmanın ilk aşamasında 2022’de üç deneysel yol şeridi oluşturuldu. Bunlardan biri geleneksel asfalt ve kauçuk katkılı standart karışımdan oluşuyordu. İkinci şerit öğütülmüş deniz atığı ve kauçuk içeriyordu. Üçüncü bölüm ise atık içeren ama kauçuk katkısı bulunmayan asfaltla kaplandı.
On bir ay sonra ekip, bu bölümlerden örnekler toplayarak mikroplastik salımı olup olmadığını test etti. Yağmur suyunu taklit etmek için arıtılmış su yolların üzerine döküldü ve ardından su ile yüzey tozu analiz edildi. Programda görev alan deniz biyoloğu Jeremy Axworthy’ye göre ilk sonuçlar, plastikli asfaltın geleneksel asfaltla kıyaslandığında belirgin bir mikroplastik salımı yaratmadığını gösterdi.
İkinci aşamada ne değişti?
Araştırmacılar 2024’te projenin ikinci aşamasına geçti ve bu kez beş farklı deneysel şerit oluşturdu. Bu yeni test alanlarında balık ağı, tüketici atığı, kauçuk katkısı ve katkısız farklı kombinasyonlar karşılaştırılıyor. Böylece hangi karışımın hem daha dayanıklı hem de daha güvenli olduğu daha ayrıntılı biçimde ölçülmeye çalışılıyor.
Ekip, bu kez plastik polimerleri daha hassas ayırabilmek için endüstriyel bir çözücü olan diklorobenzen kullanıyor. Bu yeni fazın sonuçlarının yakında açıklanması bekleniyor.
Yöntem başka yerlerde de uygulanabilir mi?
Uzmanlara göre yöntem umut verici olsa da her yerde aynı formülle uygulanamayabilir. Missouri Üniversitesi’nden asfalt uzmanı Bill Buttlar, Hawaii’deki koşulların ABD anakarasından oldukça farklı olduğunu belirtiyor. Tropikal iklim, yoğun yağış ve volkanik yer hareketleri, yol kaplamalarının davranışını etkileyen özel faktörler arasında.
Bu nedenle Hawaii’de işe yarayan bir asfalt formülünün Orta Batı ya da başka bölgelerde aynı sonuçları vermesi beklenmeyebilir. Yine de proje, deniz kirliliğini yalnızca toplamak değil, yeniden kullanmak üzerinden ele aldığı için dikkat çekici bir model sunuyor.
Hawaii’deki bu girişim, plastik kirliliğine karşı geliştirilen çözümlerin yalnızca geri dönüşüm tesisleriyle sınırlı kalmadığını gösteriyor. Ancak yöntemin gerçekten çevre dostu olup olmadığını belirleyecek asıl unsur, mikroplastik ve kimyasal salımına dair uzun vadeli veriler olacak.





