Nestlé’den geri adım: Süt sektöründeki metan azaltma ittifakından çekildi

Yayın: 9 Ekim 2025 15:05
Güncelleme: 9 Ekim 2025 15:05

Dünyanın en büyük gıda gruplarından biri olan Nestlé, süt çiftçiliğinin küresel ısınmaya olan etkisini azaltmayı hedefleyen uluslararası bir metan emisyonu azaltma ittifakından çekildiğini duyurdu. Aralık 2023’te Danone, Kraft Heinz ve Starbucks gibi devlerin de aralarında bulunduğu grupla kurulan Süt Metan Eylem İttifakı’ndan çekilme kararı, şirketin net sıfır taahhüdüne ve sera gazı azaltma çalışmalarına devam edeceğini belirtmesine rağmen büyük bir şaşkınlık yarattı.

ABD Çevre Koruma Ajansı’na (EPA) göre karbondioksitten yaklaşık 30 kat daha güçlü bir sera gazı olan metan, küresel ısınmayı sınırlama çabalarının merkezinde yer alıyor. Tarım ise insan kaynaklı metan emisyonlarının yaklaşık %40’ından sorumlu ve bunun büyük çoğunluğu hayvancılıktan kaynaklanıyor. Nestlé’nin bu kilit ittifaktan çekilmesi, şirketin iklim hedeflerine ulaşma stratejisinde ne gibi bir değişime işaret ediyor? Küresel ısınmanın etkilerini sınırlandırmayı amaçlayan şirket ittifaklarının ardı ardına çökmesi, kurumsal iklim taahhütlerinin geleceği için ne anlama geliyor?

İttifaktan çekilme ve belirsiz gerekçe

Nestlé, Süt Metan Eylem İttifakı’ndan neden çekildiğine dair kesin bir gerekçe sunmadı. Yalnızca, “dış kuruluşlardaki üyeliklerini düzenli olarak gözden geçirdiği” ve bu sürecin bir parçası olarak üyeliği sonlandırma kararı aldığı yönünde açıklama yaptı. Bu belirsiz açıklama, çevreci gruplar arasında soru işaretleri yarattı.

Çevre Bülteni

Doğanın Hikâyesine Ortak Ol

Her hafta iklim krizi, çevre kirliliği, doğa koruma ve sürdürülebilirlikle ilgili en önemli haberleri al.

×

İttifakın temel amacı, üye şirketlerin süt ürünleri tedarik zincirlerinden kaynaklanan metan emisyonlarını kamuoyuna ölçmesi ve açıklaması, ayrıca bu emisyonları zaman içinde azaltmaya yönelik planları yayımlamasıydı. Bu taahhütlerden kaçınma isteği, çekilmenin ardındaki olası nedenler arasında gösteriliyor.

Şirket, çekilmeye rağmen şunları taahhüt etmeye devam ediyor:

  • Tedarik zincirleri boyunca metan dahil sera gazı emisyonlarını azaltmaya devam etmek.
  • 2050 yılına kadar net sıfır taahhüdüne bağlı kalmak.
  • 2024 mali olmayan açıklamasında, 2024 yılı sonuna kadar metan emisyonlarını 2018 seviyelerine kıyasla yaklaşık %21 oranında azalttığını belirtti.
  • Dünya Çiftçiler Örgütü ile gıda sistemlerini iklim değişikliğine karşı daha dirençli hale getirme çabalarına katılmak üzere ortaklık kurduğunu duyurdu.

İttifakı başlatan Çevre Savunma Fonu (EDF), Nestlé’nin süt emisyonları konusunda harekete geçme konusundaki devam eden kararlılığını takdir ettiğini belirtse de, çekilme kararının gerekçesini kendilerinin de bilmediğini ifade etti.

İklim ittifaklarının gerilemesi ve küresel eğilim

Nestlé’nin bu hamlesi, küresel ısınmanın etkilerini sınırlamayı amaçlayan şirket ittifaklarına atılan son darbe niteliğini taşıyor. Bu durum, özellikle ABD’de Başkan Donald Trump’ın bir dizi iklim koruma girişimini iptal etmesinin ardından ivme kazanan, kurumsal iklim taahhütlerinden geri çekilme eğilimiyle paraleldir. Örneğin, birçok büyük banka, sektörün karbon emisyonlarını azaltma çabalarına öncülük eden ana grubundan ayrılmıştı.

Bu geri çekilmeler, şirketlerin çevre ve sürdürülebilirlik hedeflerini kamuoyu önünde göstermek (yeşil aklama) ile bu hedeflere ulaşmanın getirdiği maliyetli ve operasyonel zorluklar arasında sıkıştığını gösteriyor. Uzmanlar, şirketlerin, yasal zorunluluklar veya ciddi yatırım gereklilikleri içeren gönüllü ittifaklardan, esnekliği daha yüksek, kendi belirledikleri “net sıfır yol haritalarına” yönelerek daha az denetlenebilir olmayı tercih edebilecekleri görüşünde.

Türkiye ve süt sektöründe metan yönetimi

Türkiye, önemli bir süt ve hayvancılık üreticisi olarak, bu küresel metan emisyonu sorunundan bağımsız değildir. Tarımdan kaynaklanan metan emisyonlarının %40’lık küresel payı düşünüldüğünde, Türkiye süt sektöründeki büyük oyuncuların da bu emisyonları ölçme ve azaltma sorumluluğu bulunmaktadır. Nestlé’nin ittifaktan çekilme kararı, Türkiye’deki şirketlerin de benzer uluslararası taahhütlere karşı temkinli yaklaşmasına yol açabilir. Bu nedenle, yerel düzenleyici kurumların, metan emisyonlarının ölçülmesini ve raporlanmasını zorunlu kılan mekanizmalar oluşturması, ülkenin iklim hedeflerine ulaşması için hayati önem taşımaktadır.

Yorum

Nestlé’nin Süt Metan Eylem İttifakı’ndan sessiz sedasız çekilmesi, kurumsal iklim taahhütlerinin kırılganlığını ve gönüllü ittifakların sınırlarını gösteren rahatsız edici bir gelişmedir. Metan, kısa vadede küresel ısınmayı kontrol altında tutmak için kritik bir hedefken, bu tür büyük bir aktörün geri çekilmesi, sektör genelindeki ilerlemeyi yavaşlatma riski taşımaktadır. Nestlé her ne kadar net sıfır taahhüdüne bağlı kaldığını söylese de, şeffaflık gerektiren ve hesap verebilirliği artıran bir ittifaktan ayrılma kararı, şirketlerin çevre hedeflerine olan güveni sarsmaktadır.

Bu durum, iklim krizini yavaşlatma sorumluluğunun sadece kurumsal gönüllülüğe bırakılamayacağını bir kez daha kanıtlıyor. Hükümetlerin ve uluslararası kuruluşların, metan emisyonlarını azaltmak için güçlü, yasal olarak bağlayıcı düzenlemeler getirmesi ve şirketleri kamuoyuna açık, doğrulanabilir hedeflere uymaya zorlaması gerekmektedir. Aksi takdirde, “net sıfır” taahhütleri, kolayca terk edilebilecek gönüllü gösterişlerden ibaret kalacaktır.

Kaynak: Reuters, ABD Çevre Koruma Ajansı (EPA), Çevre Savunma Fonu (EDF)
Fotoğraf: Annie Spratt

Yorum bırakın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Scroll to Top