ABD’de kömür üretiminin artmasıyla kömür talebi yıllık yeni bir rekor seviyeye ulaştı

Yayın: 17 Aralık 2025 14:57
Güncelleme: 17 Aralık 2025 14:57
Fotoğraf Kaynağı: Gérard GRIFFAY

Dünya, iklim kriziyle mücadele kapsamında fosil yakıtlardan uzaklaşma taahhütleri verirken, son veriler şok edici bir gerçeği ortaya koyuyor: Küresel kömür talebi 2025 yılında tüm zamanların en yüksek seviyesine ulaştı. Uluslararası Enerji Ajansı (IEA) tarafından yayınlanan rapora göre, özellikle Amerika Birleşik Devletleri’ndeki üretim artışı ve Avrupa’daki hava koşulları, dünyanın bu “kirli yakıtı” terk etme çabalarını sekteye uğrattı. Yenilenebilir enerji kaynaklarındaki devasa artışa rağmen, artan enerji ihtiyacı ve bazı siyasi tercihler, kömürü yeniden küresel enerji sahnesinin merkezine yerleştirdi.

Bu gelişme neden önemliydi? Kömür, karbon emisyonlarının en büyük kaynağı olmasına rağmen, 2025 yılında dünya genelinde 8,85 milyar ton tüketilerek 2024’e göre %0,5’lik bir artış gösterdi. IEA daha önce 2023 yılında kömür talebinin zirve yaptığını ve düşüşe geçeceğini öngörmüştü; ancak gerçekte talep üst üste iki yıl rekor kırdı. Bu durum, enerji güvenliği ile iklim hedefleri arasındaki hassas dengenin ne kadar kırılgan olduğunu ve ekonomik büyümenin hala büyük oranda kömürle beslendiğini gösteriyor. Özellikle ABD’deki siyasi desteğin üretimi artırması ve Avrupa’da rüzgar hızının düşmesiyle yenilenebilir enerjinin açığı kapatamaması, kömürün “vazgeçilmezliğini” acı bir şekilde hatırlattı.

Bu dünya/Türkiye için ne ifade ediyordu? Küresel kömür talebindeki bu direnç, Paris İklim Anlaşması hedeflerine ulaşılmasının ne kadar zor olduğunu kanıtlıyor. Türkiye gibi enerji ithalatçısı olan ve hala önemli ölçüde kömür santrallerine dayalı üretim yapan ülkeler için bu durum, küresel enerji maliyetlerinin yüksek kalması ve karbon vergisi gibi düzenlemelerin baskısının artması anlamına geliyor. Dünya genelinde enerji talebi arttıkça, güneş ve rüzgarın kapasitesi artsa bile, kömürün “baz yük” (kesintisiz enerji) sağlama rolü, enerji güvenliği önceliği olan ülkeler için hala ilk seçenek olmaya devam ediyor.

Çevre Bülteni

Doğanın Hikâyesine Ortak Ol

Her hafta iklim krizi, çevre kirliliği ve sürdürülebilirlikle ilgili en önemli haberleri al.

Dump truck in an open pit mine in Africa

ABD üretimi ve Avrupa’daki rüzgarsızlık talebi tetikledi

IEA’nın son raporuna göre, 2025 yılındaki küresel talep artışının arkasındaki en büyük aktör şaşırtıcı bir şekilde Amerika Birleşik Devletleri oldu. ABD’de kömür santrallerine yönelik artan siyasi destek ve bazı santrallerin çevresel kurallardan muaf tutulması, kömür üretiminde yaklaşık 40 milyon tonluk bir artışa yol açtı. Aynı zamanda doğal gaz fiyatlarının yükselmesi, kömürü enerji piyasasında yeniden rekabetçi bir konuma getirdi.

Avrupa cephesinde ise tablo daha karmaşıktı. Yenilenebilir enerji yatırımlarında lider olan kıta, bu yıl düşük rüzgar hızları ve hidroelektrik üretimindeki düşüşle karşı karşıya kaldı. Bu durum, 2023 ve 2024 yıllarında çift haneli düşüşler gösteren Avrupa kömür talebinin, bu yıl sadece %2 oranında azalmasına neden oldu. Yani yenilenebilir enerji rüzgar esmediğinde çaresiz kaldı ve Avrupa, boşluğu doldurmak için kömür türbinlerini çevirmeye devam etti.

Çin’in belirleyici rolü ve IEA’nın yanılan öngörüleri

Kömür piyasasının tartışmasız lideri olan Çin, küresel tablonun geleceğini belirlemeye devam ediyor. IEA, Çin’in rüzgar ve güneş enerjisini hızla yaygınlaştırmasıyla kömür talebinin bu yıl sabit kalmasını ve önümüzdeki yıllarda yavaş yavaş düşmesini bekliyor. Ancak rapor, “büyük belirsizlikler” konusunda uyarıda bulunuyor: Eğer Çin’in elektrik talebi beklenenden daha hızlı büyürse veya yenilenebilir enerji kurulumu yavaşlarsa, bu düşüş öngörüsü yerini yeni bir artışa bırakabilir.

İlginç bir nokta ise, IEA’nın tahminlerinin geçmişte yanılmış olmasıdır. Ajans, 2023 yılında kömür talebinin zirve noktasına ulaştığını iddia etmişti. Ancak, ekonomik büyümeye eşlik eden devasa elektrik ihtiyacı, kömür talebinin 2024 ve 2025’te üst üste yeni rekorlar kırmasını sağladı. Bugün gelinen noktada, IEA 2030 yılına kadar küresel talebin %3 düşeceğini öngörse de, Hindistan ve Endonezya gibi hızla gelişen ekonomilerin artan enerji açlığı bu tahminleri boşa çıkarabilir.

A wide angle shot of excavation machines in the Lookout Jackerath Garzweiler Skywalk in Germany

Asya’da güvenlik, Batı’da yapısal kayma

Kömürün küresel rolü bölgelere göre keskin bir değişim gösteriyor. Asya’da kömür, sadece enerji üretimi için değil, sanayi süreçleri ve enerji güvenliği için “kritik” bir unsur olmayı sürdürüyor. Yenilenebilir enerji kapasitesi artsa da kömürün payı yavaş bir düşüş sergiliyor. Öte yandan gelişmiş ekonomilerde kömürden çıkış süreci yapısal olarak devam ediyor. IEA yetkilisi Keisuke Sadamori, küresel kömür talebinde belirgin bir “doğuya kayış” yaşandığını, talebin merkez üssünün artık tamamen gelişmekte olan Asya pazarları olduğunu vurguluyor.

Türkiye’nin enerji güvenliği ve yerli kömür ikilemi

Küresel kömür talebindeki bu rekor, Türkiye’nin enerji stratejisi için önemli dersler barındırmaktadır. Türkiye, son yıllarda yerli kömür üretimini teşvik ederken aynı zamanda güneş ve rüzgar enerjisinde de büyük atılımlar yapmıştır. Ancak IEA raporunda vurgulanan “hava koşullarına bağlı üretim düşüşü” (Avrupa’daki rüzgarsızlık gibi), Türkiye’nin de enerji arz güvenliği için kömür santrallerini bir süre daha sistemde tutmak zorunda kalabileceğini göstermektedir.

ABD örneğinde görülen “gaz fiyatları yükselince kömüre dönüş” senaryosu, döviz krizi ve ithal doğal gaz maliyetleri ile mücadele eden Türkiye için de geçerlidir. Küresel piyasalarda kömür talebinin yüksek kalması, ithal kömür fiyatlarının düşmesini engelleyerek Türkiye’nin enerji faturasını kabartabilir. Bu durum, Türkiye’nin yenilenebilir enerji depolama çözümlerine (batarya teknolojileri) ve nükleer enerjiye olan yatırımlarının ne kadar kritik olduğunu bir kez daha kanıtlamaktadır.

İdealler ve gerçekler arasındaki siyah leke

IEA’nın verileri, temiz enerji geçişinin sadece bir “teknoloji kurulumu” meselesi değil, aynı zamanda devasa bir “talep yönetimi” krizi olduğunu kanıtlıyor. Güneş panelleri dünyayı kaplasa da, yapay zeka merkezlerinden sanayi üretimine kadar artan elektrik iştahı, en ucuz ve en erişilebilir baz yük olan kömürü sistemde tutmaya devam ediyor. 2025 rekoru, insanlığın karbon emisyonlarını düşürme hızı ile enerji tüketim hızı arasındaki yarışı kaybettiğini gösteren acı bir göstergedir.

Sonuç olarak, ABD gibi gelişmiş bir ekonominin bile siyasi ve ekonomik gerekçelerle kömür üretimini artırması, küresel iklim diplomasisinin ne kadar kırılgan olduğunu göstermektedir. Kömürden çıkış, ancak yenilenebilir enerjinin sadece “var olmasıyla” değil, “depolanabilir ve her an ulaşılabilir” olmasıyla mümkün olacaktır. Aksi takdirde, her rüzgarsız kışta veya her ekonomik krizde, dünya yeniden en eski ve en kirli dostuna, kömüre sarılmaya devam edecektir.

Kaynak

Bültenimize abone olun

Yorum bırakın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Bizi Takip Et

Çevre hikâyelerini kaçırma

İklim krizi, çevre kirliliği, deprem ve hava durumu haberlerini sosyal medyada da anlık olarak takip et.

Scroll to Top
×