İran’ın başkenti Tahran, bugünlerde alışık olduğu siyasi gündeminden ziyade, gökyüzünü kaplayan gri bir örtüyle boğuşuyor. Şehrin üzerine çöken ve görüş mesafesini ciddi şekilde kısıtlayan hava kirliliği, sadece günlük yaşamı değil, ülkenin en büyük tutkusu olan futbolu da durma noktasına getirdi. Tahran Eyaleti Futbol Federasyonu Sağlık Komitesi, sporcu sağlığını korumak adına radikal bir karar alarak tüm yeşil saha faaliyetlerini süresiz olarak askıya aldı.
Bu gelişme neden önemli? Hava kirliliği, artık sadece çevresel bir sorun değil, spor ekonomisinden halk sağlığına kadar her alanı felç eden bir “modern çağ pandemisi” haline geldi. Bu dünya için ne ifade ediyor? Tahran örneği, hızla büyüyen ve coğrafi yapısı gereği kirliliği hapseden metropoller için bir erken uyarı alarmı niteliğinde. Türkiye için ne anlama geliyor? Özellikle kış aylarında benzer hava inversiyonu sorunları yaşayan İstanbul ve Ankara gibi şehirlerimizde, spor müsabakalarının gelecekte hangi sağlık kriterlerine göre yönetilmesi gerektiğini yeniden gündeme taşıyor.
İran devlet televizyonunun son dakika haberi olarak geçtiği bilgilere göre; Tahran Eyaleti Futbol Federasyonu Sağlık Komitesi, bugün (24 Aralık Çarşamba) yapılması planlanan tüm resmi futbol müsabakalarını ve antrenmanlarını erteledi. Kararın gerekçesi, şehrin hava kalitesi endeksinin “hassas” seviyenin en üst sınırına dayanması.
PM10 değerleri ne söylüyor? 149 mikrogramın anlamı
Hava Kalitesi Ölçme Şirketi tarafından paylaşılan veriler, Tahran’daki partikül madde (PM10) yoğunluğunun metreküp başına 149 mikrograma ulaştığını gösteriyor. Bu değer, uluslararası hava kalitesi endeksinde (AQI) “turuncu” alarm, yani hassas gruplar için sağlıksız kategorisinin tam sınırında yer alıyor. Eğer bu değer 151’e ulaşsaydı, tüm şehir için “kırmızı alarm” yani doğrudan “sağlıksız” kategorisine geçilecekti.
Tavsiye Edilen Haberler
Uzmanlar şu noktaya dikkat çekiyor: “Bir futbolcu, 90 dakikalık bir maç sırasında normal bir insana göre 10 ila 20 kat daha fazla hava solur. PM10 değerlerinin bu kadar yüksek olduğu bir atmosferde yoğun fiziksel aktivite yapmak, akciğerlerin derinliklerine zehirli partikül pompalamakla eşdeğerdir. Bu durum, genç sporcularda bile kalıcı astım veya kardiyovasküler hasarlara yol açabilir.”
Sadece maçlar değil, antrenmanlar da yasak!
Alınan kararın en dikkat çekici tarafı, sadece profesyonel lig maçlarını değil, altyapı faaliyetlerini ve antrenmanları da kapsaması. 24 Aralık itibarıyla Tahran’da futbol sahalarına girişlerin tamamen yasaklanması, kirliliğin ciddiyetini ortaya koyuyor. Yetkililer, sporcuların açık havada değil, kapalı alanlarda bile efor sarf etmemesi yönünde tavsiyelerde bulunuyor.
İstatistiklerle hava kalitesi endeksi
Hava kalitesi, bir metreküp içindeki partikül miktarına göre şu şekilde sınıflandırılıyor:
- 0-50: Temiz Hava (Yeşil)
- 51-100: Orta (Sarı)
- 101-150: Hassas (Turuncu) – Tahran şu an bu sınırda (149).
- 151-200: Sağlıksız (Kırmızı)
- 201-300: Kötü (Mor)
- 301-500: Tehlikeli (Kahverengi)
İstanbul ve Ankara Tahran olur mu?
Tahran’ın hava kirliliği sorunu, büyük ölçüde şehrin Elburz Dağları ile çevrili olması ve rüzgar sirkülasyonunun düşük olmasından kaynaklanıyor (inversiyon olayı). Benzer bir coğrafi yapıya sahip olan Ankara ve zaman zaman hava kirliliği sınırlarını zorlayan İstanbul için bu haber bir uyarı niteliği taşıyor.
Türkiye’de de kış aylarında, özellikle ısınma kaynaklı emisyonların arttığı dönemlerde PM10 değerlerinde yükselmeler görülüyor. Türkiye Futbol Federasyonu (TFF) için bu durum, gelecekteki maç takvimlerinde sadece “kar ve fırtına” değil, “hava kalitesi” kriterinin de yer alması gerektiğini gösteriyor. Eğer bölgedeki bu kirlilik trendi (2025’in rekor sıcaklıkları ve kuraklığıyla birleşerek) devam ederse, Orta Doğu ve çevresinde “hava kirliliği tatilleri” sporun bir parçası haline gelebilir.
Sağlık mı, skor mu? Sporun “kirli” geleceği
Tahran’da futbolun durması, aslında modern şehirleşme ve çevre politikalarının iflasının bir sonucudur. Sporun doğası gereği “sağlık” vadetmesi gerekirken, dış ortamdaki havanın sporu “yasaklı” hale getirmesi büyük bir ironidir. 24 Aralık Çarşamba günü Tahran’da sessizliğe bürünen stadyumlar, bize iklim krizinin ve kontrolsüz sanayileşmenin sadece buzulları değil, sosyal hayatımızın en canlı damarlarını da kuruttuğunu hatırlatıyor.
Bana göre, 149 mikrogramlık bu değer buzdağının sadece görünen kısmıdır. Profesyonel futbolcuların bile sahaya çıkamadığı bir havada, çocukların ve yaşlıların durumu çok daha endişe vericidir. İran’ın aldığı bu karar, kısa vadede bir “erteleme” gibi görünse de uzun vadede radikal bir çevre reformu yapılmadığı sürece stadyumların kapısına daha çok kilit vurulacaktır. Unutmayalım ki, temiz bir nefes alamadığımız bir dünyada atılan hiçbir golün veya kazanılan hiçbir kupanın bir değeri kalmayacaktır.
Kaynak: BBC, The Guardian





