Jaguarların dönüşü: Latin Amerika’da büyük kediler için umut ışığı

Yayın: 16 Şubat 2026 08:43
Güncelleme: 16 Şubat 2026 08:43
Fotoğraf Kaynağı: Ajeet Panesar

Bataklığın içinden ağır ağır ilerleyen cip durduğunda rehber sessizlik işareti yaptı. Telsizden gelen zayıf bir sinyali takip ederek yön tayin etti: “Saat dokuz.” Uzun bataklık otlarının arasında, yabani kaju ağaçlarının bulunduğu küçük bir adacığın kenarında bir anne jaguar ve yavrusu, dokuz bantlı bir armadillonun leşini paylaşıyordu. Başlarını kısa süreliğine kaldırıp araca baktılar, sonra kayıtsızca yemeye devam ettiler.

Bu sahne, Brezilya’daki Pantanal sulak alanlarında yer alan Caiman rezervinde artık daha sık görülen bir manzara. Yıllar süren ihmalin ardından Amerika kıtasındaki hükümetler ve bazı toprak sahipleri, bölgenin en büyük kedisini korumak için yeniden harekete geçmiş durumda. Karşılarında ise ormanları ateşe veren çiftçiler ve vahşi yaşam kaçakçıları var. Ancak güçlü bir müttefik de ortaya çıkıyor: jaguarları görmek için yüksek bedeller ödemeye hazır turistler.

Zirveden düşüşe: Jaguarların daralan dünyası

İnsan yerleşimleri yayılmadan önce Amerika kıtası jaguarların hâkimiyetindeydi. Leoparların Asya ve Afrika’da aslanlar ve kaplanlarla rekabet etmek zorunda kaldığı gibi bir baskıyla karşılaşmadılar; jaguarlar kendi coğrafyalarında en üst düzey yırtıcıydı. Yerli halklar onları kutsal sayıyor, çoğunlukla kendi hallerine bırakıyordu.

Çevre Bülteni

Doğanın Hikâyesine Ortak Ol

Her hafta iklim krizi, çevre kirliliği ve sürdürülebilirlikle ilgili en önemli haberleri al.

Güçlü çeneleriyle tüm kedigiller arasında en yüksek ısırma kuvvetine sahip olan jaguarlar, avlarını genellikle kafataslarından ısırarak öldürüyor. Ancak ormansızlaşma, türün orijinal yaşam alanının yarısından fazlasını yok etti. Kalan alanlar da parçalanmış durumda. 2000 yılından bu yana jaguarların yaşam alanı yaklaşık dörtte bir oranında küçüldü.

New Mexico ve Arizona’dan Uruguay ve El Salvador’a kadar bazı bölgelerde jaguarların nesli tükendi. Bolivya ve Surinam’da ise dişleri nedeniyle kaçak avcılıkla karşı karşıyalar. Dünyadaki jaguarların yaklaşık yarısı Brezilya’da, özellikle Amazon’da yaşıyor; geri kalanlar ise izole orman parçalarında hayatta kalmaya çalışıyor.

Genetik darboğaz ve “Game of Thrones” sorunu

Pantanal’daki Onçafari araştırma grubundan biyolog Lucas Morgado, yaşam alanlarının parçalanmasının genetik çeşitlilik açısından ciddi bir tehdit oluşturduğunu söylüyor. Jaguarlar ergenlikten sonra aile bölgelerini terk ederek yüzlerce kilometre uzağa göç etme eğiliminde. Ancak yollar, tarım alanları ve yerleşimler bu hareketliliği engelliyor.

Sonuç: akraba çiftleşmesi artıyor, genetik hastalık riski yükseliyor ve popülasyonlar çöküş tehlikesiyle karşı karşıya kalıyor.

Bu nedenle Dünya Doğayı Koruma Vakfı ve Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı gibi kuruluşlar, Latin Amerika genelinde “ekolojik koridorlar” oluşturmak için 2018’den bu yana çalışmalar yürütüyor. On altı ülke bu girişime katıldı. Amaç, parçalanmış habitatları birbirine bağlayarak jaguarların güvenli şekilde dolaşmasını sağlamak.

Çatışmayı azaltmak mümkün

Arjantin, Brezilya ve Paraguay sınırındaki Iguazú Milli Parkı’nda yürütülen çalışmalar umut verici. 1990’larda bölgede yaklaşık 800 jaguar varken, 2005’te sayı 40’a kadar düştü. Genişleyen yerleşimler ve artan sığır saldırıları nedeniyle çiftçiler jaguarları vuruyordu.

Koruma uzmanı Yara Barros ve ekibi, binlerce çiftliği ziyaret ederek elektrikli çitler kurdu, tavuk kümeslerini güçlendirdi ve leşlerin açıkta bırakılmaması konusunda eğitim verdi. Sonuçta jaguar vurma vakaları ciddi biçimde azaldı. Bugün parkta 100’den fazla jaguar yaşıyor.

Amazon’daki Mamirauá Enstitüsü’nün yürüttüğü projede ise 35 bin kilometrekarelik iki rezervde yaklaşık 1.000 jaguarlık popülasyon istikrarlı biçimde korunuyor. Enstitüden Emiliano Ramalho’ya göre koruma, doğayı tamamen dokunulmaz kılmak değil; doğal kaynakları kullanırken onların yenilenmesini sağlamak anlamına geliyor.

Turizm: Ölümden daha değerli bir yaşam

Pantanal’da bir zamanlar kovboylar jaguarları sistematik biçimde öldürüyordu. Ancak 2000’li yılların ortasından itibaren turistler, bu nadir kedileri görmek için rehberlere ödeme yapmaya başladı. Araştırmalar, 2017’de jaguar turizminin bölgedeki konukevlerine yılda yaklaşık 7 milyon dolar kazandırdığını gösterdi. Aynı dönemde jaguarların sığırlara verdiği zararın maliyeti yaklaşık 120 bin dolardı.

Caiman rezervinin sahibi Roberto Klabin, jaguarların sürüsünün yılda yaklaşık yüzde 3’ünü avladığını söylüyor. Ancak bu kayıp, ekoturizm gelirlerinin yanında oldukça küçük kalıyor. Rezervdeki 70 jaguardan dördü GPS tasmasıyla izleniyor; bu da hem araştırmayı kolaylaştırıyor hem de turistlerin hayvanları görme şansını artırıyor.

Bir zamanlar jaguarların en büyük tehdidi insanlardı. Şimdi ise insanların merakı ve ekonomik çıkarı, onların hayatta kalmasının anahtarı olabilir.

Kaynak: Economist

Bültenimize abone olun

Yorum bırakın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Bizi Takip Et

Çevre hikâyelerini kaçırma

İklim krizi, çevre kirliliği, deprem ve hava durumu haberlerini sosyal medyada da anlık olarak takip et.

Scroll to Top
×