İsviçre merkezli reasürans devi Swiss Re Enstitüsü’nün son raporu, küresel sigorta sektörünün karşı karşıya olduğu finansal baskının giderek arttığını gözler önüne serdi. Rapora göre, doğal afetlerden kaynaklanan yıllık sigortalı küresel kayıpların 2025 yılında 107 milyar dolara ulaşması bekleniyor. Bu rakam, felaket kaynaklı sigortalı zararların art arda altıncı yıl üst üste 100 milyar dolar eşiğini aşması anlamına geliyor. Bu durumun arkasında, Los Angeles’taki yıkıcı orman yangınları ve Amerika Birleşik Devletleri’nin çeşitli bölgelerini vuran şiddetli konvektif fırtınalar gibi olayların yoğunluğu yatıyor. Sigorta piyasası için bu durum, daha sıkı şartlar, daha yüksek primler ve acil risk modellemesi revizyonlarına odaklanmayı zorunlu kılıyor.
Bu gelişme neden önemli? Bu gelişme, iklim riski ve finansal maliyet arasındaki doğrudan bağlantıyı gözler önüne sermesi açısından kritikti. 2025 yılında ABD, 40 milyar dolarlık sigortalı zararıyla tarihin en maliyetli orman yangını olayı olan Palisades Yangını gibi olayların etkisiyle, küresel sigorta kayıplarının %83’ünü tek başına üstlenerek en çok etkilenen pazar oldu. Şiddetli konvektif fırtınalardan kaynaklanan kayıpların 50 milyar dolara yükselmesi ise, bu tür iklim olaylarının artık bir istisna değil, yeni normal olduğunu teyit ediyor.
Bu dünyaiçin ne ifade ediyor? Küresel sigortalı felaket kayıplarının sürekli olarak 100 milyar doların üzerinde seyretmesi, reasürans maliyetlerinin tüm dünya için artacağı anlamına geliyor. Bu durum, Türkiye gibi yüksek deprem ve sel riski taşıyan ve sigorta penetrasyonunun düşük olduğu ülkelerde, sigortaya erişimi daha da zorlaştırabilir ve primleri yükseltebilir. Dünya genelinde sigorta şirketlerinin yüksek riskli bölgelerden çekilmesi ise, savunmasız topluluklar üzerindeki mali baskıyı artırarak dayanıklılık ve uyum yatırımlarının ne kadar kritik olduğunu gösteren bir küresel çağrıdır.
Palisades yangını kayıpları yükseltti: ABD, küresel zararın yüzde 83’ünü karşılıyor

Swiss Re Enstitüsü’nün yayımladığı son rapor, doğal afetlerin küresel ekonomiye olan maliyetinin ciddiyetini bir kez daha ortaya koydu. 2025 yılında doğal afetlerden kaynaklanan sigortalı kayıpların 107 milyar dolara ulaşması bekleniyor. Bu rakam, sigorta sektörünün art arda altıncı yıl 100 milyar dolar barajını aşan bir kayıp yaşaması anlamına geliyor. Swiss Re’nin Grup Baş Ekonomisti Jérôme Jean Haegeli, reasürans sektörünün rolünün, sadece finansal şokları absorbe etmekle kalmayıp, aynı zamanda gelecekteki kayıpları azaltacak dayanıklı, risk odaklı kamu politikalarının ve özel yatırımların geliştirilmesini desteklemek olduğunu vurguladı.
Tavsiye Edilen Haberler
2025 yılında en çok etkilenen pazar, küresel sigorta kayıplarının devasa bir bölümünü, yani %83’ünü oluşturan Amerika Birleşik Devletleri oldu. ABD’deki kayıpların bu denli yüksek olmasında, yılın başlarında Güney Kaliforniya’yı kasıp kavuran ve 23.000 dönümden fazla alanı yakarak evleri ve iş yerlerini yok eden Palisades Yangını etkili oldu. Bu yangın, 40 milyar dolarlık sigortalı zararıyla, küresel olarak kaydedilen en maliyetli orman yangını olayı olarak tarihe geçti.
Şiddetli fırtınalar ve artan risk modeli incelemeleri

Yüksek kayıplara neden olan bir diğer faktör ise şiddetli konvektif fırtınalardır. Bu fırtınalardan kaynaklanan küresel sigortalı kayıplar, 2025’te 50 milyar dolara yükselerek, 2023 ve 2024’ten sonra en maliyetli üçüncü yıl oldu ve çok yıllık yükseliş trendini sürdürdü. Swiss Re’nin ABD Gayrimenkul ve Kaza Sigortası CEO’su Monica Ningen, doğal afetlerden kaynaklanan yüksek kayıp oranlarının artık bir istisna değil, yeni temel seviye olduğunu belirterek, toplulukların geleceğe daha iyi hazırlanabilmesi için dayanıklılık ve uyum yatırımlarını iki katına çıkarmanın kritik önem taşıdığını ifade etti.
Bu artan iklim riskleri, sigorta şirketlerini ABD genelinde yüksek riskli bölgelerden çekilmeye zorluyor; bu da kapsama alanındaki boşlukları genişletiyor ve özellikle savunmasız topluluklar üzerindeki mali baskıyı artırıyor. Ancak, 2025 yılındaki kayıp tahminlerinin, Swiss Re’nin daha önce öngördüğü 150 milyar dolarlık toplam sigortalı kayıp tahmininin altında kalmasında, son 10 yıldır ilk kez aktif bir sezona rağmen hiçbir kasırganın ABD kıyılarına ulaşmaması önemli bir rol oynadı. Buna rağmen, doğal afetlerden kaynaklanan sigortalı kayıpların sürekli olarak bu denli yüksek seyretmesi, sigorta sektörünü risk modellerini yeniden incelemeye ve daha sıkı sigorta şartları ile yüksek primler uygulamaya itmektedir.
Reasürans maliyetleri ve Türkiye’nin felaket dayanıklılığı
Swiss Re raporunun ortaya koyduğu küresel kayıplardaki sürekli artış ve reasürans piyasasındaki daralma, Türkiye Sigorta Sektörü için doğrudan ve önemli sonuçlar doğuracaktır. Türkiye, yüksek deprem, sel ve orman yangını riskleri ile karşı karşıya olan bir coğrafyada bulunmaktadır. Küresel reasürans şirketlerinin sürekli yüksek kayıp yaşaması, bu şirketlerin Türkiye gibi riskli pazarlara sağladığı reasürans kapasitesini daraltacak ve reasürans maliyetlerini kaçınılmaz olarak artıracaktır.
Bu durum, özellikle Türkiye’de DASK (Doğal Afet Sigortaları Kurumu) ve genel konut/iş yeri sigortası primleri üzerinde yukarı yönlü bir baskı oluşturacaktır. Türk Sigorta Sektörü, küresel prim artışlarından korunmak için, ABD’de gözlemlenen sigorta kapsamı boşluklarının Türkiye’de yaşanmaması adına, dayanıklılık ve uyum yatırımlarını önceliklendirmelidir. Kentsel dönüşümün hızlandırılması, sel risk haritalarının güncellenmesi ve orman yangını önleme mekanizmalarına devlet ve özel sektör eliyle daha fazla kaynak aktarılması, sadece çevresel bir ihtiyaç değil, aynı zamanda ulusal ekonomik güvenlik için zorunlu bir adımdır. Aksi takdirde, doğal afetlerin finansal yükü, sigortasız kalan hane halklarının ve devletin omuzlarına kalacaktır.
Risk yönetiminde paradigma değişikliği şart
Swiss Re’nin 2025 tahminleri, doğal afet risklerinin artık döngüsel değil, yapısal ve kalıcı bir maliyet unsuru haline geldiğini net bir şekilde gösteriyor. 100 milyar dolarlık “yeni temel seviye”, sigorta sektörünün pasif bir risk transfer edicisi olmaktan çıkıp, aktif bir risk azaltıcıya dönüşmesi gerektiğini zorunlu kılıyor. Sadece primleri artırmak veya yüksek riskli bölgelerden çekilmek, sorunu çözmek yerine sosyal eşitsizliği derinleştiren geçici çözümlerdir.
Önümüzdeki dönemde, iklim finansmanı ve dayanıklılık yatırımları kritik rol oynayacaktır. Reasürans şirketleri, yalnızca hasar ödemek yerine, kamu otoriteleriyle işbirliği yaparak, sigorta teşviklerini ve prim indirimlerini dayanıklılık yatırımlarına (örneğin, sel bariyerleri, yangına dayanıklı malzeme kullanımı) bağlayan mekanizmalar geliştirmelidir. Bu rapor, finansal şokları absorbe etme kapasitesinin, uzun vadeli uyum stratejileri ile desteklenmediği sürece sürdürülemez olacağını gösteren, tüm dünya için önemli bir uyarıdır. Küresel sigortalı kayıplardaki bu sürekli artış, kapsamlı risk yönetimi ve iklim değişikliğine uyum çalışmalarına harcanan her bir doların, gelecekte milyarlarca dolarlık kaybı önlediğini kanıtlamaktadır.
Kaynak
- Swiss Re Enstitüsü
- Swiss Re Grup Baş Ekonomisti Jérôme Jean Haegeli
- Swiss Re ABD Gayrimenkul ve Kaza Sigortası CEO’su Monica Ningen





