Venedik’in ünlü şişeburunlu yunusu sağlıklı ancak yoğun insan faaliyeti tehdit oluşturuyor

Yayın: 25 Şubat 2026 12:11
Güncelleme: 25 Şubat 2026 12:11

İtalya’nın simge kentinde geçen yaz görülen ve “Mimmo” lakabıyla anılan yalnız bir şişeburunlu yunusun özel bir müdahaleye ihtiyaç duymadığı, ancak insan kaynaklı risklere karşı dikkatli olunması gerektiği bildirildi. Araştırmacılar, hayvanın alışılmadık bir kentsel ortama uyum sağladığını ancak özellikle tekne trafiği ve uygunsuz insan davranışlarının ciddi tehlike oluşturduğunu belirtti.

Şişeburunlu yunuslar genellikle kıyı ve açık denizlerde küçük ya da orta büyüklükte gruplar halinde yaşasa da zaman zaman sürülerinden ayrılarak kıyı bölgelerine ve insan yerleşimlerine yaklaşabiliyor. Bu durum nadir görülse de bilimsel literatürde belgelenmiş örnekler bulunuyor.

Mimmo, Haziran 2025’te Venedik Lagünü’nde ilk kez görüldüğünde yerel araştırmacılar izleme çalışması başlattı. Aylar süren gözlemlerin sonuçları ve olası yönetim senaryoları, Frontiers in Ethology dergisinde yayımlandı.

Çevre Bülteni

Doğanın Hikâyesine Ortak Ol

Her hafta iklim krizi, çevre kirliliği ve sürdürülebilirlikle ilgili en önemli haberleri al.

Çalışmanın kıdemli yazarı, Padova Üniversitesi Karşılaştırmalı Biyomedikal ve Gıda Bilimi Bölümü’nden koruma veteriner patoloğu Guido Pietroluongo, “En ikonik şehirlerden birinde, en karizmatik hayvanlardan birinin vakasını sunuyoruz: Venedik’te yalnız bir yunus,” dedi.

Pietroluongo, “Gözlemlerimiz bu hayvanın alışılmadık bir ortama gösterdiği olağanüstü uyumu belgeliyor ve refahını sağlamak için insan davranışlarının yönetilmesinin gerekliliğini vurguluyor” ifadelerini kullandı.

Adriyatik’te geçmişten bugüne yunuslar

Geçmişte Venedik Lagünü dahil olmak üzere Adriyatik Denizi genelinde iki yunus türü yaygın olarak bulunuyordu: sıradan yunuslar ve şişeburunlu yunuslar. Ancak insan etkisi nedeniyle sıradan yunuslar 1970’lerden önce neredeyse tamamen ortadan kayboldu. Daha uyumlu ve dayanıklı olan şişeburunlu yunuslar ise Adriyatik’te varlığını sürdürse de son yıllarda lagünden uzak duruyordu.

Bilim insanları, yetkililer ve vatandaşların desteğiyle yunusu haftalık olarak teknelerden izledi. Birkaç ay içinde Mimmo, lagünün güneyinden kuzeyine ilerleyerek Venedik kent merkezine ulaştı ve hâlen burada bulunuyor.

Pietroluongo, “Şehir bölgelerinde şişeburunlu yunus görmek şaşırtıcı değil; bunlar son derece uyumlu ve fırsatçı deniz memelileridir,” dedi. Yunusun sağlıklı göründüğünü ve düzenli olarak kefallerle beslendiğinin gözlemlendiğini belirten Pietroluongo, lagünde sergilediği davranışların türün tipik özelliklerini taşıdığını ifade etti.

En büyük risk: San Marco Havzası’ndaki yoğun trafik

Araştırmacılara göre asıl endişe, yunusun şehrin en işlek ve turistik noktalarından biri olan San Marco Meydanı önündeki San Marco Havzası çevresinde kalması.

Yoğun insan faaliyetinin bulunduğu bu bölgede, özellikle tekne pervanelerinin yol açabileceği yaralanmalar önemli risk oluşturuyor. Bununla birlikte araştırmacılar, açık denizlerde de yunusların balıkçılık faaliyetleri gibi insan kaynaklı tehditlerle karşı karşıya kaldığını vurguladı.

“Yunusu değil, insan davranışını yönetmeliyiz”

Çalışmanın ilk yazarı ve 40 yıldır Adriyatik yunuslarını inceleyen Dr. Giovanni Bearzi, “Bu durum öncelikle yunusları yönetmekten ziyade insan davranışlarını yönetmekle ilgili,” dedi.

Bearzi, koruma altındaki bir türün önceliklerinin kabul edilmesi, hayvanın vahşi doğasına saygı gösterilmesi ve bilinçli davranılması gerektiğini vurguladı. Uzmanlar, sansasyonel yaklaşımlar yerine bilim temelli yönetim stratejilerinin benimsenmesi gerektiğini belirtti.

Önerilen önlemler arasında, tekne hızının sınırlandırılması, yunusa yaklaşma mesafelerinin denetlenmesi ve zararlı etkileşimlerin yasaklanması yer alıyor. Mevcut düzenlemelere göre koruma altındaki vahşi bir hayvanın rahatsız edilmesi, dokunulması ya da beslenmeye çalışılması yasal olarak yasak.

Araştırmacılar, akustik caydırıcılarla yunusu açık denize geri göndermeye yönelik ilk girişimlerin başarısız olduğunu ve tavsiye edilmediğini bildirdi. Yunusun yakalanarak başka bir yere taşınmasının ise faydadan çok risk barındıracağı ifade edildi.

Bearzi, “Asıl sıra dışı olan yunusların varlığı değil, insanların bu tür hayvanlara saygı göstermekte zorlanmasıdır,” dedi.

“Yaban hayatıyla bir arada yaşama ve ondan keyif alma fırsatlarını takdir etmeliyiz. Tarihsel ve çağdaş belgeler, yunusların binlerce yıldır insan denizcilik faaliyetlerine eşlik ettiğini gösteriyor; ancak onlarla uygun şekilde bir arada yaşamayı hâlâ öğrenemedik.”

Bültenimize abone olun

Yorum bırakın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Bizi Takip Et

Çevre hikâyelerini kaçırma

İklim krizi, çevre kirliliği, deprem ve hava durumu haberlerini sosyal medyada da anlık olarak takip et.

Scroll to Top
×