Avustralya, on yıllardır süren tartışmaların ardından doğa yasalarını elden geçirecek tarihi bir reforma hazırlanıyor. İşçi Partisi hükümeti, ana muhalefetle yürütülen görüşmelerin tıkanması üzerine, yasaların Senato’dan geçmesini sağlamak için azınlıktaki Yeşiller Partisi ile son dakika anlaşmasına vardı. Bu kapsamlı değişiklikler, ülkenin ilk bağımsız çevre düzenleyicisini kurmayı, yerli ormanlar için korumayı artırmayı ve arazi temizleme konusunda daha sıkı kurallar getirmeyi içeriyor. Ancak en kritik düzenlemeler, kömür ve gaz projelerinin hızlandırılmasına getirilen kısıtlamalar ve yeni bir “su tetikleyicisi” eklenmesidir.

Peki, bu yasa tasarısının muhalefet yerine Yeşiller’in desteğiyle geçmesi Avustralya siyaseti için ne anlama geliyor? Hükümetin yasaları “doğa ve iş dünyası için kazanım” olarak nitelemesine rağmen, çevreciler neden hala “iklim tetikleyicisi” eksikliğini eleştiriyor? Dünyanın kişi başına düşen en büyük kirleticilerinden biri olan Avustralya’nın bu adımı, 2035 emisyon azaltma hedeflerine ulaşmasında nasıl bir rol oynayacak?
Siyasi çıkmazda Yeşiller’le son dakika anlaşması
Avustralya’nın çevre yasalarının artık amacına uygun olmadığının tespit edilmesinin üzerinden beş yıl geçtikten sonra, İşçi Partisi hükümeti nihayet reform düğümünü çözdü. Başbakan Anthony Albanese liderliğindeki hükümet, yasa tasarısını bu yılın son oturum gününde Senato’dan geçirmek için ana muhalefet (Liberaller ve Milliyetçi Parti koalisyonu) yerine Yeşiller Partisi ile anlaştı.

Muhalefet aylardır süren müzakerelerde işletmelere daha fazla imtiyaz sağlanmasını isterken, Liberal Parti lideri Sussan Ley, İşçi Partisi-Yeşiller anlaşmasını “kirli” olarak nitelendirerek, bu adımların ormancılık sektöründe iş kayıplarına yol açacağını savundu. Ancak Başbakan Albanese, mevcut yasaların ihlal edildiği ve reformun çevreyi korumak ve ekonomideki verimliliği artırmak için hayati önem taşıdığı konusunda herkesin hemfikir olduğunu belirtti.
Tavsiye Edilen Haberler
-
SürdürülebilirlikTürkiye Sigorta tarafından “Su Raporu” yayımlandı -
-
-
Yeni yasalar, konut, yenilenebilir enerji ve kritik minerallerle ilgili büyük projelerin hızlandırılacağını ve bu sayede doğa ve iş dünyası için bir kazanım yaratılacağını taahhüt ediyor.
Fosil yakıt projelerine su ve emisyon freni
Yasa tasarısının en çok tartışılan yönü, çevresel koruma ve ekonomik kalkınma arasındaki dengeyi hedefleyen maddelerdir. Yeni yasalar kabul edildiğinde:

- Bağımsız Çevre Düzenleyici: Avustralya’nın ilk ulusal çevre koruma ajansı kurulacak.
- Koruma Standartları: Nesli tükenmekte olan yaban hayatını korumaya yönelik kuralları da içeren bir dizi ulusal standart getirilecek.
- Arazi Temizliği: “Yüksek riskli arazi temizliği” için muafiyetler kaldırılacak ve arazi temizleme konusunda daha sıkı kurallar uygulanacak.
- Orman Anlaşmaları: Bölgesel orman anlaşmaları eyalet yasaları yerine federal yasalar kapsamına alınacak, bu da yerli ormanlar için daha fazla koruma anlamına geliyor.
Kömür ve Gaza Yeni Şartlar: Fosil yakıt projelerine getirilen iki temel kısıtlama öne çıkıyor:
- Su Tetikleyicisi: Kömür ve gaz projelerinin su kullanımı için artık federal onay alması gerekecek.
- Emisyon Raporlama Zorunluluğu: Yeni projeler karbon emisyonlarını raporlamalı ve bunları 2050 yılına kadar net sıfıra nasıl düşüreceklerine dair planlar sunmalıdır.
İklim hedefleri ve “iklim tetikleyicisi” eksikliği
Hükümet, bu yılın başlarında Avustralya’nın önümüzdeki on yılda emisyonları 2005 seviyelerine kıyasla en az yüzde 62 oranında azaltacağını duyurmuştu. Ancak mevcut projeksiyonlar, emisyonların sadece yüzde 48 ila yüzde 52 oranında azalacağını öngörerek hedeflerin tutmayabileceği sinyalini veriyor. İklim Değişikliği Bakanı Chris Bowen, önemli değişiklikler yapılmadığı takdirde Avustralya’nın 2035 emisyon azaltma hedeflerini kaçıracağını açıkça belirtti.
Bu bağlamda, Yeşiller Partisi lideri Senatör Larissa Waters, partisinin önemli kazanımlar elde etmesine rağmen, hükümeti en kritik konuda yetersiz kalmakla eleştirdi: Yeni kömür ve gaz projelerini karbon emisyonlarına dayanarak durdurabilecek sözde **”iklim tetikleyicisi”**nin yasaya dahil edilmemesi.
Bağımsız iklim örgütü Climate Council’in başkanı Amanda McKenzie de bu eleştirilere katılıyor. Anlaşmanın yerel ormanlara yardımcı olacağını kabul ederken, yeni kömür ve gaz projelerinin “iklim kirliliği konusunda hala muafiyetten yararlanacağını” belirterek, “Bu, doğayı iklim değişikliğinin tahribatından koruması gereken bir yasada büyük bir boşluk,” dedi.
Türkiye’de çevre ve ekonomi dengesi
Avustralya’nın çevre yasalarındaki bu büyük reform girişimi, Türkiye dahil, hızlı sanayileşme ve çevre koruma arasında denge kurmaya çalışan tüm ülkeler için önemli bir örnek teşkil etmektedir. Avustralya örneği, ulusal hedeflere ulaşmak için siyasi uzlaşmanın ve bağımsız denetim mekanizmalarının kurulmasının ne kadar kritik olduğunu göstermektedir.
Türkiye’nin de çevre etki değerlendirme (ÇED) süreçlerini güçlendirmesi ve bu süreçlerin siyasi baskılardan bağımsız işlemesini sağlayacak mekanizmalar geliştirmesi önemlidir. Özellikle Avustralya’nın getirdiği “su tetikleyicisi” maddesi, Türkiye’nin su kaynakları üzerindeki baskının arttığı bölgelerde (madencilik ve enerji projeleri için) su kullanımının federal onay gerektirmesi gibi benzer düzenlemelerin gerekliliğini düşündürmektedir. Avustralya’nın emisyon azaltma hedeflerini kaçırma riski, Türkiye’nin de 2053 net sıfır hedefine ulaşmak için sadece niyet beyanında bulunmak yerine, somut ve bağlayıcı sektörel kısıtlamaları şimdiden uygulaması gerektiğini göstermektedir.
Yarım kalan bir zafer
Avustralya’daki bu çevre yasası reformu, on yıllardır süren çevre yönetimindeki boşlukları doldurmak adına atılmış şüphesiz tarihi bir adımdır. Yeni bağımsız düzenleyici, yerli ormanların korunması ve arazi temizliğindeki sıkı kurallar, doğa savunucuları için büyük bir zaferdir. Ancak bu zafer, fosil yakıtlar konusunda verilen taviz nedeniyle yarım kalmış bir başarı olarak nitelendirilebilir.
Yeşiller’in baskısına rağmen en nihayetinde yasalara dahil edilmeyen “iklim tetikleyicisi” maddesi, Avustralya’nın kişi başına düşen emisyon miktarında dünyanın en büyük kirleticilerinden biri olduğu gerçeğiyle çelişmektedir. Hükümet, bir yandan yenilenebilir enerji projelerini hızlandırmayı hedeflerken, diğer yandan yeni kömür ve gaz projelerinin önünü tamamen kesmemesi, ülkenin 2035 emisyon azaltma hedeflerine ulaşma yolunda büyük bir risk teşkil etmektedir. Bu yasa, Avustralya’yı çevre korumada ileriye taşımış olsa da, iklim değişikliği ile mücadelede radikal kararlar almaktan kaçındığının da açık bir göstergesidir.
Kaynak: Associated Press, Liberal Parti ve Yeşiller Partisi Açıklamaları, Climate Council

