İzmir’in su alarmı uzadı: Azalan rezervler nedeniyle 13 ilçede kesintiler aralık ayında da devam ediyor

Ege’nin incisi İzmir’de azalan su kaynakları nedeniyle yaz aylarında başlayan planlı su kesintileri, kış mevsimine girilmesine rağmen uzatıldı. İzmir Su ve Kanalizasyon İdaresi (İZSU) Genel Müdürlüğü’nden yapılan açıklamaya göre, kentin su tüketiminin en yoğun olduğu 13 büyük ilçede uygulanan gece saatlerindeki su kesintisi takvimi 15 Aralık’a kadar devam edecek. Ağustos ayında başlayan ve mevsim geçişlerine rağmen hafiflemeyen bu kısıtlama, kentlinin günlük yaşamını etkilemeye devam ediyor.

Peki, Türkiye’nin üçüncü büyük şehri İzmir’in su rezervlerindeki bu düşüş neden bu kadar kritik bir seviyeye ulaştı? Kış aylarında bile kesintilerin sürmesi, Türkiye’nin genel su yönetimi ve iklim değişikliğine adaptasyon stratejileri için ne anlama geliyor? Bu durum, artan nüfus ve şehirleşme baskısı altında olan diğer metropoller, özellikle İstanbul ve Ankara için ne tür bir uyarı niteliği taşıyor? Su israfını önlemeye yönelik toplumsal bilincin artırılması dışında, altyapısal olarak atılması gereken acil adımlar nelerdir?

Su kesintileri tatile girmiyor: Yeni takvim detayları

İZSU Genel Müdürlüğü’nün internet sitesinde yer alan son duyuru, İzmir’deki planlı su kesintisi uygulamasının 15 Aralık’a kadar uzatıldığını resmi olarak bildirdi. Azalan su kaynakları nedeniyle 6 Ağustos’ta başlayan ve başlangıçta üç günde bir uygulanan kesintiler, 9 Eylül’den itibaren iki günde bir uygulama formatına geçirilmişti. Şimdi ise, yılın son ayına girilirken kesintilerin devam etme kararı, su sıkıntısının bölgesel ve mevsimsel bir sorun olmaktan çıkıp yapısal bir krize dönüştüğünü gösteriyor.

Kesintiler, ilçe bazında iki ana grup halinde uygulanmaya devam edecek ve gece saat 23.00’te başlayıp sabah 05.00’te sona erecek şekilde altı saatlik bir zaman dilimini kapsayacak. Bu saatler, suyun rezervuarlarda yenilenmesi ve pompaj sistemlerinin üzerindeki yükün azaltılması amacıyla belirlenmiştir.

Kesintiler nasıl uygulanacak: Grup bazlı uygulama

İZSU, su tüketiminin dengeli dağıtılması amacıyla kesintileri iki farklı ilçe grubuna ayırarak uygulamaktadır.

Birinci Grup İlçeler: Çiğli, Karşıyaka, Bayraklı, Bornova, Menemen, Gaziemir ve Menderes.

  • Bu ilçelerde kesinti, 28 Kasım ila 14 Aralık tarihleri arasında çift günlerde uygulanacaktır.

İkinci Grup İlçeler: Konak, Karabağlar, Buca, Balçova, Narlıdere ve Güzelbahçe.

  • Bu ilçelerde kesinti, 29 Kasım ila 15 Aralık tarihleri arasında tek günlerde devam edecektir.

Bu planlama, aynı anda tüm şehirde su basıncının düşmesini engellemeyi amaçlasa da, su kesintisine maruz kalan ilçe sayısının (13) yüksek olması, İzmir metropolünün büyük bir bölümünün su kıtlığı tehdidi altında olduğunu göstermektedir.

Şehir planlaması ve iklim değişikliği baskısı

İzmir, Akdeniz ikliminin tipik özelliklerini taşımaktadır ve yaz aylarında buharlaşma oranının yüksek olması ve kış yağışlarına bağımlı olması nedeniyle su rezervleri üzerinde sürekli bir baskı altındadır. Son yıllarda gözlemlenen düzensiz yağış rejimleri ve aşırı sıcaklıklar, bu baskıyı daha da artırmıştır.

Uzmanlar şu noktaya dikkat çekiyor: İzmir gibi hızla büyüyen ve göç alan metropollerde, artan nüfusun su talebi, doğal su kaynaklarının yenilenme hızını aşmış durumdadır. Ayrıca, barajlardaki su seviyelerinin kritik düzeye inmesi, mevcut su yönetiminin yalnızca iklim değişikliğine değil, aynı zamanda şehirleşme hızına ve altyapı verimsizliğine karşı da mücadele etmek zorunda olduğunu göstermektedir. Türkiye genelinde olduğu gibi İzmir’de de su şebekesindeki kaçak ve kayıplar, su krizini derinleştiren önemli bir faktördür.

Büyükşehirlerin ortak kaderi

İzmir’de kış aylarında bile süren planlı su kesintileri, sadece yerel bir sorun değil, Türkiye’deki büyük şehirlerin karşı karşıya olduğu iklimsel ve altyapısal kırılganlığın bir yansımasıdır. Türkiye’nin su havzaları, son yıllarda mevsim normallerinin altındaki yağışlar ve sıcaklık artışları nedeniyle giderek daha fazla baskı altına girmektedir.

İstanbul ve Ankara gibi mega kentlerde de dönem dönem su rezervlerinin kritik seviyelere düşmesi, tüm büyükşehir belediyelerinin su yönetimini uzun vadeli ve sürdürülebilir bir bakış açısıyla ele almasını zorunlu kılmaktadır. İzmir örneği, tarımsal sulama için kullanılan suyun verimli hale getirilmesi, gri su ve yağmur suyu hasadı gibi yeni su kaynaklarının sisteme entegrasyonu ve en önemlisi yaşlanan şebeke altyapısının hızla modernize edilmesi gerektiğini göstermektedir. Aksi takdirde, Türkiye’nin kıyı bölgeleri ve büyük kentleri, önümüzdeki yıllarda bu tür planlı kısıtlamalarla daha sık yüzleşmek zorunda kalacaktır.

Yapısal çözümler gerekiyor

İzmir’de planlı su kesintilerinin kış ortasına kadar uzatılması, kentin su krizinin artık bir ‘yaz aciliyeti’ olmaktan çıkıp, yılın büyük bir bölümünü kapsayan kronik bir sorun haline geldiğinin çarpıcı bir göstergesidir. Kent sakinleri, günlük yaşamlarını kesinti saatlerine göre planlamak zorunda kalırken, bu durumun ardındaki ana neden olan rezervlerdeki düşüş ve şebeke kayıpları gibi yapısal sorunların çözümü hızla hayata geçirilmelidir.

Belediyelerin sadece kesinti takvimini duyurması yeterli değildir; aynı zamanda vatandaşları su tasarrufu konusunda bilgilendirmesi ve şebeke modernizasyon projelerini hızlandırdığını şeffaf bir şekilde paylaşması gerekmektedir. İzmir’in geleceği, sadece yağacak yağmura değil, aynı zamanda bugün atılacak olan su verimliliğini artıran ve kaçakları sıfırlayan altyapısal adımlara bağlıdır. Bu kısıtlamalar, tüm şehir için bir son uyarı olarak görülmeli ve acil eylem planları devreye sokulmalıdır.

Kaynak: İZSU, Yerel Kaynaklar.

Yorum bırakın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Scroll to Top