Analistler ve sektör temsilcilerine göre, İtalya’nın derin Akdeniz sularından enerji elde etme vizyonu olan açık deniz rüzgar enerjisi planları, bürokratik engeller ve düzenleyici gecikmeler yüzünden durma noktasına gelmiş durumda. Bu yavaşlama, ülkenin 2030 yılına kadar ulaşmayı hedeflediği iddialı yenilenebilir enerji kapasitesi hedeflerini riske atarken, sektöre milyarlarca avro yatırım yapmaya hazırlanan firmaların da hayal kırıklığına uğramasına neden oluyor. Hükümetin 2024’te çıkardığı ve 2028 yılına kadar 3,8 gigawatt (GW) kapasite artışını teşvik etmeyi amaçlayan kararnameye rağmen, vaat edilen rekabetçi ihaleler henüz gerçekleştirilemedi. Bu durum, iklim taahhütlerini ve enerji bağımsızlığı çabalarını sekteye uğratıyor.
Bu gelişme neden önemli? Bu sekte, İtalya’nın 2030 yılına kadar rüzgar enerjisi kapasitesini mevcut 13 GW’tan 28,1 GW’a çıkarma hedefine ulaşmasını ciddi şekilde tehdit etmektedir. Açık deniz rüzgarı, sınırlı araziye sahip bir yarımada olan İtalya için kritik bir potansiyel sunarken, bu projelerin gecikmesi, yenilenebilir enerji hedeflerinin kaçırılması ve potansiyel 25.000’den fazla istihdam fırsatının askıya alınması anlamına gelmektedir. Ayrıca, vaat edilen ihaleler için milyonlarca avro harcayan firmaların yatırım risklerinin artması da sektördeki güveni sarsmaktadır.
Bu dünya için ne ifade ediyor? İtalya’daki bu bürokratik tıkanıklık, küresel enerji geçişinde siyasi iradenin ve düzenleyici çevikliğin ne kadar hayati olduğunu gösteren bir örnektir. Avrupa Birliği’nin önemli bir üyesinde yaşanan bu durum, AB’nin Yeşil Mutabakat hedeflerine ulaşma hızını yavaşlatma potansiyeli taşımaktadır. Türkiye gibi Akdeniz ve Karadeniz’de benzer açık deniz rüzgar enerjisi potansiyeline sahip ve henüz bu alanda büyük adımlar atmamış ülkeler için, bürokratik sadeleştirme ve net bir ihale takvimi oluşturmanın, uluslararası rekabette geri kalmamak adına kritik bir ders olduğu anlamına gelmektedir.
Bürokrasi çarkında sıkışan 3,8 GW’lık potansiyel

İtalya’nın enerji ve iklim hedeflerini gerçekleştirmesinde kilit rol oynayacak olan açık deniz rüzgar enerjisi sektörü, hükümetin geçen yıl onayladığı düzenlemelere rağmen ilerleme kaydedemiyor. Hükümetin 2024 yılında yürürlüğe koyduğu ve 2028 yılına kadar toplamda 3,8 GW’lık yeni açık deniz rüzgar enerjisi kapasitesinin kurulmasını teşvik eden kararname, bürokratik ve düzenleyici engeller ağına takıldı. Bu yavaşlama, milyarlarca avroluk potansiyel yatırımların belirsizlik içinde kalmasına neden oldu ve sözleşme ihaleleri, kararnamenin vaat edilmesine rağmen hiçbir zaman gerçekleştirilemedi.
Tavsiye Edilen Haberler
Bu gecikmelerden etkilenen ve ülkedeki açık deniz enerji lobisi olan AERO’nun verilerine göre, o tarihten bu yana toplamda 18 GW kapasiteli 26 proje çevresel onay için başvuruda bulundu. Çevre Bakanlığı bünyesindeki bir panel, bu projelerden dördünü teknik olarak onaylamış olmasına rağmen, vaat edilen rekabetçi ihalelerin açılmaması nedeniyle hiçbir proje fiilen başlatılamıyor. AERO Başkanı Fulvio Mamone Capria, kamuoyuna açıkladığı mektupta, bu durumun sektördeki hayal kırıklığını artırdığını ve “Ülke daha fazla gecikmeyi kaldıramaz” uyarısında bulunduğunu belirtti.
Meloni yönetimi eleştirilerin odağında ve kapasite hedefleri tehlikede

Uzmanlar, açık deniz rüzgar enerjisi sektöründeki bu durgunluk sürdüğü takdirde, İtalya’nın yenilenebilir enerji hedeflerini kaçırma riskiyle karşı karşıya olduğunu söylüyorlar. Hükümetin geçen yıl Temmuz ayında onayladığı hedef, mevcut 13 GW’lık rüzgar enerjisi kapasitesini 2030 yılına kadar toplam 28,1 GW’a çıkarmayı amaçlıyordu. Açık deniz rüzgarı, karasal türbinler veya güneş enerjisi için sınırlı araziye sahip Akdeniz yarımadası olan İtalya için büyük bir potansiyel sunuyor ve özellikle derin sulara uygun yüzer rüzgar platformları gibi yenilikçi teknolojileri hedef alıyor.
İtalya’nın sağcı Başbakanı Giorgia Meloni, iklim politikalarına yeterince bağlı olmaması nedeniyle çevre örgütleri tarafından sıkça eleştirilmektedir. Meloni’nin, Avrupa Birliği’nin Yeşil Mutabakatı’nı “ideolojik” olarak nitelendirmesi ve bunun “endüstriyel çölleşmeye” yol açacağı yönündeki uyarıları, sektördeki belirsizliği artıran siyasi yaklaşımlar olarak görülüyor. İtalya Yenilenebilir Enerji Sektörü, bu belirsizliğin yüksek yatırım maliyetleri ve gecikmelerle birleşmesinden dolayı ciddi bir risk altındadır.
Avrupalı emsallerin gerisinde kalma ve istihdam kaybı
AERO Başkanı Mamone Capria, ihalelerdeki bu uzun süreli gecikmelerin, yalnızca çevresel hedeflere değil, aynı zamanda istihdam olanaklarına da zarar verdiğini vurguladı. AERO’nun tahminlerine göre, planlanan 3,8 GW’lık açık deniz rüzgar enerjisi kapasitesinin kurulması, 25.000’den fazla İtalyan işi yaratma potansiyeli taşıyordu. Bu gecikmeler, ihaleye sunmak üzere milyonlarca avro yatırım yapan firmaları olumsuz etkilemekle kalmıyor, aynı zamanda İtalya’nın önemli Avrupalı ortaklarının da gerisinde kalmasına neden oluyor.

Avrupa’daki diğer ülkeler, açık deniz rüzgarında dev adımlar atarken, İtalya bu alanda çok geride kalmıştır. Örneğin, İngiltere, olgunlaşmış ihaleler ve sübvansiyonlarla desteklenen 15 GW’ın üzerinde açık deniz kapasitesine sahipken, Almanya agresif Kuzey Denizi projeleriyle desteklenen yaklaşık 9 GW’lık bir kapasiteye sahiptir. İtalya ise, bu dev kapasitelerin aksine, henüz sadece küçük bir 30 megawatt’lık santral işletmektedir. İtalya Enerji Güvenliği ve AB İklim Hedefleri açısından bu gerileme, ülkenin enerji dönüşümü yolunda karşılaştığı yapısal engellerin ciddiyetini ortaya koymaktadır.
Akdeniz’de yenilenebilir enerji iştahı ve bürokrasi tuzağı
İtalya’nın Akdeniz’deki bu açık deniz rüzgarı çıkmazı, Türkiye’nin de içinde bulunduğu bölge ülkeleri için önemli bir ders niteliğindedir. Türkiye, Ege ve Karadeniz’de yüksek rüzgar potansiyeline sahip olmasına rağmen, henüz büyük ölçekli açık deniz rüzgar enerjisi santralleri (Offshore Wind) konusunda somut adımlar atmamıştır. İtalya örneği, sadece teknik potansiyelin yeterli olmadığını, aynı zamanda siyasi kararlılığın, basitleştirilmiş bürokratik süreçlerin ve net ihale mekanizmalarının da hayati olduğunu göstermektedir.
Türkiye, karasal alanlarda rüzgar ve güneş enerjisinde önemli mesafe kat etse de, İtalya gibi sınırlı arazi potansiyeline sahip bölgelerde (özellikle batı ve güney kıyılarında), açık deniz rüzgarı projeleri uzun vadeli enerji bağımsızlığı için kritik bir alternatif sunmaktadır. İtalya’daki gecikmelerin aksine, Türkiye’nin bu alana yapacağı hızlı ve kararlı bir giriş, hem AB ile Yeşil Mutabakat uyumunda elini güçlendirecek hem de yüzer platform teknolojileri gibi yenilikçi alanlarda yerli sanayinin gelişmesine olanak tanıyacaktır. Aksi takdirde, Türkiye de potansiyel yatırımcıları yüksek belirsizlik ve ihaleye çıkamama riskiyle karşı karşıya bırakarak, İtalya’nın düştüğü bürokratik sekte tuzağına düşebilir.
Siyasi çekinceler ve iklim hedeflerinin bedeli
İtalya’daki açık deniz rüzgarı projelerinin durması, iklim politikaları ile ekonomik gerçeklik arasındaki gerilimi somutlaştıran bir vakadır. Başbakan Meloni’nin Yeşil Mutabakat’a yönelik “ideolojik” eleştirileri, ülkenin çevre taahhütlerine olan şüpheli yaklaşımını yansıtırken, bu siyasi çekincelerin somut karşılığı, milyarlarca avroluk yatırımın ve 25.000 kişilik istihdam potansiyelinin kaybedilme riski olmuştur. Bu durum, siyasi söylemlerin, enerji dönüşümü gibi uzun soluklu ve sermaye yoğun projelerin hayata geçirilmesinde ne kadar belirleyici olduğunu göstermektedir.
Sonuç olarak, İtalya’nın ve diğer Akdeniz ülkelerinin, enerji güvenliğini ve iklim hedeflerini güvence altına almaları için, sadece teknolojik açıdan uygun projeler sunmak yetmemektedir. Hükümetler, bürokratik süreçleri radikal bir şekilde sadeleştirmeli, yatırımcılara net ve güvenilir ihale takvimleri sunmalı ve yenilenebilir enerjiye yönelik siyasi kararlılıklarını net bir şekilde ortaya koymalıdır. Aksi takdirde, kağıt üzerindeki yüksek GW hedefleri, uluslararası rekabette geri kalmışlık ve artan enerji maliyetleri ile ödenecek ağır bir bedel haline gelecektir.
Kaynak
- İtalya Açık Deniz Enerji Lobisi (AERO)
- AERO Başkanı Fulvio Mamone Capria
- İtalya Çevre Bakanlığı
- İtalya Başbakanı Giorgia Meloni (İklim Politikası Açıklamaları)
- Reuters (Röportajlar ve Veri Sağlayıcı)





