Dünyanın gizli interneti: Yer altındaki mantar ağlarının uzunluğu 110 katrilyon kilometreyi aşıyor

Haber Giriş: 12:46, 12.06.2026
Güncelleme: 12:46, 12.06.2026
Fotoğraf Kaynağı: Rana Kaname

Gezegenimizin ayaklarımızın altında kalan kısmı, gözle görülemeyen ama Dünya üzerindeki yaşamın devamlılığını sağlayan devasa bir biyolojik otobana ev sahipliği yapıyor.

Saygın bilim dergisi Science’ta yayımlanan çığır açan yeni bir araştırma, yer altındaki mantar ağlarının toplam uzunluğunun 110 katrilyon kilometreyi aştığını ortaya koydu. Bu akılalmaz miktar, Dünya ile Güneş arasındaki mesafenin yaklaşık 750 milyon katına ya da bir başka deyişle Dünya’dan Güneş’e üç çeyrek milyar kez gidip gelmeye eşdeğer bir uzunluğu ifade ediyor.

16 bin toprak örneği ve yapay zekayla çıkarılan ilk küresel harita

Yaklaşık 475 milyon yıldır evrimleşmekte olan ve “arbusküler mikorizal mantarlar” olarak adlandırılan bu organizmalar, hif adı verilen tüp şeklindeki mikroskobik hücre ağlarından oluşuyor. Yeryüzündeki bitki türlerinin %70’inden fazlasıyla hayati bir ortaklık (simbiyoz) kuran bu ağlar, bitkilere hayatta kalmaları için ihtiyaç duydukları su ve besini sağlarken, karşılığında bitkilerin fotosentezle ürettiği karbonu alıyor.

[Image: Global map showcasing the density of underground mycorrhizal networks]

Bu kritik öneme rağmen yer altı ekosisteminin haritası bugüne kadar tam olarak çıkarılamamıştı. 2021 yılında küresel bir bilim ağı tarafından kurulan Yeraltı Ağlarını Koruma Derneği (Spun), bu gizemi çözmek için harekete geçti. Araştırma ekibi, dünyanın dört bir yanından toplanan 16.000’den fazla toprak örneğini makine öğrenimi (yapay zeka) modelleriyle analiz ederek arbusküler mikorizal mantar ağlarının tarihteki ilk küresel yoğunluk haritasını oluşturdu.

Çay kaşığındaki mucize ve endüstriyel tarım tehdidi

Araştırmanın baş yazarı Dr. Justin Stewart, yer altındaki bu yoğunluğu çarpıcı bir örnekle açıklıyor: “Sadece tek bir çay kaşığı sağlıklı toprakta, uç uca eklendiğinde 10 metreye (32 fit) kadar ulaşabilen mikorizal ağ bulunabilir.”

[Image: Comparison between underground fungal networks in natural soil vs. tilled agricultural soil]

Ancak araştırma, insan faaliyetlerinin bu hayati altyapıya verdiği devasa zararı da sayılarla ortaya koydu. Bilim insanları, endüstriyel tarım arazilerindeki mantar ağı yoğunluğunun, el değmemiş doğal ekosistemlere kıyasla ortalama %47,3 daha düşük olduğunu saptadı.

  • Toprak İşleme (Sürüm): Büyük ölçekli tarım uygulamalarında toprağın derinlemesine sürülmesi, bu hassas hif ağlarını kelimenin tam anlamıyla fiziksel olarak parçalıyor.
  • Kimyasal Gübre ve İlaçlar: Yoğun yapay gübre ve mantar ilacı (fungisit) kullanımı, bitki ile mantar arasındaki doğal kimyasal haberleşmeyi ve simbiyotik bağı tamamen koparıyor.

En yoğun alanlar otlaklar: Veriler Moğolistan’daki COP zirvesine sunulacak

Haritalama çalışması, dünyadaki en yoğun hif sistemlerinin otlak, çayır ve bozkır ekosistemlerinde yer aldığını gösterdi. ABD Florida’daki Everglades sulak alanları, Güney Sudan’daki Sudd su basmış otlakları ve küresel ölçekteki büyük bozkırlar, mantar yoğunluğunun “olağanüstü yüksek” olduğu sıcak noktalar olarak belirlendi. Ancak çalışma, karbonu yutma kapasitesi en yüksek olan bu bölgelerin yasal olarak en az korunan ve insan eliyle en hızlı bozulan alanlar olduğu konusunda da ciddi bir uyarı barındırıyor.

Araştırmanın yazarlarından Dr. Toby Kiers, bu ağların yok olmasının çevre felaketlerine kapı aralayacağını belirtiyor:

“Mantar ağları kaybolursa, tarımsal kimyasalları filtreleyecek mekanizma çökeceği için su yollarına ve nehirlere çok daha fazla azot ve fosfor karışacak. Nihai amacımız, karar vericilerin bu ağları korumasını sağlamak. Bu hayati veri setini, Ağustos ayında Moğolistan’da düzenlenecek çölleşme konulu BM COP zirvesinde dünya hükümetlerine resmi olarak sunacağız.”

Çiftçi-mantar ittifakı: İklim ve gıda krizine doğal çözüm

Biyolog ve çalışmanın ortak yazarı Dr. Merlin Sheldrake, yer altı dünyasını anlamanın gıda güvenliğinden iklim değişikliğine kadar çağımızın en büyük zorluklarına karşı elimizdeki en güçlü koz olduğunu savunuyor.

Uzmanlar, mevcut tarım sisteminde ürün veriminin yoğun kimyasal gübrelerle “yapay ve sürdürülemez” bir şekilde yüksek tutulduğunu vurguluyor. Eğer çiftçiler toprak altındaki bu mantar ağlarını koruyacak yöntemlere (örneğin topraksız tarım veya minimum sürüm) teşvik edilirse, bitkiler besinleri mantarlar aracılığıyla doğal yoldan alabilecek. Bu sayede hem kimyasal gübre ihtiyacı radikal şekilde azalacak hem de mantarlar bitkilerden aldıkları karbonu toprağın çok daha derinlerine kilitleyerek küresel ısınmayı yavaşlatacak muazzam bir “karbon deposu” görevi üstlenecek. Bilim dünyasında artık sadece görebildiğimiz ağaçları ve hayvanları değil, yer altındaki bu “gizli internet ağını” da restore etmeye yönelik küresel bir hareketlilik başlıyor.

Bültenimize abone olun

Yorum bırakın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

×

Sosyal Medya Hesaplarımıza Abone Olun!

En güncel çevre haberlerini kaçırmayın. Bizi takip edin!

Facebook Twitter Instagram Bluesky Mastodon Linkedin Telegram Youtube
Scroll to Top
×