Fotoğraf: Brandon Alexander

Kolomb’un “Yeni Dünya” kapısı Bahamalar, iklim krizi ve kasırgalar nedeniyle “kayıp dünya” olma eşiğinde

Yayın: 13 Ekim 2025 08:40
Güncelleme: 13 Ekim 2025 08:48
Fotoğraf Kaynağı: Fotoğraf: Brandon Alexander / Pexels

Tarihte Cenevizli denizci Kristof Kolomb’un 1492’de Amerika kıtasına açılan ilk kapısı olarak kayıtlara geçen Bahamalar, bugün varoluşsal bir tehditle karşı karşıya. Atlantik Okyanusu’nda 700 ada ve 2 binden fazla adacıktan oluşan bu turizm cenneti, son yıllarda iklim krizinin tetiklediği deniz seviyesi yükselmesi, yıkıcı kasırgalar ve ekonomik kırılganlık üçgeni nedeniyle hızla “Kayıp Dünya” olmanın eşiğine sürükleniyor. Ülkenin Başbakanı Philip Davis’in de Birleşmiş Milletler’de (BM) dile getirdiği gibi, Bahamalar gibi küçük ada devletleri, krize neden olmayanlar arasında en büyük bedeli ödeyenler oluyor.

Uluslararası kredi derecelendirme kuruluşu Moody’s’in raporu, deniz seviyesinin sadece 1 metre yükselmesi durumunda Bahamalar topraklarının yüzde 12’sinin sular altında kalacağını ve ülkenin 2050’ye kadar Karayipler bölgesinde en fazla kıyı kaybı yaşayacak ülke olacağını ortaya koyuyor. Tarihi sömürgecilik hatıralarıyla yüzleşen bu ada ülkesi, ekonomik bağımlılığı ve doğal afetlerin yıkıcı gücü karşısında uluslararası alanda iklim adaleti arayışını sürdürüyor.

Varoluşsal tehdidin anatomisi: Coğrafya ve iklim krizi

Florida’nın güneydoğusunda yer alan ve nüfusu yaklaşık 400 bin olan Bahamalar, coğrafi yapısı nedeniyle iklim değişikliğinin etkilerine karşı en savunmasız ülkelerden biri. Bu kırılganlığın temel nedenleri şunlardır:

Çevre Bülteni

Doğanın Hikâyesine Ortak Ol

Her hafta iklim krizi, çevre kirliliği, doğa koruma ve sürdürülebilirlikle ilgili en önemli haberleri al.

×
  • Alçak Rakım ve Geçirgen Toprak: Adaların büyük bir kısmı alçak rakımlı olup, toprak yapısı geçirgen ve gözeneklidir. Bu durum, deniz seviyesindeki en küçük yükselişlerin dahi iç bölgelere sızmasına, toprağın tuzlanmasına ve su kıtlığı riskinin artmasına neden oluyor.
  • Kıyı Şeridine Bağımlılık: Nüfusun ve hayati altyapının büyük bir kısmı kıyı şeridi boyunca yoğunlaşmış durumda. Kıyı kaybı ve su baskınları, hem insan yerleşimini hem de ekonomik faaliyetleri doğrudan tehdit ediyor.
  • Mercan Resiflerinin Kaybı: İklim krizi nedeniyle deniz suyu sıcaklıklarının artması, mercan resiflerinde beyazlamaya ve yok olmaya yol açıyor. Bu durum, sadece zengin ekosistemi tehdit etmekle kalmıyor, aynı zamanda kıyıları kasırga dalgalarına karşı koruyan doğal bariyerlerin zayıflamasına da neden oluyor.

Ekonomik kırılganlık ve tekrarlayan kasırga felaketleri

Bahamalar ekonomisinin yüzde 60’ı turizm gelirlerine dayanıyor. Bu tek sektöre olan aşırı bağımlılık, ülkeyi doğal afetler ve küresel ekonomik şoklar karşısında son derece kırılgan hale getiriyor.

  • Kasırgaların Yıkıcı Etkisi: İklim değişikliği nedeniyle şiddeti ve sıklığı artan kasırgalar, ülkenin can damarı olan turizm altyapısına sürekli darbe vuruyor.
    • Joaquin (2015) ve Matthew (2016) Kasırgaları: Bu kasırgalar, altyapının yıkılmasına ve Matthew Kasırgası özelinde sadece Bahamalar’da yaklaşık 600 milyon dolarlık hasara yol açtı.
    • Dorian Kasırgası (2019): Kategori 5 seviyesindeki bu felaket, 73 kişinin ölümüne, yüzlerce kişinin kaybolmasına ve inanılmaz bir şekilde 3,4 milyar dolarlık ekonomik zarara neden oldu. Bu miktar, ülkenin GSYH’sinin önemli bir bölümüne denk gelmektedir.
  • Yapısal Zafiyetler: Yüksek enerji maliyetleri ve ithalat bağımlılığı, sürekli afet maliyetleriyle birleşince, ülkenin mali sürdürülebilirliğini ciddi şekilde sınırlıyor. Kamu borcunun GSYH’nin yaklaşık yüzde 78,8’ine ulaşması, hükümetin afet sonrası toparlanma ve adaptasyon için finansman bulma yeteneğini kısıtlıyor.

Sömürge geçmişinden iklim adaletine uzanan yol

Bahamalar’ın modern varoluş mücadelesi, kolonyal geçmişin acı mirasıyla da iç içe geçmiş durumda. Kolomb’un adaya varması, yerli Lucayan halkının neredeyse tamamen ortadan kalkmasına yol açtı. Bugün, 12 Ekim’in “Lucayan Anma Günü” olarak yeniden adlandırılması için yapılan kampanyalar, ülkenin kolektif hafızasını ve kültürel kimliğini koruma çabasını yansıtıyor.

Başbakan Philip Davis’in BM Genel Kurulu’ndaki konuşması ise, iklim adaleti arayışının odak noktası oldu. Davis, krizlere neden olmayan ülkelerin en ağır etkileri hissetmesini eleştirerek, iklim finansmanı ve uluslararası destek çağrısını yineledi. Bahamalar’ın bu stratejik konumu ve yüksek görünürlüğü, iklim değişikliğinden en çok etkilenen küçük ada devletlerinin (SIDS) sesini uluslararası arenada yükseltmesine yardımcı oluyor.

Yorum

Bahamalar’ın “Yeni Dünya”dan “Kayıp Dünya”ya doğru ilerlemesi, iklim krizinin eşitsiz ve yıkıcı doğasının çarpıcı bir örneğidir. Ülke, turizm ekonomisi ve alçak rakımlı coğrafyası nedeniyle, küresel emisyonların bedelini orantısız bir şekilde ödemektedir. 3,4 milyar dolarlık Dorian Kasırgası hasarı, Bahamalar’ın ulusal bütçesini ve geleceğini tek başına sarsacak büyüklüktedir.

Bu durum, iklim finansmanı ve iklim adaleti taleplerinin ne kadar haklı ve acil olduğunu göstermektedir. Bahamalar gibi ülkelerin, kendi sebep olmadıkları bir krizin etkileriyle mücadele etmek zorunda kalması, küresel yönetişimin büyük bir ahlaki başarısızlığıdır. Gelişmiş ülkelerin sadece emisyonlarını azaltması değil, aynı zamanda bu kırılgan devletlerin adaptasyon ve toparlanma çabalarına ciddi mali destek sağlaması hayati önem taşımaktadır. Aksi takdirde, bu güzel adalar zinciri, sadece turist kartpostallarında kalan, kayıp bir tarih haline gelebilir.

Kaynak: Uluslararası Kredi Derecelendirme Kuruluşu Moody’s, Uluslararası Para Fonu (IMF), Dünya Bankası, Birleşmiş Milletler (BM), Anadolu Ajansı

Yorum bırakın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Scroll to Top