“Isıtmanın LED’i”: Ucuz jeotermal enerji ABD’de yeniden sahneye çıkıyor

Yayın: 30 Ocak 2026 07:53
Güncelleme: 30 Ocak 2026 07:53
Fotoğraf Kaynağı: Daniel Jerez

Yaklaşık yarım yüzyıl önce rafa kaldırılan yeraltı suyu temelli jeotermal enerji sistemi, ABD’de artan enerji maliyetleri ve iklim hedefleri doğrultusunda yeniden gündeme geldi. Minnesota eyaletinde hayata geçirilen yeni bir proje, bu teknolojinin düşük maliyetli ve düşük emisyonlu bir alternatif olabileceğini gösteriyor.

Yarım asırlık fikir, büyük ölçekli projeyle geri dönüyor

ABD Enerji Bakanlığı, 1980’lerde Minnesota Üniversitesi’nin St. Paul kampüsü altında, yaz aylarında depolanan ısının kışın kullanılmasını hedefleyen deneysel bir proje başlatmıştı. “Mevsimsel termal enerji depolama” olarak bilinen bu yaklaşım, uzun yıllar boyunca ABD’de yaygınlaşmadı.

Aradan geçen 45 yılın ardından, ülkenin ilk büyük ölçekli yeraltı suyu termal enerji sistemlerinden biri, St. Paul’un Greater East Side bölgesinde inşa ediliyor. Eski bir golf sahasının yerine kurulan karma kullanımlı The Heights projesi, yerin 100–150 metre altındaki yeraltı su kaynaklarından yararlanacak.

Çevre Bülteni

Doğanın Hikâyesine Ortak Ol

Her hafta iklim krizi, çevre kirliliği ve sürdürülebilirlikle ilgili en önemli haberleri al.

Konutlar ve sanayi için düşük maliyetli enerji

Sistem, yüksek verimli elektrikli ısı pompalarıyla yeraltı suyundaki ısının çekilmesi esasına dayanıyor. Kısmen güneş enerjisiyle çalışacak altyapı sayesinde 850 konut ile bazı hafif sanayi tesislerinin ısıtma ve soğutması sağlanacak.

Projeyi tasarlayan Ever-Green Energy şirketinden Michael Ahern, yeraltı suyunun aynı zamanda bir “termal batarya” gibi çalıştığını belirterek, yazın depolanan ısının kışın kullanılabileceğini söyledi.

ABD’de nadir, dünyada yaygın

Bu proje, ABD’de 1980’lerden bu yana hayata geçirilen ilk büyük ölçekli örneklerden biri olsa da, dünyada durum farklı. 2024 tarihli bir araştırmaya göre küresel çapta 3 binden fazla benzer sistem bulunuyor ve bunların büyük bölümü Hollanda’da yer alıyor.

1980’lerde St. Paul’daki testlerde görev alan emekli bilim insanı Marc Hoyer, teknolojinin ABD’de yeniden ilgi görmesinden memnun olduğunu belirterek, “Bu yaklaşım, ülkenin birincil enerji ihtiyacını ciddi biçimde azaltabilecek potansiyele sahip” dedi.

“Isıtma ve soğutmanın LED’i”

Araştırmalara göre yeraltı suyu termal enerji sistemleri, geleneksel ısıtma ve soğutma yöntemlerine kıyasla sera gazı emisyonlarını yüzde 74’e kadar azaltabiliyor. Uzmanlar bu verimlilik artışını, akkor ampullerden LED aydınlatmaya geçişe benzetiyor.

Illinois Su Kaynakları Merkezi Direktörü Yu-Feng Lin, “Bu teknoloji, ısıtma ve soğutmanın LED versiyonu” ifadesini kullanıyor.

Aşırı sıcak ve soğukta verim kaybı yok

Hava kaynaklı ısı pompaları, aşırı sıcak veya soğuk havalarda daha fazla enerji tüketirken, yeraltı suyu sistemleri yıl boyunca sabit sıcaklıktan yararlanıyor. Minnesota’da hava sıcaklığı yazın 30 dereceyi, kışın ise eksi 10 derecenin altını görse de, yeraltı suyu yaklaşık 10 derece civarında kalıyor.

Bu da sistemin hem yaz hem kış aylarında daha verimli çalışmasını sağlıyor.

Yerel kaynak, daha az sondaj

Yeraltı suyu jeotermal sistemi, kaya ve tortu katmanlarını kullanan klasik jeotermal ağlara kıyasla daha az sondaj gerektiriyor. Ancak bu teknoloji, Minnesota gibi sığ ve bol yeraltı suyu bulunan bölgeler için daha uygun.

Uluslararası Bölgesel Enerji Birliği Başkanı Rob Thornton, “Yerel kaynakları kullanmak hem ekonomik hem de mantıklı” değerlendirmesinde bulundu.

Faturalarda ciddi düşüş beklentisi

Projenin toplam maliyetinin yaklaşık 12 milyon dolar olduğu, bunun yüzde 50’sinin federal vergi teşvikleriyle karşılanacağı belirtiliyor. St. Paul Belediye Meclisi üyesi Cheniqua Johnson’a göre, sistem hayata geçtiğinde hanelerin aylık enerji faturaları 200–300 dolar yerine 100 doların altına düşebilir.

Johnson, bölgede birçok ailenin yüksek faturalar nedeniyle enerji kesintisi yaşadığını belirterek, “Bizim hedefimiz bu yükü hafifletmek” dedi.

Geleceğin modeli olabilir

St. Paul Liman İdaresi yetkilileri, bölgede devam eden diğer jeotermal projelerin de bu yaklaşımın yaygınlaşabileceğini gösterdiğini vurguluyor.

Yetkililere göre, bugün istisna gibi görünen bu tür projeler, enerji dönüşümünün bir parçası olarak gelecekte çok daha yaygın hale gelebilir.

Bültenimize abone olun

Yorum bırakın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Bizi Takip Et

Çevre hikâyelerini kaçırma

İklim krizi, çevre kirliliği, deprem ve hava durumu haberlerini sosyal medyada da anlık olarak takip et.

Scroll to Top
×