Batı Afrika’da Muson kabusu: Fildişi Sahili ve Gana’da sel felaketi can alıyor

Haber Giriş: 07:45, 03.07.2026
Güncelleme: 07:45, 03.07.2026

Batı Afrika kıyı şeridi, iklim krizinin ve kontrolsüz kentleşmenin tetiklediği son yılların en ölümcül sel felaketlerinden biriyle sarsılıyor.

Mayıs ayından bu yana durmaksızın devam eden şiddetli muson yağmurları, bölge genelinde nehirlerin taşmasına, altyapının çökmesine ve çok sayıda yerleşim yerinin haritadan silinmesine yol açtı.

Sosyal medyada paylaşılan görüntülerde, sular altında kalan mahallelerde çaresizce kuru bir sığınak arayan binlerce Afrikalının dramı gözler önüne seriliyor.

Fildişi Sahili İletişim Bakanı Amadou Coulibaly, ekonomik başkent Abidjan’da düzenlenen kabine toplantısının ardından yaptığı açıklamada, Mayıs ayından bu yana yaşanan sellerde resmi olarak 59 kişinin hayatını kaybettiğini duyurdu.

Bakan Coulibaly, Mayıs-Temmuz dönemini kapsayan yağışlı mevsim boyunca arama kurtarma ekiplerinin sahada çalışmalarını sürdürdüğünü belirterek, önümüzdeki günlerde yağışların şiddetleneceği tahmini nedeniyle ölü sayısının dramatik şekilde artmasından endişe ettiklerini sözlerine ekledi.

Gana’da yağış rekoru kırıldı: Cumhurbaşkanı Mahama’dan kentsel dönüşüm uyarısı

Felaket, Fildişi Sahili’nin komşusu Gana’yı da ağır şekilde vurdu. Gana İtfaiye Teşkilatı tarafından yapılan resmi açıklamaya göre, sadece salı günü yaşanan su baskınlarında en az 13 kişi yaşamını yitirirken, mahsur kalan 400’den fazla vatandaş son anda kurtarıldı.

Gana Cumhurbaşkanı John Mahama, X (eski adıyla Twitter) platformu üzerinden yaptığı açıklamada, başkent Accra ve çevresine düşen günlük yağış miktarının yaklaşık 140 mm’ye ulaşarak tarihi bir rekor kırdığını belirtti.

Bu rakam, geçen yıl kaydedilen en yüksek günlük yağış miktarı olan 56 mm’nin neredeyse üç katına denk geliyor. Bölgeyi havadan inceledikten sonra açıklamalarda bulunan Mahama, kentsel altyapının çöküş nedenini şu sözlerle özetledi:

“Accra şehri, Akwapim sıradağları ile Atlantik Okyanusu arasında kurulmuş bir yerleşim yeri. Eskiden nüfus azken bu coğrafi yapı bir sorun teşkil etmiyordu. Ancak kontrolsüz nüfus artışı ve yasadışı yapılaşma, dağlardan gelip Atlantik Okyanusu’na dökülen akarsuların doğal yataklarını tıkadı. Buna ek olarak kanalizasyonlara çöp atılması gibi insan davranışları ve sulak alanlara kurulan illegal çöp dökme sahaları felaketin boyutunu büyüttü.”

Lagos’ta trafolar sular altında: Elektrik şebekeleri çöktü

Şiddetli yağışlar sadece Fildişi Sahili ve Gana ile sınırlı kalmadı; Benin, Togo ve Nijerya’nın kıyı şeritlerini de esaret altına aldı. Bu ülkelerde henüz resmi olarak teyit edilmiş bir can kaybı bildirilmemiş olsa da, günlük yaşam ve ekonomik faaliyetler tamamen durma noktasına geldi.

Nijerya’nın lagünler ve adalar üzerine kurulu dev mega kenti Lagos’ta, yükselen sel suları ana elektrik iletim şebekesinde yer alan stratejik bir trafo merkezini basarak çalışamaz hale getirdi. Bu arıza nedeniyle kentin milyarlarca dolarlık iş merkezleri ve birçok mahallesi günlerce karanlığa gömüldü. Accra ve Tema şehirlerinde ise su baskınlarına maruz kalan elektrik hatlarının kısa devre yapması sonucu birçok binada yangınlar patlak verdi.

Nijerya’da “normalin üzerinde yağış” alarımı ve bölgesel riskler

Nijerya Meteoroloji Ajansı (NiMet), önümüzdeki dönem için korkutucu bir projeksiyon yayınlayarak başkent Abuja da dahil olmak üzere 9 kritik eyalette yağışların bu yıl “normalin üzerinde” seyredeceğini tahmin ettiğini duyurdu. Bahsi geçen eyaletlerin önemli bir kısmı, henüz bir yıl önce son 60 yılın en yıkıcı sel felaketini yaşayan ve yaralarını sarmaya çalışan kuzey bölgesinde yer alıyor.

Kıtada son dönemde yaşanan bu doğa olayları aslında zincirleme bir sürecin parçası. Geçtiğimiz Aralık ve Şubat ayları arasında da hem güney hem de kuzey Afrika benzer şekilde ölümcül sellerle mücadele etmek zorunda kalmıştı.

Dünya Meteoroloji Örgütü (WMO) verileri, Afrika kıtasının küresel sera gazı emisyonlarına katkısının yüzde 3-4 gibi minimal düzeyde olmasına rağmen, iklim krizinin getirdiği aşırı hava olaylarına karşı yeryüzündeki en savunmasız coğrafya olduğunu defaatle ortaya koyuyor.

Küresel iklim adaletsizliği ve Türkiye için çıkarılacak dersler

Batı Afrika’da yaşanan bu trajedi, çevre bilimcilerin uzun süredir dile getirdiği “küresel iklim adaletsizliği” kavramının en somut örneğidir. Sanayileşmiş zengin ülkelerin atmosfere saldığı karbonun bedelini, altyapısı zayıf, hızlı nüfus artışı yaşayan ve atık yönetimi yetersiz olan gelişmekte olan Afrika ülkeleri canlarıyla ödüyor.

Bu durum, Akdeniz havzasında yer alan ve iklim değişikliğinin etkilerini kuraklık, ani sel ve hortum gibi uç hava olaylarıyla hissetmeye başlayan Türkiye için de ciddi dersler barındırmaktadır. Özellikle İstanbul, İzmir gibi kıyı şeridinde yer alan ve yüksek nüfus yoğunluğuna sahip mega kentlerde, dere yataklarının imara açılması, yetersiz altyapı ve sulak alanların betonlaşması, Batı Afrika’dakine benzer ani bir “140 mm’lik yağış” karşısında şehirlerin tamamen teslim olmasına yol açabilir.

Afrika’daki bu acı tecrübe, kentsel planlamada doğayla savaşmak yerine, akarsu yataklarını koruyan ve iklim krizine dayanıklı “sünger şehir” modellerine geçilmesinin hayati bir zorunluluk olduğunu bir kez daha kanıtlıyor.

Bültenimize abone olun

Yorum bırakın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

×

Sosyal Medya Hesaplarımıza Abone Olun!

En güncel çevre haberlerini kaçırmayın. Bizi takip edin!

Facebook Twitter Instagram Bluesky Mastodon Linkedin Telegram Youtube
Scroll to Top
×