ABD’nin eski Dışişleri Bakanı ve tecrübeli iklim elçisi John Kerry, Avustralya hükümetini, gelecek yılki Birleşmiş Milletler (BM) İklim Zirvesi (COP31) başkanlığını üstlenirken dünyanın en büyük fosil yakıt üreticisi ülkelerine karşı daha “talepkar” ve “ısrarcı” bir yaklaşım sergilemeye çağırdı. Kerry, küresel iklim kriziyle mücadelenin tek yolunun, en büyük 25 sera gazı yayıcısını masaya oturtmak ve fosil yakıtlar dönemini sona erdirecek somut bir yol haritası hazırlamaktan geçtiğini savundu.
Peki, Türkiye’de düzenlenecek olmasına rağmen “müzakerelerin başkanlığı” görevini üstlenecek olan Avustralya, Suudi Arabistan, Rusya ve Çin gibi güçlü oyunculara karşı gerçekten sert bir duruş sergileyebilir mi? John Kerry’nin talep ettiği bu yol haritası, küresel ısınmayı 1,5°C sınırında tutma hedefini kurtarabilir mi? Tecrübeli diplomat neden diplomatik başarısızlık durumunda direnen ülkelerin “ifşa edilmesi” gerektiğini söylüyor?
Avustralya’nın zorlu başkanlık görevi
COP31 İklim Zirvesi, Türkiye’de gerçekleştirilecek olmasına rağmen, Avustralya İklim Değişikliği ve Enerji Bakanı Chris Bowen’ın “müzakerelerin başkanlığı” görevini üstlenmesiyle, Avustralya hükümetinin uluslararası iklim diplomasisinde kilit bir rol oynaması bekleniyor. John Kerry, The Guardian’a verdiği özel röportajda, Avustralya’nın bu sorumluluğu alması ve süreçte daha talepkar olması gerektiğini net bir şekilde ifade etti.
Kerry’nin stratejisi basittir: Çin, Rusya, ABD, Hindistan ve Avrupa’yı bir araya getirerek temiz ekonomiye geçiş konusunda ortak bir karar aldırmak. Kerry, bu büyük ekonomiler birleşirse, diğer ülkelerin de aynı yolu izlemek zorunda kalacağını düşünüyor. Eski diplomat, “Suudi Arabistan ve Rusya zor olacak,” derken, Donald Trump yönetimindeki ABD’nin de ciddi bir baskı olmadan sürece katılmasının pek olası olmadığını kabul ediyor. Ancak kişisel müzakere deneyimine dayanarak, “Bazı fosil yakıt üreticilerinin bir yol haritası belirleyeceğini düşünüyorum,” diyerek iyimser bir tablo çiziyor.
Fosil yakıt yol haritası: İfşa etme diplomasisi
Kerry’e göre, bir fosil yakıt yol haritası için toplantı çağrısı yapılması bile, katılmayı reddeden ve genelde gölgede kalmayı tercih eden ülkeleri izole etmesi açısından faydalı olacaktır. Kerry, “Bu, itiraz edenleri ifşa edecek. Onları ifşa edin. İnsanların, sürecin bir parçası değilseniz, sorunun bir parçası olduğunuzu görmesi gerekiyor,” diyerek, diplomatik baskının bir parçası olarak “ifşa etme” yöntemini öneriyor.
Tavsiye Edilen Haberler
Tecrübeli iklim elçisi, 2023’te Dubai’de düzenlenen COP28 zirvesinde, Suudi Arabistan Petrol Bakanı Prens Abdülaziz ile yaptığı zirve toplantısında, ülkelerin ilk kez “fosil yakıtlardan uzaklaşma” konusunda anlaşmasına aracılık etmişti. Bu deneyim, Kerry’nin Suudi Arabistan ve Çin gibi zorlu aktörlerle bile bir yol haritasının mümkün olduğuna inanmasını sağlıyor. Bu nedenle Avustralya’yı, Brezilya’da düzenlenen COP30’da yaşananların aksine, süreci erken başlatması ve “teklifin nasıl olması gerektiği konusunda seçeneklerle masaya oturması” gerektiği konusunda uyarıyor.
Somut sonuç baskısı ve halkın rolü
John Kerry, COP zirvelerinin itibarının somut sonuçlar elde edilememesi nedeniyle sarsıldığı uyarısında bulunuyor. “Somut bir şey başaramadıkları için Polisler itibarsızlaşıyor ve gezegenin kendisi de daha tehlikeli bir duruma düşüyor,” dedi.
Kerry, diplomasinin odağının, ülkelerin küresel ısınmayı 1,5°C’de tutma hedefi doğrultusunda emisyon kesintileri konusunda hırsı artırmak olduğunu vurguluyor.
Uzmanlar şu noktaya dikkat çekiyor: Diplomatik çabaların sonuç vermesi için halkın desteği de kritiktir. Kerry, insanları iklim krizini bir “oylama meselesi” haline getirmeye ikna etmenin önemini belirtiyor. Siyasetçileri konuya dahil etmek için, temiz enerjiye geçişin hayatlarını nasıl iyileştireceğini (daha düşük enerji maliyeti, sigorta primlerinin düşmesi gibi pratik faydalar) göstermek gerektiğini söylüyor. Örneğin, ABD’de sigorta şirketlerinin bazı eyaletlerde evleri sigortalamayı reddetmesi, iklim risklerinin artık kişisel finansal risk haline geldiğini ve bunun politik katılımı artırabileceğini gösteriyor.
Türkiye için COP31 fırsatı
COP31’e ev sahipliği yapacak ülke olması nedeniyle Türkiye, John Kerry’nin bu çağrısının doğrudan muhatabı ve aynı zamanda önemli bir aktörüdür. Avustralya başkanlığı altında dahi zirvenin ev sahibi olmak, Türkiye’ye küresel iklim gündemini etkileme ve iklim diplomasisine aktif olarak katkıda bulunma fırsatı sunmaktadır.
Türkiye İçin Anlamı:
- Diplomatik Köprü: Türkiye, coğrafi konumu ve siyasi ilişkileri sayesinde, hem gelişmiş Batı ülkeleri hem de Ortadoğu ve Asya’daki kilit fosil yakıt üreticileri arasında bir köprü görevi üstlenebilir. Kerry’nin bahsettiği “zorlu müzakereler” için Türkiye, tarafları bir araya getirecek bir diplomatik zemin hazırlayarak COP31’in başarısına doğrudan katkıda bulunabilir.
- Ulusal Hırsı Artırma: COP31’e ev sahipliği yapmak, Türkiye’nin kendi net sıfır 2053 hedefine bağlılığını göstermesi için de kritik bir vitrindir. Fosil yakıt yol haritası tartışmalarının merkezinde yer almak, Türkiye’nin kömürden çıkış planları ve yenilenebilir enerji yatırımları konusundaki hırsını uluslararası düzeyde güçlendirmesini sağlayacaktır.
Diplomasiye karşı doğa ana
John Kerry’nin sözleri, küresel iklim diplomasisinin içinde bulunduğu çıkmazı net bir şekilde gözler önüne seriyor: Teknik süreçler ve gönüllü taahhütler artık yetersiz kalıyor; acil ve somut bir fosil yakıt yol haritasına ihtiyaç var. Kerry’nin ısrarlı çağrısı, iklim değişikliğiyle mücadelenin temelinde büyük üreticilerin direnişinin yattığını kabul ediyor.
Tecrübeli diplomatın umudu, politikacıların eylemsiz kalması durumunda dahi “Doğa Ana’nın” krizin etkilerini (50 derecelik sıcaklıklar, gıda ve su kıtlığı) apaçık ortaya koyacağı ve isteksiz ülkeleri bile harekete geçmeye zorlayacağı yönündedir. COP31’e başkanlık edecek Avustralya’nın ve ev sahipliği yapacak Türkiye’nin en büyük sorumluluğu, Kerry’nin de işaret ettiği gibi, diplomatik kibarlığı bir kenara bırakıp, gezegenin geleceği için talepkâr, şeffaf ve bağlayıcı sonuçlar için zorlamaktır. Aksi takdirde, zirveler itibarsızlaşmaya ve dünyanın geri döndürülemez bir tehlikeye doğru sürüklenmesine devam edecektir.
Kaynak: The Guardian (Fiona Harvey Çevre Editörü), ABD Dışişleri Bakanlığı Açıklamaları, COP Müzakere Kayıtları

