Türkiye’de Sıfır Atık Hareketi kapsamında geri kazanım oranı 2017’deki yüzde 13 seviyesinden 2025’te yüzde 37,53’e yükseldi. Bakanlık verilerine göre sistem bugüne kadar 217 bin bina ve yerleşkede uygulanırken, ekonomiye toplam 365 milyar lira katkı sağlandı.
Türkiye’de 2017 yılında başlatılan Sıfır Atık Hareketi kapsamında geri kazanım oranı 2025 itibarıyla yüzde 37,53’e ulaştı. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı verilerine göre oran, 2017’de yüzde 13 seviyesindeyken her yıl düzenli artış gösterdi; 2024’te yüzde 36,08’e, 2025’te ise yüzde 37,53’e çıktı. Bakanlık, Türkiye’nin geri kazanım oranını 2035’te yüzde 60’a, 2053’te ise yüzde 70’e yükseltmeyi hedeflediğini bildirdi.


Sıfır Atık Hareketi, 27 Eylül 2017’de Emine Erdoğan’ın himayesinde başlatıldı ve Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı koordinasyonunda yürütüldü. Süreç içinde girişim, Birleşmiş Milletler nezdinde kabul gören uluslararası bir çevre hareketine dönüştü. BM Genel Kurulu, 14 Aralık 2022’de Türkiye’nin ana sunuculuğunda ve 105 ülkenin ortak sunuculuğunda kabul edilen kararla 30 Mart’ı “Uluslararası Sıfır Atık Günü” ilan etti.
Bakanlık verilerine göre Sıfır Atık Yönetim Sistemi bugüne kadar 217 bin bina ve yerleşkede uygulanmaya başlandı. Proje kapsamında 28 milyon kişiye eğitim verildi. Uygulamanın başlangıcından 2025 yılı sonuna kadar geçen süreçte toplam 90 milyon ton geri kazanılabilir atık lisanslı işletmeler tarafından işlenerek ekonomiye kazandırıldı.


Sıfır Atık geri kazanım oranı nasıl yükseldi?
Verilere göre geri kazanılan atıkların 36,1 milyon tonunu kağıt ve karton, 10,2 milyon tonunu plastik, 3,5 milyon tonunu cam, 9,6 milyon tonunu metal oluşturdu. Ayrıca 30,6 milyon ton organik ve diğer atık da sisteme dahil edildi. Bu toplam geri kazanımın ülke ekonomisine katkısının 365 milyar lira olduğu belirtildi.
Tavsiye Edilen Haberler
-

Çevre KirliliğiYapay zeka veri merkezleri çevreyi 9,1 dereceye kadar ısıtabilir -


-


-

SürdürülebilirlikAvrupa havayolları 2025 yeşil jet yakıtı hedefini aşmış olabilir
Geri kazanım oranındaki yükseliş, atıkların kaynağında ayrıştırılması, lisanslı tesislerde işlenmesi ve kamu kurumları ile yerleşkelerde sistemin yaygınlaştırılmasıyla ilişkilendiriliyor. 2025 verisi, Türkiye’nin sıfır atık politikalarının yalnızca çevresel değil, ekonomik sonuçlar da ürettiğini ortaya koyuyor.
Sıfır Atık’ın enerji ve su tasarrufuna etkisi ne oldu?


Bakanlık tarafından paylaşılan verilere göre, Sıfır Atık Hareketi kapsamında 270 milyar kilovatsaat enerji tasarrufu sağlandı. Bu miktar, yaklaşık 54 milyon hanenin bir yıllık elektrik ihtiyacına eşdeğer olarak ifade edildi. Aynı dönemde 2 trilyon litre su tasarrufu elde edildi. Bu rakamın, İstanbul’un iki yıllık su tüketimine denk olduğu belirtildi.
Petrol tasarrufu da uygulamanın öne çıkan çıktıları arasında yer aldı. Verilere göre toplam 60 milyar litre petrol tasarrufu sağlandı. Bu miktar, Türkiye’deki tüm araçların bir yıllık yakıt tüketiminden daha fazla bir hacme karşılık geliyor. Ayrıca 390 milyon metreküp depolama alanı tasarrufu ile yaklaşık 55 bin futbol sahası büyüklüğünde alanın korunmuş olduğu bildirildi.
Sera gazı salımı ve ormanlar üzerindeki etkisi
Sıfır Atık uygulamalarının iklim ve doğal kaynaklar üzerindeki etkisine ilişkin veriler de dikkat çekti. Bakanlık, çalışmalar sayesinde Türkiye’deki orman varlığının yaklaşık yüzde 7’sine karşılık gelen 613 milyon ağacın kesilmesinin önlendiğini açıkladı. Bunun yanında yaklaşık 180 milyon ton sera gazı salımının önüne geçildiği bildirildi.
Bu miktarın, yaklaşık 36 milyon aracın yıllık karbon salımına eşdeğer olduğu kaydedildi. Böylece geri kazanım oranındaki artışın yalnızca atık yönetimi değil, iklim değişikliğiyle mücadele açısından da önemli bir araç olarak öne çıktığı vurgulandı.
Bakan Kurum: Sıfır Atık bir tercih değil
Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum da 30 Mart Uluslararası Sıfır Atık Günü dolayısıyla sosyal medya hesabından bir paylaşım yaptı. Kurum, bugün üretilen atık miktarının doğanın kendini yenileme hızını aştığını belirterek, meselenin yalnızca üretmek değil, nasıl tüketildiği olduğunu ifade etti.
Kurum paylaşımında, Emine Erdoğan’ın insanlığa “bir vicdan ve gönül inisiyatifi” olarak armağan ettiğini söylediği Sıfır Atık hareketiyle israfın reddedildiğini, kaynağın korunduğunu ve geleceğin öncelediğini belirtti. Bakan Kurum, “Sıfır Atık bir tercih değil; mecburiyettir” ifadelerini kullandı.
Türkiye’nin 2035 ve 2053 için açıkladığı geri kazanım hedefleri, mevcut artış eğiliminin sürdürülmesini zorunlu kılıyor. Önümüzdeki dönemde sistemin daha geniş bir alana yayılması, yerel uygulamaların güçlenmesi ve geri dönüşüm altyapısının geliştirilmesi, bu hedeflere ulaşmada belirleyici olacak.





