Nükleer füzyon girişim şirketi, Yeni Zelanda’daki denemede önemli ilerleme kaydettiğini iddia etti

Yayın: 18 Şubat 2026 15:05
Güncelleme: 18 Şubat 2026 15:05

Yeni Zelanda’nın başkenti Wellington’da faaliyet gösteren bir girişim, nükleer füzyon yarışında dikkat çekici bir aşamaya ulaştığını duyurdu. OpenStar Technologies, bir milyon derecenin üzerinde ısıtılmış plazma içeren 5 metre genişliğindeki bir vakum odasında yarım tonluk süperiletken bir mıknatısı havada tutmayı başardığını açıkladı. Şirket, bu gelişmenin sürdürülebilir füzyon enerjisine giden yolda kritik bir teknik eşik olduğunu savunuyor.

Gösteriyi, Yeni Zelanda Başbakanı Christopher Luxon ile All Blacks’in efsane oyuncusu Richie McCaw’ın da aralarında bulunduğu davetliler üst kattaki bir odadan izledi. Reaktör henüz tükettiğinden fazla enerji üretmiyor; bu, füzyon alanındaki en büyük teknik engel olmaya devam ediyor. Ancak manyetik kaldırma (levitasyon) başarısının, tasarımın ölçeklenebilirliğine dair güçlü bir işaret olduğu belirtiliyor.

OpenStar’ın kurucusu ve CEO’su Ratu Mataira

Küresel yarışta küçük ama iddialı bir oyuncu

OpenStar’ın kurucusu ve CEO’su Ratu Mataira, şirketin geliştirdiği sistemin sadeliğinin en büyük avantajları olduğunu düşünüyor. Yaklaşık 10 milyon doların altında bir maliyetle geliştirilen ilk prototip “Junior”, süperiletken mıknatısın plazma içinde havada tutulabildiğini gösterdi. Mataira’ya göre bu, çok daha büyük sistemlerin inşa edilebileceğinin kanıtı.

Çevre Bülteni

Doğanın Hikâyesine Ortak Ol

Her hafta iklim krizi, çevre kirliliği ve sürdürülebilirlikle ilgili en önemli haberleri al.

OpenStar’ın nükleer füzyon reaktörü. Kaynak: OpenStar Technologies

Bugün dünyada yaklaşık 50 şirket, atom çekirdeklerini birleştirerek (füzyon) ucuz ve temiz enerji üretme yarışında. Bu alanda, Jeff Bezos ve Bill Gates gibi isimlerden milyarlarca dolarlık yatırım alan girişimler bulunuyor. 2022’de Kaliforniya’daki bir laboratuvarda bilim insanlarının, füzyon reaksiyonundan tetiklemek için harcanandan daha fazla enerji elde ettiklerini duyurmaları da alandaki rekabeti hızlandırmıştı.

Yeni Zelanda açısından bu yarış ayrı bir önem taşıyor. Ülke elektriğinin yüzde 80’inden fazlasını yenilenebilir kaynaklardan, bunun büyük bölümünü de hidroelektrikten üretiyor. Luxon, füzyonun “sınırsız ve temiz bir enerji kaynağı” olarak enerji sektöründe devrim yaratma potansiyeline sahip olduğunu vurguladı.

Tokamaklara alternatif: Levitasyonlu Dipol Reaktör

Geleneksel füzyon tasarımlarında en yaygın model, 1950’lerde Sovyetler Birliği’nde geliştirilen halka biçimli tokamak reaktörüdür. Bu tasarım bugün Fransa’nın güneyinde inşa edilen Uluslararası Termonükleer Deneysel Reaktör (ITER) projesinde de kullanılıyor. Ancak tokamakların maliyeti yüksek ve plazma kararsızlığı önemli bir mühendislik sorunu.

OpenStar’ın reaktörünün içi. 31 Ekim 2024’te şirket plazmayı hapsetti. Kaynak: OpenStar Technologies

OpenStar’ın yaklaşımı ise 1987’de Japon fizikçi Akira Hasegawa tarafından önerilen “levitasyonlu dipol reaktör” fikrine dayanıyor. Bu tasarımda süperiletken mıknatıs plazmanın dışında değil, doğrudan içinde yer alıyor. 2004’te Massachusetts Institute of Technology (MIT) ve Columbia Üniversitesi, bu konseptin uygulanabilirliğini deneysel olarak göstermişti; ancak finansman eksikliği nedeniyle çalışmalar durdurulmuştu.

Mataira, doktora çalışmasını Wellington’daki Robinson Araştırma Enstitüsü’nde sürdürürken bu tasarımla yeniden karşılaştı. Ona göre artık yüksek sıcaklık süperiletken güç kaynaklarındaki ilerlemeler, geçmişte “çılgınca” görülen bu fikri uygulanabilir hale getiriyor.

Junior’dan Tahi’ye, Maui’den Tama Nui’ye

OpenStar 2021’de kuruldu ve 2022’de ilk dipol makinesi Junior’ı inşa etti. 31 Ekim 2024’te plazmanın başarıyla hapsedildiği açıklandı. Bu adım, sistemin enerji üretimine ölçeklenebileceğine dair temel bir doğrulama olarak görülüyor.

Şirket şu anda yaklaşık 80 kişilik bir ekiple çalışıyor. Kadroda, 2000’li yılların başında MIT’deki dipol deneylerinde yer alan Darren Garnier de bulunuyor. Bir sonraki hedef, iki yıl içinde devreye alınması planlanan “Tahi” adlı yeni prototip. Beş yıl içinde nötron üretmesi ve gelir getirmesi hedeflenen “Maui” modeli; nihai aşamada ise 50 ila 200 megawatt elektrik üretebilecek “Tama Nui” adlı dördüncü nesil sistem planlanıyor. Bu kapasite, küçük bir şehri ya da büyük bir sanayi tesisini besleyebilecek düzeyde.

Bilimsel miras ve ulusal iddia

Mataira, ilham kaynağı olarak 1917’de atomu parçalayarak nükleer fiziğin temellerini atan Yeni Zelanda doğumlu bilim insanı Ernest Rutherford’u gösteriyor. Ona göre füzyon yarışının başlangıcı Rutherford’un çalışmalarına dayanıyor ve bu hikâye yine Yeni Zelanda’da tamamlanabilir.

Füzyon enerjisinin ticari olarak ne zaman mümkün olacağı hâlâ belirsiz; tahminler 10 ila 30 yıl arasında değişiyor. Ancak Wellington’daki bu son gösteri, hem teknik bir eşik hem de küresel füzyon yarışında küçük bir ülkenin iddiasını ortaya koyan sembolik bir an olarak değerlendiriliyor.

Bültenimize abone olun

Yorum bırakın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Bizi Takip Et

Çevre hikâyelerini kaçırma

İklim krizi, çevre kirliliği, deprem ve hava durumu haberlerini sosyal medyada da anlık olarak takip et.

Scroll to Top
×