Küresel ısınma 2 dereceye ulaşırsa aşırı sıcakta yaşayan insan sayısı iki katına çıkacak

Yayın: 27 Ocak 2026 08:38
Güncelleme: 27 Ocak 2026 08:38
Fotoğraf Kaynağı: Michael Discenza

Yapılan yeni bir araştırmaya göre, küresel sıcaklık artışının 2°C seviyesine ulaşması halinde, aşırı sıcak koşullar altında yaşayan insan sayısı 2050 yılına kadar iki katından fazla artacak. Çalışma, bu ısınmanın yalnızca insan sağlığını değil, aynı zamanda küresel enerji talebini ve altyapı sistemlerini de köklü biçimde etkileyeceğini ortaya koyuyor.

Hiçbir bölge etkiden kaçamayacak

Araştırmanın yazarlarına göre dünyanın hiçbir bölgesi bu sıcaklık artışından muaf kalmayacak. Tropikal bölgeler ve güney yarımküre ülkeleri aşırı sıcaklardan en fazla etkilenecek bölgeler arasında yer alırken, kuzey yarımküredeki ülkeler de ciddi uyum sorunlarıyla karşı karşıya kalacak.

Bunun temel nedeni, kuzeydeki birçok ülkenin yapılaşmış çevrelerinin ve altyapılarının daha serin iklim koşulları dikkate alınarak tasarlanmış olması. Bu durum, ani ve kalıcı sıcaklık artışlarına karşı bu ülkeleri savunmasız hale getiriyor.

Çevre Bülteni

Doğanın Hikâyesine Ortak Ol

Her hafta iklim krizi, çevre kirliliği ve sürdürülebilirlikle ilgili en önemli haberleri al.

Isınma senaryoları ilk kez bu kadar ayrıntılı incelendi

Nature Sustainability dergisinde yayımlanan çalışma, insan kaynaklı küresel ısınmanın sanayi öncesi seviyelerin 1°C üzerine çıktığı yaklaşık 10 yıl öncesinden başlayarak, 1,5°C ve 2°C senaryolarına doğru ilerlemesi halinde farklı bölgelerin sıcaklık aşırılıklarıyla ne kadar hızlı ve ne ölçüde karşılaşacağını bugüne kadarki en ayrıntılı biçimde analiz ediyor.

Bilim insanları, hükümetlerin petrol, gaz ve kömür kaynaklı emisyonları hızla azaltmaması halinde 2°C eşiğinin yüzyıl ortalarında aşılmasının yüksek ihtimal olduğunu vurguluyor.

Enerji Talebi Dengeleri Tersine Dönecek

Araştırmaya göre sıcaklık artışı, küresel enerji talebinin yapısını da kökten değiştirecek. Önümüzdeki on yıllarda:

  • Kuzey yarımkürede ısıtma ihtiyacına bağlı enerji faturaları azalacak,
  • Güney yarımkürede ise soğutma ve klima kullanımına bağlı enerji talebi hızla artacak.

Daha önce yapılan bağımsız çalışmalar da yüzyılın sonuna doğru, klima kullanımından kaynaklanan küresel enerji talebinin, ısıtma amaçlı enerji talebini geçeceğini ve çok daha yüksek seviyelere ulaşacağını ortaya koymuştu.

Aşırı sıcaklar nasıl tanımlandı?

Çalışmada “aşırı sıcak” kavramı, sıcaklıkların her yıl 18°C’lik ılıman bir temel seviyeden saptığı gün sayısı üzerinden tanımlandı. Araştırmacılar daha sonra gelişmiş bilgisayar modelleri kullanarak, en büyük değişimlerin hangi bölgelerde yaşanacağını ve kaç kişinin etkileneceğini haritalandırdı.

Etkilenen nüfus iki katından fazla artacak

Elde edilen veriler, küresel ısınmanın 2°C’ye ulaşması durumunda:

  • Aşırı sıcaklardan etkilenen insan sayısının
    2010 yılında 1,54 milyar kişi (%23) iken,
    2050 yılında 3,79 milyara (%41) çıkacağını gösteriyor.

Bu artışın en yoğun şekilde Hindistan, Nijerya, Endonezya, Bangladeş, Pakistan ve Filipinler gibi ülkelerde yaşanması bekleniyor. Ancak Orta Afrika Cumhuriyeti, Nijerya, Güney Sudan, Laos ve Brezilya’da tehlikeli sıcaklık artışlarının özellikle keskin olacağı belirtiliyor.

En büyük değişim ısınmanın ilk aşamalarında

Araştırmacılar için şaşırtıcı olan bir diğer bulgu ise, en büyük değişimlerin küresel ısınmanın ilerleyen safhalarında değil, dünyanın şu anda yaklaştığı 1,5°C eşiğine yakın dönemde gerçekleşecek olması oldu.

Bu durum, sağlık hizmetleri, enerji altyapısı, ekonomi ve şehir planlaması gibi alanlarda uyum ihtiyacını son derece acil hale getiriyor.

“Çok daha erken harekete geçmemiz gerekiyor”

Çalışmanın yazarlarından, Oxford Üniversitesi Smith Girişimcilik ve Çevre Okulu’ndan Radhika Khosla, bu bulgunun kritik önem taşıdığını belirtti:

“Bu gerçekten çok önemli bir sonuç çünkü uyum ve emisyon azaltımına yönelik önlemleri desteklemek için çok daha erken harekete geçmemiz gerektiğini gösteriyor. 1,5°C’lik ısınmanın aşılması; eğitimden sağlığa, göçten tarıma kadar her alanda benzeri görülmemiş etkiler yaratacak.”

Khosla, net sıfır hedeflerine dayalı sürdürülebilir kalkınmanın, giderek artan sıcak günler eğilimini tersine çevirebilmenin tek kanıtlanmış yolu olduğunu vurgulayarak, politikacıların bu alanda yeniden inisiyatif alması gerektiğini söyledi.

Zengin kuzey ülkeleri de hazırlıksız

Araştırmaya göre, görece varlıklı kuzey ülkeleri bile aşırı sıcaklara karşı hazırlıksız durumda. Khosla, “Dünyanın hiçbir yeri aşırı sıcaklardan kaçamayacak. Ülkeler arasında ciddi bir hazırlıksızlık söz konusu,” dedi.

Birleşik Krallık örneğini veren Khosla, ülkedeki binaların ve altyapının eski, verimsiz ve soğuğa göre tasarlanmış olduğunu, bu nedenle sıcaklıklar yükseldiğinde sağlık sistemleri, enerji arzı ve ekonomi üzerinde ciddi baskı oluştuğunu belirtti.

Nitekim 2023 yılında Birleşik Krallık Ulusal Şebekesi, olağan dışı bir sıcak hava dalgası sırasında artan klima talebini karşılayabilmek için iki kömürle çalışan santral ünitesini yeniden devreye almak zorunda kalmıştı.

Bültenimize abone olun

Yorum bırakın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Bizi Takip Et

Çevre hikâyelerini kaçırma

İklim krizi, çevre kirliliği, deprem ve hava durumu haberlerini sosyal medyada da anlık olarak takip et.

Scroll to Top
×