Güneş enerjisi, gezegenin temiz enerjiye geçişinde sadece çevreci bir seçenek değil, artık maliyet etkinliği açısından da tartışmasız liderliğe yükseldi. Surrey Üniversitesi’nin yeni bir araştırmasına göre, güneş enerjisi, rüzgar dahil olmak üzere tüm diğer yenilenebilir kaynaklardan, kömür ve gaz gibi fosil yakıtlardan dahi daha ucuz bir enerji kaynağı olarak belirlendi. Araştırmacılar, en güneşli ülkelerde bir birim enerjinin üretim maliyetinin sadece 0,023 Avro gibi rekor düşük bir seviyeye indiğini tespit etti. Hatta bulutlu havasıyla meşhur İngiltere’de bile güneş enerjisi, “büyük ölçekli enerji üretimi” için en uygun maliyetli seçenek olarak öne çıkıyor.
Bu ekonomik üstünlük, küresel enerji piyasalarında devrim niteliğinde bir değişime işaret ediyor. Güneş enerjisinin bu kadar ucuzlaması, fosil yakıtların kullanımına ne zaman son verebilir? Lityum iyon pillerin fiyatındaki %89’luk düşüş, güneş enerjisinin “güvenilir” bir güç kaynağı olma yolunda Türkiye için ne tür fırsatlar sunuyor? Türkiye’nin yüksek güneşlenme potansiyeli düşünüldüğünde, bu maliyet avantajı ülkemizin dış ticaret açığını kapatmada nasıl bir stratejik role sahip olabilir?

Maliyet lideri: Güneş + depolama sistemi, gaz santralleriyle yarışıyor
Surrey Üniversitesi araştırması, güneş enerjisinin maliyet avantajının sadece panel üretiminden kaynaklanmadığını, aynı zamanda depolama teknolojilerindeki ilerlemelerle pekiştiğini gösteriyor. Lityum iyon pillerin fiyatının 2010 yılından bu yana %89 oranında düşmesi sayesinde, güneş enerjisi artı depolama sistemleri, artık geleneksel gaz santralleri kadar uygun maliyetli hale gelmiş durumda.
Çalışma, bu hibrit sistemlerin (güneş panelleri + piller) birçok bölgede standart hale geldiğini belirtiyor. Piller, üretilen güneş enerjisinin depolanıp ihtiyaç duyulduğunda şebekeye verilmesini sağlayarak, enerjinin kesintili olma sorununu çözüyor ve güneş enerjisini “şebeke talebini dengelemeye yardımcı olan daha güvenilir, dağıtılabilir bir güç kaynağına” dönüştürüyor. Bu, güneş enerjisinin geleceği için en büyük teknolojik atılımdır.
Tavsiye Edilen Haberler
-
SürdürülebilirlikTürkiye Sigorta tarafından “Su Raporu” yayımlandı -
-
-
Sektörün en büyük zorluğu: Şebeke entegrasyonu ve gelecek teknolojileri
Güneş enerjisinin maliyet etkinliğine rağmen, sektörün karşı karşıya olduğu “en büyük zorluk”, artan miktarda yenilenebilir enerjiyi mevcut elektrik şebekelerine istikrarlı bir şekilde bağlamak olmaya devam ediyor. Çalışmanın ortak yazarı Dr. Ehsan Rezaee, güç sistemlerinin istikrarını sağlamak için akıllı şebekeler, yapay zekâ destekli tahminler ve bölgeler arası daha güçlü bağlantıların hayati önem taşıyacağını vurguluyor.
Bu zorluğun üstesinden gelmek için malzeme biliminde de önemli ilerlemeler kaydediliyor. Perovskit güneş hücreleri gibi yenilikçi malzemeler, arazi kullanımını artırmadan enerji üretimini %50’ye kadar artırma potansiyeline sahip. Perovskitler, silikon muadillerine göre daha az enerji gerektiriyor, daha ince, daha esnek ve binalar ile araçlar gibi daha geniş bir yelpazedeki yüzeylere uygulanabiliyor. Bu teknoloji, büyük güneş enerjisi çiftlikleri kurma zorunluluğunu azaltarak arazi kullanımı sorununa da çözüm getiriyor. Ancak uzmanlar, bu ilerlemenin gerçekleşmesinin, “tutarlı, uzun vadeli politika desteğine” bağlı olduğunu belirtiyor.

Avrupa’da yenilenebilir enerji yükselişi
Güneş enerjisinin bu yükselişi, Avrupa genelindeki enerji dönüşüm verilerine de yansıyor. Eurostat’ın son verilerine göre, 2024 yılının nisan-haziran ayları arasında Avrupa’nın elektrik üretiminde yenilenebilir enerji kaynaklarının payı %54’e ulaşarak rekor kırdı. Bu oran, önceki yılın aynı dönemine göre %1,3’lük bir artışı ifade ediyor ve kıtanın fosil yakıtlardan uzaklaşma taahhüdünde önemli bir başarıyı gösteriyor.
Türkiye için stratejik avantaj: Yenilenebilir enerji liderliği
Türkiye, yıllık güneşlenme süresi ve coğrafi konumu itibarıyla dünyanın en güneşli ülkeleri arasında yer alma potansiyeline sahiptir. Surrey Üniversitesi’nin bulguları, güneş enerjisinin birim maliyetindeki düşüşün, Türkiye için enerji bağımsızlığını sağlama ve dış ticaret açığını kapatma yolunda stratejik bir kaldıraç olabileceği anlamına geliyor. Ülkemiz, Perovskit teknolojileri gibi yeniliklere yatırım yaparak ve akıllı şebeke çözümlerini hızla entegre ederek, sadece enerji maliyetlerini düşürmekle kalmayıp, aynı zamanda bölgenin temiz enerji ihracatı merkezi haline gelebilir. Mevcut ve gelecekteki güneş enerjisi yatırımlarına güçlü, öngörülebilir ve uzun vadeli politika desteği sağlamak, Türkiye’nin küresel enerji sahnesindeki konumunu kökten değiştirecektir.
Yorum
Güneş enerjisinin, maliyet açısından kömür ve gazı geride bırakması, temiz enerji geçişinin dönülmez bir yola girdiğinin en net kanıtıdır. Artık yenilenebilir enerji, sadece çevresel bir gereklilik değil, aynı zamanda en ucuz ve en akılcı ekonomik tercihtir. Özellikle depolama sistemlerinin yaygınlaşmasıyla birlikte güneş enerjisinin “güvenilir” ve “dağıtılabilir” bir kaynak haline gelmesi, sektöre olan tüm itirazları büyük ölçüde ortadan kaldırmıştır.
Bu araştırmanın bize gösterdiği temel nokta, yeniliklerin hızını artırmamız gerektiğidir. Perovskit hücreleri gibi yeni nesil teknolojilere yatırım yapmak, arazi kullanımını optimize ederken, büyük ölçekli santraller yerine binalarda ve araçlarda enerji üretimi sağlayarak enerjiyi demokratikleştirecektir. Ancak Profesör Silva’nın da uyardığı gibi, bu potansiyeli gerçeğe dönüştürmek, tamamen tutarlı ve uzun vadeli hükümet politikalarına bağlıdır.
Kaynak: Surrey Üniversitesi, Euronews
Fotoğraf: Rafael Moreno

