“İnanılmaz miktarda kirlilik”: Yapay zekâ iklim krizi için ne kadar büyük bir tehdit?

Yayın: 4 Ocak 2026 12:04
Güncelleme: 4 Ocak 2026 12:04
Fotoğraf Kaynağı: Freepik

Mayıs ayında Memphis’te altın tonlara bürünen bir gün batımında Sharon Wilson, termal kamerasını Elon Musk’ın amiral gemisi veri merkezine çevirdi. İnsan gözünün algılayamadığı ancak gezegen için ciddi sonuçlar doğuran bir tablo ortaya çıktı. Dünyanın en büyük yapay zekâ süper bilgisayarını çalıştıran, denetimlerden büyük ölçüde muaf gaz türbinleri, Tennessee semalarına görünmez ancak güçlü sera gazları salıyordu.

On yılı aşkın süredir metan salımlarını belgeleyen eski bir petrol ve gaz çalışanı olan Wilson’a göre, xAI’ye ait Colossus veri merkezi, tek başına büyük bir enerji santralinden bile fazla iklimi ısıtan gaz yayıyor. Wilson durumu, “Gördüklerimiz karşısında adeta donup kaldık. İnanılmaz boyutta bir kirlilik söz konusu,” sözleriyle özetliyor.

Dijital dünyadaki kaos, fiziksel dünyadaki bedelle birleşiyor

Aynı günlerde Musk’ın sohbet botu Grok, sosyal medyada büyük tepki çeken içeriklerle gündeme geldi. Alakasız sorulara Güney Afrika’da “beyaz soykırımı” yaşandığını iddia eden komplo teorileriyle yanıt veren sistem, daha sonra Hitler’i öven ve aşırı sağ ideolojileri besleyen paylaşımlar üretti. İçerikler hızla silinse de, tartışma büyüdü.

Çevre Bülteni

Doğanın Hikâyesine Ortak Ol

Her hafta iklim krizi, çevre kirliliği ve sürdürülebilirlikle ilgili en önemli haberleri al.

Wilson, Grok’un ürettiği aşırı ve zararlı görselleri örnek göstererek, “Bu hem korkunç hem de tam anlamıyla bir israf. Fosil yakıt yakılıyor ve karşılığında bize ne sunuluyor?” diye soruyor.

Bu sorgulama yalnızca Wilson’a ait değil. Bilim insanları, yapay zekâ patlamasının bir yandan karbon salımlarını artırırken, diğer yandan dijital ortamı sağlık yalanlarından deepfake içeriklere kadar uzanan risklerle doldurduğu konusunda endişeli.

Veri merkezleri enerji dönüşümünü sekteye mi uğratıyor?

Bazı uzmanlar, hızla büyüyen veri merkezlerinin temiz enerjiye geçişi zorlaştırabileceğini ve küresel ısınmayı 1,5°C ile sınırlama hedefini daha da ulaşılmaz hale getirebileceğini düşünüyor. Diğerleri ise yapay zekânın enerji tüketiminin, teknolojinin toplumsal faydalarıyla karşılaştırıldığında görece küçük kaldığını savunuyor.

Uluslararası Enerji Ajansı’nda (IEA) uzun yıllar modelleme çalışmaları yapan ve şu anda Cork Üniversitesi’nde sürdürülebilir enerji profesörü olan Hannah Daly, bir dönem dijital teknolojilerin karbon etkisini ikincil bir mesele olarak gördüğünü söylüyor. Ancak özellikle İrlanda örneği, bu bakış açısını değiştirmiş durumda.

İrlanda’da veri merkezleri ülkenin elektrik tüketiminin yaklaşık %20’sini kullanıyor ve bu oranın birkaç yıl içinde %30’a yaklaşması bekleniyor. Şebeke kapasitesini aşan bu hızlı büyüme, 2021’de yeni bağlantıların fiilen durdurulmasına yol açtı.

Daly, “Bu üstel büyüme gerçekten kaygı verici. İrlanda bir istisna mı yoksa geleceğin habercisi mi bilmiyoruz ama kesinlikle ders alınması gereken bir örnek,” diyor.

Fosil yakıtlar hâlâ oyunda

Küresel ölçekte veri merkezleri bugün dünya elektriğinin yaklaşık %1’ini tüketiyor. Ancak BloombergNEF’e göre bu oran ABD’de 2035’e kadar %8,6’ya çıkabilir. IEA ise zengin ülkelerdeki elektrik talebi artışının en az %20’sinin veri merkezlerinden kaynaklanacağını öngörüyor.

Her ne kadar teknoloji şirketleri yenilenebilir enerji anlaşmaları ve hatta nükleer enerji yatırımlarıyla bu talebi dengelemeye çalışsa da, kısa vadede fosil yakıtlar baskın olmaya devam edecek. Çin’de veri merkezleri büyük ölçüde kömür ağırlıklı bölgelerde yoğunlaşırken, ABD’de doğal gaz ön plana çıkıyor. Trump yönetimi ise bu durumu daha fazla kömür yakmanın gerekçesi olarak kullanıyor.

İrlanda’da da LNG terminalleri ve gaz santralleri planlanırken, veri merkezi patlaması yenilenebilir enerjiden elde edilen iklim kazanımlarını neredeyse sıfırlamış durumda. Daha yoksul ülkelerde de benzer riskler bulunuyor; örneğin Pakistan’da kömürden güneşe geçiş hızlanırken, yapay zekâ ve kripto madenciliğine ayrılan enerji bu kazanımları tehdit ediyor.

Yapay zekânın karbon bedeli ne kadar?

Tek bir metin sorgusunun enerji maliyetinin 0,2–3 watt-saat civarında olduğu tahmin ediliyor. Bu rakam uçuşlar, et tüketimi veya otomobil kullanımıyla kıyaslandığında düşük görünse de, milyarlarca sorgunun yarattığı toplam etki ciddi boyutlara ulaşabiliyor.

Uzmanlar, asıl riskin tekil kullanımlardan ziyade, yapay zekânın arama motorlarından reklama, alışverişten arka plan servislerine kadar hayatın her alanına hızla entegre edilmesi olduğunu vurguluyor.

Hugging Face’in iklim sorumlusu Sasha Luccioni, “Gerçek enerji kullanımını tam olarak bilmeden bu teknolojiyi her yere yayıyoruz. Sorun olmadığı varsayımıyla hareket etmek tehlikeli,” diyor.

Fayda mı, zarar mı?

IEA ve bazı akademik çalışmalar, yapay zekânın enerji verimliliğini artırarak ve temiz teknolojilerin yayılmasını hızlandırarak, kendi karbon maliyetinden daha büyük emisyon azaltımları sağlayabileceğini savunuyor. Şebeke yönetimi, pil teknolojileri, yenilenebilir enerji entegrasyonu ve iklim dostu davranışların teşviki bu alanlar arasında.

Google, yapay zekâ sayesinde veri merkezlerinde soğutma maliyetlerini %40 azalttığını belirtirken; Iberdrola ve Engie gibi şirketler de rüzgâr ve güneş santrallerinde verimlilik artışları bildirdi.

Ancak eleştirmenler, bu olumlu senaryoların fosil yakıt endüstrisinin yapay zekâyı daha fazla petrol ve gaz üretimi için kullanmasıyla gölgelenebileceğini söylüyor. IEA’ya göre yapay zekâ, geri kazanılabilir fosil yakıt rezervlerini %5 artırma potansiyeline sahip.

Düzenleme çağrıları yükseliyor

Artan endişeler, daha sıkı kurallar çağrılarını da beraberinde getiriyor. BM ve yüzlerce çevre örgütü, yeni veri merkezleri için moratoryum talep ederken; İspanya gibi bazı ülkeler yapay zekâyı iklim hedefleriyle uyumlu hale getirmeyi yasal zorunluluk haline getirmeye başladı. Paris Anlaşması’nın mimarlarından Laurence Tubiana, yapay zekâya vergi uygulanmasını bile öneriyor.

Sonuç: Kritik eşikte bir teknoloji

Uzmanlara göre mesele yapay zekâyı tamamen reddetmek değil, nerede, nasıl ve ne amaçla kullanıldığını sınırlandırmak. Doğru yönlendirilirse iklimle mücadelede güçlü bir araç olabilir; kontrolsüz bırakılırsa ise hem karbon salımlarını hem de toplumsal zararları büyütebilir.

Luccioni’nin sözleriyle:
“Yapay zekâ, yeni nesil bataryalardan kasırga tahminlerine kadar pek çok alanda faydalı olabilir. Ama biz onu dizel jeneratörlerle çalışan veri merkezlerinde, anlamsız ve zararlı içerikler üretmek için kullanıyoruz. Asıl sorun burada.”

Bültenimize abone olun

Yorum bırakın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Bizi Takip Et

Çevre hikâyelerini kaçırma

İklim krizi, çevre kirliliği, deprem ve hava durumu haberlerini sosyal medyada da anlık olarak takip et.

Scroll to Top
×