Noel ile yılbaşı arasındaki o belirsiz haftada, çocukluklarından beri arkadaş olan iki İspanyol, Málaga’da arkadaşlarıyla akşam yemeğine çıktı. 50’li yaşlarının başındaki Francisco Zea Bravo ve Antonio Morales Serrano bir daha evlerine dönemedi.
Matematik öğretmeni, kitap kulübü üyesi ve bir rock grubunun bas gitaristi olan Zea Bravo ile kasabada sevilen bir kafe ve dondurma salonunun sahibi Morales Serrano, 27 Aralık Cumartesi gecesi Alhaurín el Grande’ye dönüyordu. Ancak gün boyu süren şiddetli yağışlar, normalde sakin akan Fahala Nehri’ni belediye başkanının ifadesiyle “kontrol edilemez bir sele” dönüştürmüştü. Polis ertesi gün minibüslerini devrilmiş halde buldu; kısa süre sonra da iki arkadaşın cansız bedenlerine ulaşıldı.
Los Montecillos Ortaokulu’nun müdürü Conchi Navarro, Zea Bravo’nun okul yılı sonunda emekli olmasıyla görevini devralmayı bekliyordu. “Sellere alışığız, ama bu kadarına değil,” diyor. “Aralık ayından beri bu alçak basınç fırtınaları ardı ardına geliyor.”
Kışın sel, yazın kuraklık

Batı Avrupa haftalardır aşırı hava olaylarının etkisi altında. İspanya’daki fırtınalar Portekiz’de en az 16 kişinin ölümüne yol açtı. Fransa’da topraklar eşi görülmemiş ölçüde suya doymuş durumda; meteorologlar “mutlak dikkat” gerektiren sel uyarıları yayınlıyor. İngiltere’nin bazı bölgelerinde aralıksız yağmur rekor kırdı.
Tavsiye Edilen Haberler
-
-
Köşe YazarlarıYağmur Yağıyor Ama Barajlar Dolmuyor mu? -
Yenilenebilir EnerjiUzay tabanlı güneş enerjisi: Net sıfırın ötesine geçmenin anahtarı mı? -
Bu, Avrupa’nın yeni gerçeği olarak tanımlanıyor: kışın sular altında, yazın kurak ve yanıcı. Ancak aşırı hava olayları artarken, iklim inkârcılığı ve iklim politikalarına yönelik siyasi direnç de güç kazanıyor.
Navarro, “Gezegenin kendi kendini yok etmesine doğru ilerliyoruz,” diyor. “Bu bana anlatılan bir teori değil; gözlerimle gördüğüm bir gerçek.”
ABD’den gelen baskı, Avrupa’daki geri adımlar

ABD’de Başkan Donald Trump, Paris İklim Anlaşması’ndan yeniden çekilme ve çevre düzenlemelerini zayıflatma adımlarıyla küresel iklim politikasına meydan okuyor. Enerji üretimini artırma söylemiyle fosil yakıt kullanımını teşvik eden yönetim, Avrupa’ya da metan standartlarını ve sürdürülebilirlik kurallarını gevşetmesi yönünde baskı yapıyor.
Avrupa’da ise kamuoyu araştırmaları halkın büyük çoğunluğunun iklim bilimini kabul ettiğini gösterse de siyasi düzeyde geri adımlar dikkat çekiyor. Aşırı sağ partiler iklim politikalarına karşı mücadeleyi öncelikli gündem maddesi haline getirirken, bazı merkez partiler de sanayi lobilerinin baskısıyla yeşil düzenlemeleri yumuşatıyor. Karbon fiyatlandırması gibi AB’nin temel iklim araçları dahi tartışmaya açılmış durumda.
Fırtınaların ardı arkası kesilmiyor

Son aylarda Güney Avrupa’yı vuran fırtınalar art arda geldi. Meteorologlar sezon başında Alice, Benjamin ve Claudia isimlerini verirken, Aralık ve Ocak aylarında David, Emilia, Francis, Goretti, Harry, Ingrid, Joseph ve Kristin gibi yeni sistemler kaydedildi. Şubat’ın ilk yarısında ise Leonardo, Martha, Nils, Oriana ve Pedro fırtınaları yaşandı. Sezon, önceki rekorlara çok kısa sürede yaklaştı.
Bilim insanlarına göre bu durumun arkasında jet akımının güneye kayması, Kuzey Avrupa üzerindeki yüksek basınç sistemleri ve küresel ısınmanın atmosferde daha fazla nem tutulmasına yol açması bulunuyor. Sıcak hava daha fazla su buharı taşıyor; bu da yağışların daha yoğun ve yıkıcı olmasına neden oluyor. Zaten doymuş topraklara düşen şiddetli yağmur, sel riskini katlayarak artırıyor.
Fransız Ulusal Bilimsel Araştırma Merkezi’nden iklim bilimci Christophe Cassou, Fransa’daki sellerin alan bakımından eşi benzeri görülmemiş olduğunu ve yıl başından bu yana rekor yağışla bağlantılı olduğunu belirtiyor. “En kötü senaryoyu yaşamıyoruz,” diyor. “Bu, modellerin öngördüğü olası senaryolardan sadece biri.”
Valencia’nın acı dersi

29 Ekim 2024’te Valencia’da yaşanan sel felaketi 229 kişinin ölümüne neden oldu. Resmi açıklamalarda fırtınanın hızla geçeceği belirtilmişti; ancak yağış miktarı çok daha yüksekti. 70 yaşındaki Empar Puchades, meteoroloji verilerini kontrol edip komşularını uyarmaya çalıştı. O gece evine doğru yaklaşan su kütlesini “çok hızlı, garip kokulu ve enkaz dolu” olarak tarif ediyor. “Beni en çok şaşırtan ne kadar hızlı geldiğiydi,” diyor.
Nature Communications’ta yayımlanan bir araştırmaya göre küresel ısınma, bu tür olaylarda yağış yoğunluğunu %21 artırdı ve 180 mm yağış alan bölgeyi %55 genişletti.
Valencia’daki felaket, Almanya’nın Ahr Vadisi’nde 2021’de yaşanan ve 134 kişinin hayatını kaybettiği selleri hatırlattı. AB’nin bilimsel danışmanları Avrupa’nın uyum çabalarını “yetersiz ve çoğu zaman çok geç” olarak tanımlıyor. Yeni raporlar, 2100’e kadar 2,8–3,3°C’lik bir ısınma ihtimaline karşı hazırlık yapılması gerektiğini belirtiyor — bu, Paris Anlaşması’nda hedeflenen seviyenin yaklaşık iki katı.
1,5°C eşiğine doğru

Dünya sanayi öncesi döneme kıyasla yaklaşık 1,4°C ısındı. 1,5°C hedefi giderek ulaşılmaz görünse de bilim insanları “her bir derecenin kesrinin” bile büyük fark yaratacağını vurguluyor.
Avrupa İklim Değişikliği Bilimsel Danışma Kurulu üyesi Maarten van Aalst, “Şimdiye kadar gördüğümüz ısınma bile bizi şaşırtan ve can kayıplarına yol açan aşırı olaylara neden oldu,” diyor. “3°C’yi görmemeyi umuyorum, ama bu ihtimal artık göz ardı edilemez.”
Kayıpların sessiz yankısı
Francisco Zea Bravo’nun ölümü, okulunda ve kasabasında derin bir boşluk bıraktı. Ocak başında düzenlenen anma töreninde öğrenciler sessizdi. Müdür Navarro, ilk haftaların “korkunç” geçtiğini, ancak yavaş yavaş toparlandıklarını söylüyor.
Sonra ekliyor: “Şimdi yazın çıkacak yangınları bekleyeceğiz.”
Avrupa bir yandan sel sularıyla boğuşurken, diğer yandan kuraklık ve orman yangınlarına hazırlanıyor. İklim krizi artık uzak bir tehdit değil; gündelik hayatın içinde, kayıpların ve aşırı hava olaylarının arasında kendini gösteriyor. Ancak soru hâlâ ortada duruyor: Avrupa gerçekten gördüğü şeyi kabul etmeye hazır mı?





