İklim değişikliğinin yıkıcı etkilerine karşı bir “teselli” olarak görülen varsayım, yeni bir çalışmayla sarsıldı. Antarktika’daki buzullar eridikçe buz içinde hapsolmuş demirin okyanusa salınıp alg patlamalarını tetikleyerek atmosferden daha fazla karbondioksit çekebileceği düşünülüyordu. Ancak yeni bulgular, eriyik suların beklenenden çok daha az demir taşıdığını gösteriyor.
Demir gübrelemesi nedir?

Demir, okyanusta fotosentez yapan mikroskobik algler (fitoplankton) için anahtar bir besin. Teoriye göre, buz erimesiyle taşınan demir algleri çoğaltır; algler öldüğünde dibe çöker ve taşıdıkları karbonu uzun süreli depoya kilitler. Bu nedenle bazı araştırmacılar, jeomühendislik kapsamında okyanusa demir eklemeyi savunurken, diğerleri “ölü bölgeler” gibi ciddi ekosistem risklerine dikkat çekiyordu.
Rutgers liderliğindeki ekip Antarktika’da ne buldu?
ABD’de Rutgers University–New Brunswick’ten Prof. Rob Sherrell’in yürüttüğü, ABD ve Birleşik Krallık’tan kurumların ortaklaşa gerçekleştirdiği araştırma, Batı Antarktika’daki Amundsen Denizi’nde yer alan Dotson Buz Sahanlığı’na odaklandı. Bölge, buz sahanlıklarının altına sızan nispeten sıcak derin sular nedeniyle Antarktika kaynaklı deniz seviyesi yükselişinin önemli bir sürücüsü.
Yöntem: Buz altı oyuklarına giren-çıkan suda demir bütçesi

Bilim insanları, buzun altındaki oyuklara giren derin okyanus suyunu ve eriyik suyla karıştıktan sonra çıkan suyu izleyerek her iki noktadan örnek topladı. ABD’ye döndüklerinde, araştırmacı Venkatesh Chinni örneklerde hem çözünmüş hem de askıdaki parçacıklardaki demiri ölçerek giriş-çıkış farkını hesapladı.
Tavsiye Edilen Haberler
Sonuç: Çözünmüş demirin yalnızca %10’u eriyik sudan geliyor
Şaşırtıcı şekilde, dışarı akan çözünmüş demirin yaklaşık %10’u doğrudan eriyik sudan kaynaklanıyordu. Demirin büyük kısmı oyuklara giren derin okyanus suyundan (%62) ve sahanlık tabanı tortularından (%28) geliyordu. Bulgular, Communications Earth & Environment dergisinde yayımlandı.
Anoksik eriyik su tabakası: Daha büyük bir kaynak mı?

Çalışma ayrıca, buz kütlesinin altında çözünmüş oksijen içermeyen (anoksik) sıvı bir eriyik su tabakasının varlığını ortaya koydu. Ekip, ana kayanın buz tabakasıyla arasındaki bu sıvı tabakada öğütülme ve çözünme süreçlerinin, erimeyle taşınandan daha büyük bir demir girdisi yaratabileceğini belirtiyor.
“Eriyik suyun kendi başına demir katkısı sınırlı”
Prof. Sherrell, “Tezimiz, eriyik suyun başlı başına çok az demir taşıdığı; gözlenen demirin büyük bölümünün buzun kendisinden değil, kayanın buzla arasındaki sıvı tabakadan kaynaklandığı yönünde” derken, Chinni de “Buz sahanlığı oyuklarından çıkan çözünmüş demirin yaklaşık %90’ı eriyik sudan değil, dışarıdan gelen derin sular ve tortulardan geliyor” ifadelerini kullandı.
Ne anlama geliyor? Jeomühendislik umutlarının sınırları

Bu bulgular, “buz erimesi demir sağlar, algler karbonu çeker” anlatısının abartılmış olabileceğini gösteriyor. Eriyik suların demir katkısı sınırlıysa, iklim değişikliğini doğal yoldan frenleme etkisi de sanılandan zayıf olabilir. Öte yandan, demir ekleme gibi müdahaleler ekosistem dengesini bozup oksijenin tükendiği “ölü bölgeler”i büyütme riski taşıyor. Araştırmacılar, ısınan bir dünyada Antarktika’nın demir kaynaklarını ve bunların karbon döngüsündeki rolünü anlamak için daha fazla saha çalışması ve modelleme çağrısı yapıyor.
Arka plan: Kıyamet Buzulu ve deniz seviyesindeki risk
Antarktika’daki Thwaites (Kıyamet) Buzulu, bugün küresel yıllık deniz seviyesi artışının yaklaşık %4’ünden sorumlu. Tümüyle çökerse deniz seviyelerini yaklaşık 65 santimetre yükseltebileceği hesaplanıyor; deniz seviyesi her bir santimetre yükseldiğinde milyonlarca insan ilave taşkın riskiyle karşı karşıya kalıyor.
Sonuç: “Teselli edici yan” zayıflıyor, net azaltım şart
Ekip, Antarktika kaynaklı demir döngüsünün beklenenden daha karmaşık olduğunu ve eriyik suların rolünün sınırlı kaldığını gösterdi. Bu da, iklim krizini çözmenin yolunun emisyonları azaltmaktan, ekosistemleri korumaktan ve okyanusların hassas dengesine yönelik riskli müdahalelerden kaçınmaktan geçtiğini bir kez daha hatırlatıyor.





