Uzmanlar, bu yaz El Niño’nun yeniden gelişme ihtimalinin yüksek olduğunu ve olayın çok güçlü, hatta “süper El Niño” düzeyine ulaşabileceğini söylüyor. Böyle bir senaryo, 2027’yi küresel sıcaklık rekorları için aday hale getirirken, dünyanın bazı bölgelerinde sel, bazılarında ise kuraklık riskini artırabilir.
Küresel iklim uzmanları, Pasifik Okyanusu’nda gelişen koşulları yakından izliyor. Bunun nedeni, El Niño olarak bilinen iklim olayının bu yaz yeniden ortaya çıkma ihtimalinin güçlenmesi. Son tahminlere göre, El Niño’nun yılın ikinci yarısında oluşup en az yıl sonuna kadar sürme olasılığı yüzde 62 seviyesinde. Eğer olay çok güçlü biçimde gelişirse, yani “süper El Niño” düzeyine ulaşırsa, küresel sıcaklıklar üzerinde belirgin bir ek baskı yaratabilir.
El Niño’nun etkisi yalnızca sıcaklıkla sınırlı değil. Bu sistem, yağış düzenlerini değiştirerek bazı bölgelerde taşkınlara, bazı bölgelerde ise kuraklığa neden olabiliyor. Bilim insanları bu nedenle önümüzdeki aylarda atmosfer ve okyanus verilerini dikkatle izliyor.
El Niño nedir?
El Niño, orta ve doğu tropikal Pasifik Okyanusu’nda deniz yüzeyi sıcaklıklarının normalin üzerine çıkmasıyla ortaya çıkan iklim olayıdır. Bu durum, okyanus ile atmosfer arasındaki etkileşimi değiştirir ve dünya genelinde hava düzenleri üzerinde önemli sonuçlar doğurur.
Bu sistem, La Niña ve nötr koşullarla birlikte “El Niño-Güney Salınımı”nın yani ENSO döngüsünün bir parçasıdır. El Niño dönemlerinde sıcak suları batıya doğru iten rüzgarlar zayıflar ya da yön değiştirir. Bunun sonucunda Pasifik’in belirli bölgelerinde yüzey suları normalin en az 0,5 derece üzerine çıkar. Bu değişim, küresel hava sistemlerini etkileyerek aşırı yağışlar, kuraklıklar ve sıcaklık sapmaları yaratabilir.
Tavsiye Edilen Haberler


Neden “süper El Niño” deniyor?
Her El Niño aynı şiddette gerçekleşmez. “Süper El Niño” ifadesi, olağanüstü güçlü olaylar için kullanılıyor. Genellikle deniz yüzeyi sıcaklıklarının en az 2 derece anomali göstermesi bu kategori için ölçüt kabul ediliyor. 1950’den bu yana bu düzeyde yalnızca birkaç olay kaydedildi.
Ne kadar güçlü olursa, küresel etkilerinin de o kadar ağır olma ihtimali artıyor. Bu yüzden bilim insanları, şimdiden çok güçlü bir El Niño gelişme ihtimalinin belirmesini ciddiye alıyor. Bazı araştırmacılar, teorik olarak son 140 yılın en güçlü El Niño olaylarından birinin oluşabileceğini öne sürüyor.
Bu yıl gerçekten oluşma ihtimali ne kadar?
ABD İklim Tahmin Merkezi’nin son değerlendirmesine göre koşullar şu anda La Niña’dan nötr düzene geçiyor. Ancak modeller, El Niño’nun yaz aylarında oluşup yıl sonuna kadar sürme ihtimalini yüzde 62 olarak hesaplıyor. Bilim insanları bu oranı ciddi bir risk işareti olarak görüyor.
Yine de belirsizlik sürüyor. Uzmanlar, ilkbahar döneminde tahminlerin daha zor olduğunu hatırlatıyor. “İlkbahar tahmin edilebilirlik bariyeri” olarak bilinen bu durum, yazın gelişebilecek koşulların öngörülmesini güçleştiriyor. Bu nedenle El Niño ihtimali yüksek olsa da şiddetinin ne olacağı henüz kesin değil.
El Niño hava olaylarını nasıl etkiler?


El Niño, atmosferde büyük ölçekli değişiklikler yaratarak dünyanın farklı bölgelerinde farklı etkiler doğurur. Bazı yerlerde yağış miktarını artırabilir, bazı bölgelerde ise sıcaklık ve kuraklık baskısını büyütebilir. Ayrıca küresel ortalama sıcaklığı kısa vadede daha da yükseltebilir.
Geçmişteki güçlü El Niño olayları Etiyopya’da ciddi kuraklık, Porto Riko’da su kıtlığı ve Kuzey Pasifik’te olağanüstü aktif kasırga sezonu gibi sonuçlar doğurdu. Bu tür olaylar Avustralya, Hindistan, güney ve orta Afrika ile Amazon havzasının bazı bölümlerinde kuraklık ve aşırı sıcak riskini artırabiliyor. Buna karşılık ABD’nin güneyi, Orta Doğu’nun bazı bölgeleri ve güney-orta Asya daha yoğun yağışlarla karşılaşabiliyor.
2027 neden özellikle riskli görülüyor?
El Niño etkisi çoğu zaman olayın oluştuğu yılın sonlarında başlasa da en güçlü küresel sıcaklık etkisi genellikle ertesi yıl hissediliyor. Bu nedenle 2026’da gelişecek güçlü bir El Niño, 2027’yi küresel sıcaklık rekorları açısından kritik hale getirebilir.
Uzmanlara göre, eğer olay gerçekten çok güçlü gelişirse, 2027 küresel sıcaklıkların yeni zirveler gördüğü bir yıl olabilir. Dünya zaten insan kaynaklı iklim değişikliği nedeniyle ısınıyor. El Niño gibi doğal bir sistem bu eğilimin üzerine bindiğinde, etkiler daha da görünür hale geliyor.
Kuraklık ve sel aynı anda mümkün mü?
Evet. El Niño’nun en dikkat çekici özelliği, aynı anda bazı bölgelerde kuraklık, bazı bölgelerde ise aşırı yağış yaratabilmesi. Yani küresel etkisi tek yönlü değil. Bu yüzden ülkeler için hem su kıtlığına hem de ani taşkınlara karşı hazırlık yapmak gerekiyor.
Bilim insanları, özellikle zaten su stresi yaşayan havzalarda bir yağışlı sezonun tek başına sorunu çözmeyebileceğini vurguluyor. Colorado Boulder Üniversitesi’nden Joel Lisonbee’ye göre, uzun süredir kuraklık yaşayan bölgelerin toparlanması için yalnızca biraz daha yağış değil, olağanüstü güçlü bir yağış dönemi gerekir. Bu ise bu kez sel ve can kaybı riskini beraberinde getirebilir.
İklim değişikliği bu tabloyu nasıl etkiliyor?
Uzmanlar, El Niño’nun doğal bir iklim döngüsü olduğunu ancak artık daha sıcak bir gezegende gerçekleştiğini hatırlatıyor. Bu durum, olayın etkilerini daha ağır hale getirebilir. Bazı bilim insanlarına göre alttaki genel ısınma eğilimi, El Niño’yu olduğundan daha büyük, La Niña’yı ise olduğundan daha zayıf gösterme eğilimi yaratıyor.
Yani bugün yaşanacak bir El Niño, geçmişteki benzer olaylarla aynı fiziksel mekanizmaya dayansa bile daha sıcak okyanuslar ve atmosfer nedeniyle daha yıkıcı sonuçlar doğurabilir. Bu yüzden El Niño artık yalnızca doğal bir dalgalanma değil, iklim krizi bağlamında daha tehlikeli bir risk çarpanı olarak görülüyor.









