Kanada merkezli bir şirket, Romanya’daki Transilvanya Dağları’nda geniş çaplı bir altın ve gümüş madeni açmayı planladı. Ancak proje, dört dağ zirvesinin yok edilmesini öngördüğü için büyük bir kamuoyu tepkisiyle karşılaştı. Sonuç olarak, Romanya hükümeti projeye verdiği desteği geri çekti.
Benzer bir durum İtalya’da da yaşandı. Halkın protestoları üzerine hükümet, kıyıdan 12 mil uzaklıkta petrol sondajını yasakladı. Bu karar sonrası bir İngiliz enerji şirketi petrol sahasını terk etmek zorunda kaldı.
Meksika Körfezi’nde ise hükümet, bir şirketin devasa bir fosfat rezervini keşfetme iznini iptal etti. Yetkililer, bölgedeki ekosistemin korunması gerektiğini belirterek madenciliğin doğal hayat için tehdit oluşturduğunu açıkladı.
Ancak bu kararların ardından ortak bir gelişme yaşandı: Şirketler, hükümetlere milyarlarca dolarlık tazminat davaları açtı ve çoğunlukla kazandı. Romanya davasında şirket galip gelirken, İtalya ve Meksika hükümetleri şirketlere tazminat ödemek zorunda kaldı.
Tavsiye Edilen Haberler
-
SürdürülebilirlikTürkiye Sigorta tarafından “Su Raporu” yayımlandı -
-
-
ISDS sistemi: Yatırımcı-devlet çatışması
Bu davalar, Yatırımcı-Devlet Anlaşmazlık Çözüm Mekanizması (ISDS) kapsamında açıldı. The Guardian tarafından analiz edilen 1.400’den fazla dava, bu sistemin ülkelerin çevre politikaları üzerindeki caydırıcı etkisini gözler önüne seriyor. ISDS, hükümetlerin doğa koruma ve iklim değişikliğiyle mücadele politikalarını uygulamaktan çekinmesine neden olan “düzenleyici soğuma” (regulatory chill) etkisini yaratıyor.
Birçok hükümet yetkilisi, ISDS davalarının çevre düzenlemelerini şekillendirdiğini ve ülkelerin fosil yakıtları aşamalı olarak bırakmasını zorlaştırdığını doğruluyor.
Örneğin, Yeni Zelanda, 2018 yılında yeni açık deniz petrol arama projelerini yasakladı, ancak mevcut izinleri iptal etmedi. Dönemin İklim Bakanı James Shaw, bunun temel sebebinin olası ISDS davalarından kaçınmak olduğunu açıkladı:
❝ Açık deniz petrol ve gaz arama yasağını getirirken, dava riskini önlemek için çok dikkatli hareket etmek zorundaydık. Mevcut izinleri korumamızın sebebi buydu. ❞
Bu nedenle Yeni Zelanda, Beyond Oil & Gas Alliance girişimine tam üye olamadı.
Paris merkezli uluslararası tahkim avukatı Toby Landau’ya göre, ISDS ile Paris İklim Anlaşması arasında doğrudan bir çelişki var:
❝ Paris Anlaşması, fosil yakıtların aşamalı olarak kaldırılmasını öngörüyor. Ancak ISDS sistemi, yatırımcıların yatırımlarını koruma altına alıyor – fosil yakıt yatırımları bile dahil. Bu ikisi arasındaki çatışma çok net. ❞
Honduras Başsavcısı Manuel Díaz-Galeas ise ISDS davalarının gelişmekte olan ülkeler için büyük bir tehdit oluşturduğunu belirtiyor:
❝ 18 milyar dolarlık tazminat talepleriyle karşı karşıyayız. Bu rakam, ülkemizin yıllık bütçesinden daha fazla. ❞
Fosil yakıt şirketleri, ISDS davalarını yeşil dönüşüme karşı kullanıyor
Güney Afrika’nın eski Ticaret Bakanı Rob Davies, fosil yakıt şirketlerinin ISDS hükümlerini “yeşil dönüşümü engellemek” için kullandığını belirtiyor:
❝ Şirketler, kârlarını etkileyebilecek her düzenlemeye itiraz etme hakkına sahip. ISDS’nin en büyük sorunlarından biri de bu. ❞
Uluslararası Enerji Ajansı (IEA), 2021 yılında yayımladığı raporda, 1,5°C hedefinin fosil yakıt yatırımlarına ihtiyaç duymadığını belirtti. Ancak 2022 tarihli IPCC raporu da dahil olmak üzere birçok uluslararası kuruluş, ISDS’nin iklim politikalarını geciktirdiğini kabul ediyor.
The Guardian’ın araştırmasına göre, hükümetler bugüne kadar fosil yakıt şirketlerine ISDS davaları nedeniyle toplam 84 milyar dolar ödedi.
Bazı ülkeler, yıllık bütçelerinin büyük bir bölümünü bu davalar için harcamak zorunda kaldı. Örneğin, 2015 yılında Occidental Petroleum, Ekvador hükümetinden 1,1 milyar dolar tazminat aldı. Aynı yıl Ekvador’un bütçesi sadece 29,8 milyar dolardı.
Honduras ise GSYİH’sinin %30’una eşit tazminat talepleriyle karşı karşıya.
Hükümetler ISDS’yi tartışmaya açıyor
Bu davalar, dünya liderleri ve çevre yetkilileri tarafından giderek daha fazla sorgulanıyor.
ABD Başkanı Joe Biden, 2020 seçim kampanyasında ISDS maddelerine karşı olduğunu belirterek, sistemin “özel şirketlerin sağlık, emek ve çevre politikalarına saldırmasına izin verdiğini” söyledi.
İrlanda’nın eski Cumhurbaşkanı Mary Robinson, fosil yakıt şirketlerinin, iklim değişikliğiyle mücadele eden hükümetlerden milyarlarca dolarlık tazminat talep etmesini “sapkınlık” olarak nitelendirdi.
Danimarka hükümeti, ISDS nedeniyle fosil yakıt arama yasaklarını 2030 veya 2040 yerine 2050 yılına kadar ertelemek zorunda kaldığını açıkladı.
BM İnsan Hakları ve Çevre Özel Raportörü David Boyd, 2023 yılında yayımladığı raporda, Danimarka, Yeni Zelanda ve Fransa’nın ISDS korkusu nedeniyle iklim politikalarını sınırladığını belirtti.
Sonuç olarak, fosil yakıt şirketleri tarafından açılan ISDS davaları, ülkelerin iklim politikalarını doğrudan etkiliyor ve yeşil dönüşümü yavaşlatıyor. Bu sistemin geleceği, hükümetler ve uluslararası kuruluşlar tarafından giderek daha fazla tartışmaya açılıyor.

