İngiltere merkezli çevreci hareket Just Stop Oil (JSO), 2022 yılında başlattığı ses getiren doğrudan eylem kampanyalarının ardından sahneden çekilmeye hazırlanıyor. Grubun sembol isimlerinden Hannah Hunt, geçtiğimiz hafta Downing Caddesi önünde yaptığı açıklamada, Just Stop Oil’in artık “gösterişli kıyafetlerini asacağını” ve yeni bir stratejiye yöneleceğini duyurdu.
Grubun ani kararının ardından, iklim aktivizminin bundan sonra nasıl şekilleneceği merak konusu oldu.
❝Yakın tarihin en başarılı sivil direniş kampanyalarından biri❞
Just Stop Oil, üç yıl süren protestolar boyunca yolları kapattı, spor etkinliklerini aksattı ve ulusal sanat eserlerine yönelik eylemleriyle gündeme geldi. Grubun taleplerinin başında, Birleşik Krallık hükümetinin yeni fosil yakıt lisanslarına moratoryum ilan etmesi vardı. Aktivistlere göre, bu talep artık hükümet politikası haline geldi.
Grubun açıklamasında şu ifadeler yer aldı:
❝Yakın tarihin en başarılı sivil direniş kampanyalarından birini gerçekleştirdik❞ — ❝Yeni petrol ve doğalgaz lisanslarının durdurulması artık hükümet politikası❞ denildi.
Tavsiye Edilen Haberler
-
SürdürülebilirlikTürkiye Sigorta tarafından “Su Raporu” yayımlandı -
-
-
Ancak Just Stop Oil’in mirası yalnızca başarılarla değil, aynı zamanda yoğun toplumsal kutuplaşmayla da şekillendi. 2023 yılında yapılan kamuoyu yoklamalarına göre, halkın %64’ü grubun yöntemlerini onaylamadığını belirtti.

Protestolara baskı: Yeni yasalar, artan cezalar
Just Stop Oil’in etkisi, yalnızca iklim gündemini değil, aynı zamanda Birleşik Krallık’taki protesto yasalarını da değiştirdi. Extinction Rebellion (XR) ve Insulate Britain gibi grupların yolundan giden JSO’nun etkisiyle, 2022 yılında “Polis, Suç, Cezalandırma ve Mahkemeler Yasası” yürürlüğe girdi. Bu yasa ile polis, protestolara daha fazla müdahale yetkisi elde etti.
2023’te ise “Kamu Düzeni Yasası” çıkarıldı. Böylece protestoların engellenmesi için gerekli eylem eşiği “ciddi” seviyeden “küçükten daha büyük” seviyeye düşürüldü. Savcılar daha ağır komplo suçlamaları talep etmeye başladı ve aktivistlerin mahkemede kullanabileceği savunmalar daraltıldı.
Liberty adlı insan hakları kuruluşundan avukat Katy Watts bu durumu şu sözlerle özetledi:
❝Artık sokaklarda yasal şekilde gösteri yapmak daha zor. Protestoya katılmanın riski, özellikle doğrudan eylem taktiklerinde, giderek artıyor❞.

3.300 tutuklama, yüzlerce mahkûmiyet
Just Stop Oil’in eylemleri nedeniyle yaklaşık 3.300 destekçi gözaltına alındı. En az yedi kişi dört yıla kadar hapis cezasına çarptırıldı, sekiz kişi ise karar bekliyor. Grup sözcüsüne göre, 180 kez tutuklama veya hapis cezası uygulandı.
Bu cezaların daha da artması bekleniyor. Halen süren davalar 2025, 2026 ve hatta 2027 yıllarına kadar uzanıyor.
Kurucu ortak Roger Hallam, trafiği engelleme suçlamasıyla beş yıl hapis cezasına çarptırıldı. Cezası dört yıla indirildi ancak hâlen cezaevinde bulunuyor.
❝Seçkinlerimiz bizi terk etti, ama biz hâlâ buradayız❞

Hallam, The Guardian’a yaptığı açıklamada, JSO’nun kurulmasının ❝hayatının en tatmin edici dönemi❞ olduğunu ifade etti.
❝Etkimiz marjinal görünebilir, kriz derinleşiyor olabilir, ama bu çaba eksikliğinden değil. Binlerce kişi tutuklandı, yüzlerce kişi hapse atıldı ve baskıcı yasalarla karşılaştı❞ dedi.
Hallam’a göre asıl başarısızlık aktivistlerde değil, ❝iddia ettikleri değerlerin arkasında durmayan gazeteci, doktor, avukat ve memurlarda❞.
Yeni dalga yolda mı?
Sosyolog Graeme Hayes’e göre JSO’nun bu noktaya gelmesi şaşırtıcı değil:
❝Bu tür hareketler uzun vadede devam etmek üzere tasarlanmıyor. Katılımcılar zamanla enerjilerini tüketiyor ve yoğun toplumsal baskı karşısında geri çekiliyor❞ dedi.
XR ve JSO sonrası dönemde, Shut the System ve Citizens Arrest Network gibi gruplar yeni yollar deniyor. Özellikle Citizens Arrest Network, iklim krizinden sorumlu tutulan şirket yöneticilerine odaklanarak, doğrudan eylem yükünü protestoculardan almayı amaçlıyor.
❝Şimdi sıra sessiz çoğunlukta❞
Sosyal Değişim Laboratuvarı Direktörü Sam Nadel, JSO gibi grupların dolaylı etkisine dikkat çekiyor.
❝Just Stop Oil’in eylemlerini gören bireyler, Friends of the Earth gibi ılımlı gruplara daha fazla destek verme eğiliminde oluyor. Eylemlerden ilham alanlar, gönüllü oluyor, bağış yapıyor ya da milletvekilleriyle iletişime geçiyor❞ dedi.
Artık asıl odak, iklim krizinin farkında olan ancak hâlâ harekete geçmemiş olan “sessiz çoğunluğu” mobilize etmekte.
