Tacikistan’ın başkenti Duşanbe’de düzenlenen “Buzulların Korunmasına İlişkin Yüksek Düzeyli Uluslararası Konferans”, su güvenliği, iklim değişikliğiyle mücadele ve buzulların korunması konularında küresel dayanışma çağrısı yaptı.
Tacikistan hükümetinin girişimiyle düzenlenen konferansta, katılımcı ülkelerin delegasyonları bir araya gelerek buzulların hızla erimesiyle oluşan çevresel tehditlere karşı ortak çözüm yollarını tartıştı.
BM Su Özel Temsilcisi Marsudi: “Buzullar dünyanın kalbidir”
Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri’nin Su Özel Temsilcisi Retno Marsudi, konferansta yaptığı konuşmada, buzulların erimesinin yalnızca kutup bölgeleriyle sınırlı bir tehdit olmadığını belirtti. Marsudi, bu sürecin küçük ada devletleri ve gelişmekte olan toplulukları doğrudan etkilediğine dikkat çekti.
❝Su insanlığın yaşam damarıysa, buzullar da dünyanın kalbidir❞ diyen Marsudi, iklim değişikliğiyle mücadelede uluslararası işbirliğinin önemini vurguladı.
Tavsiye Edilen Haberler
-
SürdürülebilirlikTürkiye Sigorta tarafından “Su Raporu” yayımlandı -
-
-
Marsudi, sürdürülebilir su yönetimi, iklim politikalarının güçlendirilmesi ve küresel eylem çağrısının yaygınlaştırılması gerektiğini belirterek şu ifadeleri kullandı:
❝Buzulları korumak, geleceğimizi güvence altına almak demektir. Bu, tek seçeneğimiz. Hemen harekete geçmeliyiz.❞
Güney Kore: “Buzul kaybı küresel bir krizdir”
Güney Kore İklim Değişikliğinden Sorumlu Bakan Yardımcısı ve Özel Temsilcisi Chung Keeyong, konferansta yaptığı açıklamada buzulların korunmasının ekolojik bir zorunluluk olduğu kadar, küresel ölçekte bir krizle mücadele anlamına geldiğini ifade etti.
Chung, Güney Kore’nin bu doğrultuda buzul izleme sistemleri, erken uyarı mekanizmaları ve sürdürülebilir su yönetimi uygulamalarıyla uluslararası çabalara katkı sunduğunu belirtti.
Ayrıca, altyapı yatırımları ile buzul erimesinden kaynaklanan risklerin azaltılmasına yönelik somut adımlar atıldığını da sözlerine ekledi.
Chung, buzul kaybının en çok dağlık bölgelerdeki yerel halklar, küçük ada devletleri ve düşük gelirli ülkeler üzerinde yıkıcı etkiler yarattığını hatırlatarak şu değerlendirmeyi yaptı:
❝Bu krize en az katkısı olanlar, ne yazık ki en ağır bedeli ödüyor.❞

