Yeni bir araştırma, yapay zeka veri merkezlerinin çevresindeki arazi yüzey sıcaklığını ortalama 2 derece, bazı durumlarda ise 9,1 dereceye kadar artırabildiğini ortaya koydu. Bilim insanları, “veri merkezi ısı adası” etkisinin dünya genelinde 340 milyona kadar insanı dolaylı olarak etkileyebileceği uyarısında bulunuyor.


Yapay zeka sistemlerine güç sağlamak için hızla çoğalan veri merkezleri, yalnızca yüksek enerji tüketimleriyle değil, çevre üzerindeki doğrudan ısı etkileriyle de dikkat çekiyor. İngiltere’deki Cambridge Üniversitesi’nden araştırmacıların yürüttüğü yeni çalışma, veri merkezlerinin çevresindeki arazi yüzey sıcaklığını belirgin biçimde artırabildiğini gösterdi. Bulgulara göre bir yapay zeka veri merkezi faaliyete geçtikten sonraki aylarda yüzey sıcaklıkları ortalama 2 derece yükseliyor. En uç örneklerde ise artış 9,1 dereceye kadar çıkabiliyor.
Araştırma, veri merkezlerinin yalnızca kendi sınırları içinde değil, çevresindeki geniş alanlarda da “ısı adası” etkisi yarattığını ortaya koyuyor. Ekip, sıcaklık artışının 10 kilometre uzaklığa kadar tespit edilebildiğini, 7 kilometre mesafede bile etkinin yoğunluğunun yalnızca yüzde 30 azaldığını belirledi. Bilim insanları bu durumu “veri merkezi ısı adaları” olarak tanımlıyor.
Cambridge Üniversitesi’nden Andrea Marinoni ve ekibi, son 20 yıla ait arazi yüzey sıcaklığı uydu verilerini 8 bin 400’den fazla yapay zeka veri merkezinin coğrafi koordinatlarıyla karşılaştırdı. Araştırmacılar, sıcaklığı etkileyebilecek diğer değişkenleri azaltmak için çalışmayı özellikle yoğun nüfuslu alanlardan uzakta bulunan veri merkezlerine odaklayarak yürüttü. Buna rağmen ortaya çıkan sonuçlar, etkilerin beklenenden güçlü olabileceğine işaret etti.
Yapay zeka veri merkezleri neden çevreyi ısıtıyor?


Veri merkezleri, büyük ölçekli hesaplama süreçleri nedeniyle ciddi miktarda enerji tüketiyor. Bu enerjinin önemli bir bölümü ısı olarak ortaya çıkıyor. Özellikle yapay zeka modellerinin eğitimi ve çalıştırılması, geleneksel dijital hizmetlere kıyasla çok daha yüksek işlem gücü gerektiriyor. Bu da daha fazla sunucu, daha yoğun soğutma ihtiyacı ve daha yüksek atık ısı anlamına geliyor.
Tavsiye Edilen Haberler
-


-

Çevremizi TanıyalımOlimpos & Çıralı rehberi: Akdeniz’de hâlâ doğal kalabilmiş bir kıyı -


-


Gayrimenkul şirketi JLL’nin projeksiyonuna göre küresel veri merkezi kapasitesi 2025 ile 2030 arasında iki katına çıkacak. Bu büyümenin yaklaşık yarısının yapay zeka talebinden kaynaklanacağı tahmin ediliyor. Başka bir ifadeyle, bugün ölçülen ısı etkisi önümüzdeki yıllarda daha geniş coğrafyalarda daha görünür hale gelebilir.
Veri merkezi ısı adası etkisi kaç kişiyi etkileyebilir?


Araştırmacılar, nüfus verilerini de kullanarak dünya genelinde 340 milyondan fazla insanın veri merkezlerine 10 kilometre mesafede yaşadığını tahmin etti. Bu da söz konusu kişilerin, veri merkezleri olmasaydı yaşayacaklarından daha sıcak bir çevrede yaşama ihtimali anlamına geliyor.
Çalışmada özellikle Meksika’daki Bajío bölgesi ile İspanya’daki Aragon özerk bölgesi dikkat çekti. Marinoni’ye göre bu alanlarda 2004 ile 2024 arasında gözlenen ve başka etkenlerle tam açıklanamayan yaklaşık 2 derecelik sıcaklık artışında veri merkezlerinin payı olabilir. Bu bulgu, veri altyapısının yer seçiminin sadece enerji politikası değil, yerel iklim ve halk sağlığı açısından da değerlendirilmesi gerektiğini gösteriyor.
Uzmanlar bulgular hakkında ne söylüyor?


Bristol Üniversitesi’nden Chris Preist, sonuçların dikkat çekici olduğunu ancak etkinin bileşenlerini daha ayrıntılı ayırmak gerektiğini söylüyor. Preist’e göre hesaplama süreçlerinden kaynaklanan ısı ile binanın yapısı ve güneş ışığını tutma kapasitesinin ayrı ayrı incelenmesi faydalı olabilir. Bu değerlendirme, veri merkezi etkisinin yalnızca sunuculardan değil, yapı tasarımı ve arazi kullanımından da kaynaklanabileceğine işaret ediyor.
Araştırmayı yürüten ekip ise hangi mekanizma baskın olursa olsun, veri merkezlerinin çevredeki zemin sıcaklığını artırdığı görüşünde. Marinoni, asıl mesajın veri merkezlerinin tasarım ve geliştirme süreçlerinde çok daha dikkatli olunması gerektiği olduğunu vurguluyor.
Yapay zeka büyürken yeni çevre riski mi oluşuyor?
Veri merkezleri bugüne kadar daha çok elektrik tüketimi ve su kullanımı üzerinden tartışılıyordu. Ancak bu yeni bulgular, yapay zeka altyapısının yerel sıcaklık üzerinde de doğrudan etkileri olabileceğini gösteriyor. Özellikle sıcak dalgalarının sıklaştığı, kentleşmenin arttığı ve enerji altyapısının baskı altında olduğu bir dönemde, yeni veri merkezlerinin çevresel etkileri daha kapsamlı değerlendirilmek zorunda kalabilir.
Uzmanlara göre çözüm, yalnızca daha verimli çiplerde değil; doğru konum seçimi, gelişmiş soğutma sistemleri, yansıtıcı yapı malzemeleri ve atık ısının yeniden kullanılması gibi planlamalarda yatıyor. Yapay zeka ekonomisi büyürken, veri merkezlerinin görünmeyen ısı maliyeti de çevre politikalarının yeni başlıklarından biri olmaya aday görünüyor.





