Trump döneminde çevre yaptırımları sert şekilde geriledi

Yayın: 14 Şubat 2026 10:23
Güncelleme: 14 Şubat 2026 10:23
Fotoğraf Kaynağı: O Junhui

ABD Çevre Koruma Ajansı’nın (EPA) Ocak 2025 ile Ocak 2026 arasındaki kayıtlarına yönelik yeni bir analiz, Trump yönetimi altında büyük çevre kirleticilerine karşı çevre yasalarının uygulanmasının neredeyse durma noktasına geldiğini ortaya koydu.

Analize göre, özellikle petrol, doğalgaz, kömür ve kimya sektörlerindeki büyük şirketleri hedef alan yaptırım mekanizmalarında ciddi bir düşüş yaşandı.

Temiz Hava Yasası’nda tarihi düşüş

Kayıtlara göre EPA, Trump’ın ilk döneminin ilk yılında 26, Biden’ın ilk yılında ise 22 Temiz Hava Yasası uzlaşma kararı çıkarmıştı. Bu yıl ise yalnızca bir uzlaşma kararı alındı. Uzlaşma kararları, EPA ile ABD Adalet Bakanlığı’nın büyük kirleticilere karşı federal mahkemelerde dava açarak çevre yasalarını uygulamak için kullandığı temel yasal araçlardan biri.

Çevre Bülteni

Doğanın Hikâyesine Ortak Ol

Her hafta iklim krizi, çevre kirliliği ve sürdürülebilirlikle ilgili en önemli haberleri al.

Ajansın, ülkenin en kirli bölgelerindeki temizlik çalışmalarını kapsayan Süperfon yasaları kapsamında da benzer bir yavaşlama yaşandığı görülüyor. İlk Trump döneminde 31 olan uzlaşma kararı sayısı, bu dönemde yediye düştü.

Kâr amacı gütmeyen Kamu Çalışanları Çevre Sorumluluğu (PEER) kuruluşunun analizine göre, Temiz Su Yasası kapsamındaki yaptırım eylemleri de Biden’ın ilk yılında 18’e ulaşırken, Trump yönetiminin ikinci yılında bu sayı dörde kadar geriledi.

PEER genel müdürü ve eski EPA avukatı Tim Whitehouse, ajansın uygulama programının “başarısızlığa uğradığını ve bunun kasıtlı olduğunu” söyledi. Whitehouse’a göre, caydırıcı bir yaptırım programı olmadığında yasalar fiilen gönüllü hale geliyor ve birçok şirket sonuçla karşılaşmayacağını bildiği için kuralları görmezden gelebiliyor. Bunun sonucunda ise tesislerin yakınındaki topluluklar daha fazla kirliliğe maruz kalırken şirketlerin kârı artıyor.

Büyük davalar artık nadir

Analiz yalnızca büyük vakaları kapsıyor. EPA büyük bir ihlal soruşturduğunda dosyayı Adalet Bakanlığı’na iletiyor; bakanlık da federal mahkemede dava açarak uzlaşma sağlamaya çalışıyor.

Geçmişte bu mekanizma büyük şirketlere karşı yüksek meblağlı anlaşmalarla sonuçlanmıştı. 2017’de Volkswagen, emisyon testlerinden kaçınmak için “hileli cihazlar” kullandığı gerekçesiyle Temiz Hava Yasası ihlali kapsamında 1,4 milyar dolar ödemeyi kabul etmişti. 2023’te Indiana’da BP, tehlikeli uçucu organik bileşikleri (VOC) havaya saldığı gerekçesiyle 250 milyon dolar ceza ve düzeltici önlem ödemeyi kabul etti. Ohio, East Palestine’deki tren kazasından sorumlu Norfolk Southern ise Temiz Su Yasası ihlalleri kapsamında 335 milyon dolarlık bir anlaşmaya imza atmıştı.

Sektör gözlemcileri, bu ölçekte anlaşmaların artık nadir hale geldiğini belirtiyor.

“Uyum” vurgusu, “yaptırım”ın önüne geçti

EPA sözcüsü, yönetimin sicilini savunarak, önceki yönetimin “iklim fanatizmi” temelli aşırı yaptırımlarına karşılık hızlı uyuma odaklandıklarını söyledi ve raporu “hatalı” olarak niteledi.

Ancak ismini vermek istemeyen bir EPA denetim görevlisi, “uyum” ile “uygulama” arasındaki farkın altını çizdi. Görevliye göre, cezai tedbirler içeren yaptırımlar caydırıcı nitelik taşırken, şirketlere tavsiye niteliğinde uyarılarla yetinilen uyum yaklaşımı büyük ölçüde etkisiz kalıyor.

Denetçi, şirketlerin soruşturma bulgularına itiraz etmesi halinde dosyaların siyasi atamaların bulunduğu üst kademelere taşınmak zorunda kaldığını, bunun da süreçleri yavaşlattığını belirtti. Ayrıca bazı bölgelerde uygulama birimlerinde personel sayısının yüzde 30’a kadar azaldığını, Adalet Bakanlığı çevre bölümü avukatlarının ise yaklaşık yüzde 50 oranında düştüğünü ifade etti.

12 Mart tarihli bir EPA notunda, yaptırım eylemlerinin artık “enerji üretiminin hiçbir aşamasını durdurmayacağı” yönündeki ifade de dikkat çekti.

Görevliye göre bu durum, soruşturmacılar üzerinde “geniş çaplı bir caydırıcı etki” yaratıyor ve daha sert adımlar atmaktan kaçınmalarına yol açıyor.

İdari yaptırımlar büyük vakaların yerini tutmuyor

EPA, küçük çaplı ihlalleri idari hukuk süreçleriyle ele alıyor. Örneğin bir oto tamirhanesinin az miktarda kirleticiyi yasa dışı şekilde bir dereye boşaltması gibi vakalar bu kapsamda değerlendiriliyor. Ancak PEER raporuna göre bu yöntem, hızlı çözülebilen ve tekrarlanma ihtimali düşük ihlaller için uygun olsa da, büyük ve karmaşık davalarda yeterli değil.

Whitehouse, yaptırımlardaki gerilemenin EPA’yı zayıflatmaya yönelik daha geniş bir çabanın parçası olduğunu savundu. Yönetimin bilimsel araştırmalara ve koruyucu düzenlemelere de saldırdığını belirten Whitehouse, mevcut yaklaşımın büyük ve güçlü endüstrilere avantaj sağladığını ifade etti.

Eleştirmenlere göre yaptırım oranındaki düşüş, hava ve su kirliliğinden kaynaklanan sağlık risklerini artırırken, şirketler için daha fazla ihlal alanı açıyor. EPA ise ilk yılında Biden yönetiminin ilk yılında sonuçlandırdığundan daha fazla davayı tamamladığını ve bu verileri yakında yayımlayacağını belirtiyor.

Ancak büyük çaplı çevre davalarındaki keskin düşüş, çevre hukuku uzmanlarına göre federal düzeyde yaptırım kapasitesinin ciddi biçimde gerilediğine işaret ediyor.

Bültenimize abone olun

Yorum bırakın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Bizi Takip Et

Çevre hikâyelerini kaçırma

İklim krizi, çevre kirliliği, deprem ve hava durumu haberlerini sosyal medyada da anlık olarak takip et.

Scroll to Top
×