Hava kirliliğine karşı direncin artması 1,7 milyon hayat kurtardı

Haber Giriş: 09:43, 03.04.2026
Güncelleme: 09:43, 03.04.2026
Fotoğraf Kaynağı: J DDDD

Yeni araştırmaya göre, 1990’dan bu yana hava kirliliğine karşı savunmasızlığın azalması 2019 yılında yaklaşık 1,7 milyon erken ölümü önledi. Çalışma, yalnızca daha temiz havanın değil, sağlık hizmetleri ve yaşam koşullarındaki iyileşmenin de hayat kurtardığını gösteriyor.

Hava kirliliğiyle mücadelede yalnızca emisyonları azaltmak değil, insanların sağlık açısından daha dirençli hale gelmesi de büyük fark yaratıyor. York Üniversitesi öncülüğünde yapılan yeni araştırmaya göre, 1990’dan bu yana hava kirliliğine karşı savunmasızlığın azalması, 2019 yılında dünya genelinde yaklaşık 1,7 milyon insanın hayatını kurtardı. Bulgular, hava kirliliğine bağlı ölümleri azaltmada sağlık hizmetlerine erişim, yoksulluğun azalması ve genel yaşam koşullarındaki iyileşmenin kritik rol oynadığını ortaya koyuyor.

Araştırmaya göre 193 ülkenin 139’unda partikül madde kirliliğinde iyileşme görüldü. En büyük kazanımlar Avrupa ve Kuzey Amerika’da kaydedilirken, Afrika ve Asya’da düşüşler daha sınırlı kaldı. Buna rağmen hava kirliliği küresel ölçekte hâlâ büyük bir ölüm nedeni olmaya devam ediyor. Tahminlere göre dış ortam partikül kirliliği 1990’da yaklaşık 3,8 milyon erken ölüme yol açarken, bu sayı 2019’da 5,1 milyona yükseldi.

Hava kirliliğine karşı savunmasızlık neden önemli?

Çalışmanın baş yazarı Dr. Chris Malley’ye göre hava kirliliği, dünya genelinde erken ölümler açısından ikinci en büyük risk faktörü. Ancak bugüne kadar verilen yanıtlar çoğunlukla insanların soluduğu kirli havayı azaltmaya odaklandı. Malley, bunun hikâyenin yalnızca bir bölümü olduğunu söylüyor. Çünkü aynı düzeyde kirlilik, farklı toplumlarda sağlık üzerinde farklı etkiler yaratabiliyor.

Bunun temel nedeni savunmasızlık düzeyi. Yoksulluk, kronik hastalıklar, yetersiz beslenme, sınırlı sağlık hizmeti erişimi ve kötü yaşam koşulları, insanları hava kirliliğinin etkilerine karşı daha kırılgan hale getiriyor. Başka bir ifadeyle, iki kişi aynı kirliliğe maruz kalsa bile sağlık etkisi eşit olmayabiliyor.

1990’dan bu yana ne değişti?

Araştırma, 1990 ile 2019 arasında küresel yoksulluk oranının yüzde 45’ten yüzde 21’e düştüğünü ortaya koyuyor. Ayrıca 2000 ile 2021 yılları arasında dünya nüfusunun yaklaşık yüzde 15’i temel sağlık hizmetlerine erişim kazandı. Araştırmacılara göre bu gelişmeler, hava kirliliğinin ölümcül etkilerine karşı güçlü bir koruma sağladı.

Malley, eğer bu savunmasızlık azalması yaşanmasaydı, yalnızca 2019’da hava kirliliğinden 1,7 milyon kişinin daha öleceğini vurguluyor. Bu sonuç, sosyal politikalar ile sağlık sistemlerindeki iyileşmenin çevresel risklere karşı görünmez ama çok güçlü bir kalkan işlevi görebildiğini gösteriyor.

Avrupa neden daha fazla fayda sağladı?

Çalışmada dikkat çeken bulgulardan biri, Avrupa ile Kuzey Amerika arasındaki fark oldu. Her iki bölge de 1990-2019 döneminde benzer düzeyde hava kirliliği düşüşü yaşadı. Ancak Avrupa’da hava kirliliğine bağlı ölüm oranındaki azalma, Kuzey Amerika’nın neredeyse iki katı olarak hesaplandı.

Araştırmacılara göre bunun nedeni, Avrupa’nın kırılganlığı azaltmada daha etkili olması. Sağlık hizmetlerinin yaygınlığı, sosyal destek mekanizmaları ve genel yaşam koşullarındaki iyileşme, aynı düzeydeki kirlilik düşüşünden daha büyük sağlık kazancı elde edilmesini sağladı.

Düşük gelirli topluluklar neden daha fazla risk altında?

Birleşik Krallık’ta 300 binden fazla kişi üzerinde yapılan ayrı bir çalışma da bu eşitsizliği destekliyor. Leicester Üniversitesi’nden Prof. Anna Hansell’in yürüttüğü araştırmaya göre, aynı düzeyde hava kirliliğine maruz kalan düşük gelirli bireylerde akciğer fonksiyonundaki düşüş yaklaşık iki kat daha fazla. Kronik obstrüktif akciğer hastalığı riskindeki artış ise üç kata kadar çıkabiliyor.

Hansell’e göre bunun nedeni yalnızca daha kirli alanlarda yaşamak değil. Dezavantajlı topluluklar aynı zamanda daha kötü genel sağlık koşullarına sahip oluyor, iyi beslenme, fiziksel aktivite ve kaliteli sağlık hizmetine erişim gibi koruyucu imkanlardan daha az yararlanabiliyor. Bu da hava kirliliğinin etkisini katlıyor.

2050 için risk ne gösteriyor?

Araştırmaya göre nüfus artışı sürer ve partikül madde kirliliği bugünkü seviyelerde kalırsa, hava kirliliğinden kaynaklanan küresel ölüm sayısı 2050’ye kadar yılda 10 milyonun üzerine çıkabilir. Üstelik nüfus yaşlandıkça risk daha da büyüyor. Çünkü yaşlılar, hava kirliliğinin sağlık etkilerine karşı en savunmasız gruplar arasında yer alıyor.

Araştırmacılara göre en büyük sağlık kazancı, emisyon azaltımı ile savunmasızlığın eş zamanlı düşürülmesi halinde sağlanabilir. Bu kapsamda kaliteli sağlık hizmetine erişimin yaygınlaştırılması, sağlıklı beslenmenin ve fiziksel aktivitenin desteklenmesi, yüksek kirlilik bölgelerinde çocuklar için doğum sonrası bakımın güçlendirilmesi gibi önlemler öne çıkıyor.

Yeni bulgular, hava kirliliğiyle mücadelenin yalnızca çevre politikası değil, aynı zamanda sosyal adalet ve halk sağlığı meselesi olduğunu bir kez daha ortaya koyuyor. Daha temiz hava kadar, daha güçlü ve daha az kırılgan toplumlar da hayat kurtarıyor.

Bültenimize abone olun

Yorum bırakın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

×

Sosyal Medya Hesaplarımıza Abone Olun!

En güncel çevre haberlerini kaçırmayın. Bizi takip edin!

Facebook Twitter Instagram Bluesky Mastodon Linkedin Telegram Youtube
Scroll to Top
×