Jeotermal enerji, dönüşümün gizli anahtarı olabilir

Yayın: 4 Şubat 2026 08:13
Güncelleme: 4 Şubat 2026 08:13
Fotoğraf Kaynağı: Judy Beth Morris

Stanford Üniversitesi’nin yeni araştırmasına göre, gelişmiş jeotermal sistemler (EGS), temiz enerjiye geçişte rüzgar, güneş ve batarya altyapısına duyulan ihtiyacı ciddi oranda azaltabilir ve maliyetleri düşürebilir.

Güneş ve rüzgar enerjisi kullanımı dünya genelinde rekor seviyelere ulaşırken, yerin derinliklerinden gelen ısının potansiyeli enerji tartışmalarında genellikle geri planda kalıyor.

Oysa petrol ve gaz çıkarmak için geliştirilen teknolojilerin uyarlandığı Gelişmiş Jeotermal Sistemler (EGS), fosil yakıtsız bir geleceğin kapılarını aralayabilecek kritik bir anahtar olarak görülüyor.

Çevre Bülteni

Doğanın Hikâyesine Ortak Ol

Her hafta iklim krizi, çevre kirliliği ve sürdürülebilirlikle ilgili en önemli haberleri al.

Stanford Üniversitesi tarafından yapılan ve Cell Reports Sustainability dergisinde yayımlanan yeni bir çalışma, EGS teknolojisinin temiz enerjiye geçiş sürecinde gereken devasa altyapı ihtiyacını önemli ölçüde azaltabileceğini, aynı zamanda elektrik fiyatlarını rekabetçi seviyelerde tutabileceğini ortaya koydu.

“Hava kirliliğini ve küresel ısınmayı ortadan kaldırıyor”

Çalışmanın başyazarı Mark Jacobson, bu teknolojinin enerji güvenliği sağlarken hava kirliliğini de ortadan kaldırdığını vurgulayarak sistemin önemini şu sözlerle anlattı:

“EGS, rüzgar, güneş, hidroelektrik ve bataryalarla birlikte çalışarak dünyanın enerji ihtiyacını karşılamaya yardımcı olan, gelecek vaat eden temiz ve yenilenebilir bir teknolojidir. Bu sistem, düşük maliyetle enerji güvenliği sağlarken enerji kaynaklı hava kirliliğini ve küresel ısınmayı da ortadan kaldırıyor.”

İzlanda gibi volkanik ve tektonik levha sınırlarında bulunan bölgelerle sınırlı olan geleneksel jeotermal santrallerin aksine, EGS teknolojisi farklı bir yöntem izliyor. Bu sistem, yerin sekiz kilometre altına kadar inilmesini, çatlak kayalara sıvı enjekte edilmesini ve ısınan sıvının elektrik üretimi için tekrar yukarı pompalanmasını içeriyor.

Küçük ülkeler için cazip

Araştırma kapsamında, EGS’nin kullanıldığı ve kullanılmadığı senaryolar da karşılaştırıldı. Elektrik arzının sadece yüzde 10’unun EGS tarafından karşılandığı bir senaryoda dahi, karasal rüzgar kapasitesi ihtiyacının yüzde 15, güneş enerjisi kapasitesinin yüzde 12 ve batarya depolama gereksinimlerinin ise yüzde 28 oranında azaldığı belirlendi.

Bu senaryoda toplam arazi gereksinimi de ülkelerin toplam yüzölçümünün yüzde 0,57’sinden yüzde 0,48’ine geriliyor. Uzmanlar, bu durumun özellikle Tayvan ve Güney Kore gibi küçük yüzölçümüne sahip veya yoğun nüfuslu ülkeler için bu teknolojiyi cazip kılabileceğini belirtiyor.

Çalışma ayrıca, EGS sisteme dahil olsun veya olmasın, temiz ve yenilenebilir enerjinin maliyetleri düşürdüğünü gösteriyor. Her iki senaryoda da yıllık enerji maliyetleri, mevcut “olağan fosil yakıt kullanımı” senaryosuna kıyasla yaklaşık yüzde 60 oranında azalıyor.

Raporda, hava kirliliğine bağlı hastalıklar ve deniz seviyesinin yükselmesi gibi sağlık ve iklim maliyetleri hesaba katıldığında, toplam toplumsal maliyetlerin yaklaşık yüzde 90 oranında düştüğüne dikkat çekiliyor.

Veri merkezleri için de çözüm

Ayrıca EGS’nin kesintisiz elektrik sağlama yeteneği, yapay zeka teknolojileri nedeniyle dünya genelinde sayıları hızla artan veri merkezlerinin enerji ihtiyacını karşılamak için de kritik bir çözüm olarak değerlendiriliyor.

Maliyetler uzun süredir bu teknolojinin yaygınlaşmasının önünde bir engel teşkil etse de, uzmanlar sondaj hızlarındaki iyileşmeler sayesinde 2035 yılına kadar fiyatların önemli ölçüde düşebileceğini öngörüyor.

Mark Jacobson, nükleer enerji santrallerinin inşasının dünya genelinde 12 ila 23 yıl sürdüğünü hatırlatarak, EGS’nin nükleere kıyasla avantajlarını şu ifadelerle belirtti:

“Artan sondaj hızları, EGS projelerinin nükleere kıyasla çok daha hızlı tamamlanmasını sağlıyor. Ayrıca nükleer enerjinin aksine EGS; silahların yayılması, erime, radyoaktif atık sızıntısı veya yeraltı uranyum madenciliği gibi riskler taşımıyor.”

Bültenimize abone olun

Yorum bırakın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Bizi Takip Et

Çevre hikâyelerini kaçırma

İklim krizi, çevre kirliliği, deprem ve hava durumu haberlerini sosyal medyada da anlık olarak takip et.

Scroll to Top
×