Dünya Meteoroloji Örgütü: Atmosferdeki karbondioksit seviyesi tarihin en yüksek noktasında

Yayın: 15 Ekim 2025 14:50
Güncelleme: 15 Ekim 2025 14:50
Fotoğraf Kaynağı: Hugh Green / Unsplash

Birleşmiş Milletler’e bağlı Dünya Meteoroloji Örgütü (WMO), 2024 yılında atmosferdeki karbondioksit (CO₂) seviyesinin modern ölçümlerin başladığı 1957’den bu yana en yüksek düzeye ulaştığını açıkladı.
Rapora göre, CO₂’nin küresel ortalama konsantrasyonu geçen yıl milyonda 3,5 parça artarak 424 ppm’e yükseldi. Bu artış, kayıt altına alınan en büyük yıllık sıçrama oldu.

WMO, bu verilerin “küresel ısınmanın tehlikeli biçimde hızlandığını” ve gezegenin doğal denge mekanizmalarının zayıflamakta olduğunu ortaya koyduğunu bildirdi.

Doğal “karbon yutakları” alarm veriyor

Bilim insanlarına göre atmosferdeki CO₂ artışının en endişe verici yönü, doğal kara ve okyanus yutaklarının yani karbondioksiti emen ekosistemlerin zayıflamaya başlaması.

Çevre Bülteni

Doğanın Hikâyesine Ortak Ol

Her hafta iklim krizi, çevre kirliliği, doğa koruma ve sürdürülebilirlikle ilgili en önemli haberleri al.

×

Her yıl atmosfere salınan karbonun yaklaşık yarısı, bitkiler ve okyanuslar tarafından emiliyor. Ancak okyanus sularının ısınması, çözünmüş CO₂ miktarını azaltıyor.
Aynı şekilde, kuraklık ve orman yangınları da karadaki bitki örtüsünü azaltarak bu yutakların işlevini zayıflatıyor.

WMO Kıdemli Bilim Görevlisi Dr. Oksana Tarasova, durumu şu sözlerle değerlendirdi:
❝Karasal ve denizel karbon yutaklarının etkisi giderek azalıyor. Bu da atmosferde kalan CO₂ miktarını artırarak ısınmayı hızlandırıyor. Bu döngüyü kırmak için sera gazı izleme sistemlerini güçlendirmemiz gerekiyor.❞

El Niño etkisi ve orman yangınları rekoru

WMO raporuna göre, 2023 ve 2024 El Niño yılları, doğal karbon yutaklarının en zayıf performans gösterdiği dönemler arasında yer aldı.
Pasifik’teki rüzgar değişimleri ve sıcak okyanus akıntıları, hem daha sıcak hava koşullarına hem de daha büyük orman yangınlarına yol açtı.

Amerika kıtasındaki yangınlardan yayılan karbon emisyonları, 2024’te “tarihi düzeylere” ulaştı.
Bilim insanları, bu eğilimin devam etmesi halinde “karasal karbon yutağının çökme riski” bulunduğunu belirtiyor.

Fosil yakıt tüketimi düşmedi

Raporda, ülkelerin 2023’te “kömür, petrol ve gazdan uzaklaşma” sözü vermesine rağmen fosil yakıt kullanımının artmaya devam ettiği vurgulandı.
Uzmanlara göre, bu eğilim hem CO₂ artışının temel nedeni hem de enerji geçişinde yaşanan politik kararsızlığın bir göstergesi.

WMO Genel Sekreter Yardımcısı Ko Barrett, “CO₂ ve diğer sera gazlarının hapsettiği ısı, aşırı hava olaylarını artırıyor. Bu sadece çevresel değil, ekonomik bir güvenlik sorunu,” ifadelerini kullandı.

Diğer sera gazlarında da artış var

WMO, CO₂ dışında atmosferdeki metan (CH₄) ve azot oksit (N₂O) seviyelerinin de 2024’te rekor seviyelere ulaştığını duyurdu.

Metan emisyonlarının %60’ı insan faaliyetlerinden kaynaklanıyor. Bilim insanları, artan sıcaklıkların sulak alanlardan metan salımını artırdığını belirtiyor.
Azot oksit artışının ise yoğun gübre kullanımı ve sanayi faaliyetlerinden kaynaklandığı ifade edildi.

Türkiye ve bölgeye yansımalar

Uzmanlara göre, atmosferdeki CO₂ artışı Akdeniz havzasında kuraklık riskini ve aşırı sıcaklık dalgalarının sıklığını artırabilir.
Türkiye, özellikle 2023–2024 döneminde baraj doluluk oranlarındaki düşüş ve tarımsal verim kayıplarıyla bu etkileri doğrudan hissediyor.

İklim bilimci Dr. Güven Özdemir, “Türkiye’nin iklim eylem planlarını güçlendirmesi, özellikle orman yangınlarını önleme ve karbon yutak alanlarını artırma konusunda önlem alması gerekiyor,” değerlendirmesinde bulundu.

Yorum

Atmosferdeki CO₂ artışı, insanlığın enerji politikalarında hâlâ köklü bir dönüşüm gerçekleştiremediğinin göstergesi.
Doğal yutakların zayıflaması, gezegenin kendi “savunma mekanizmasını” yitirmeye başladığı anlamına geliyor.
COP30 öncesinde açıklanan bu veriler, fosil yakıtlardan çıkışın artık bir tercih değil, varoluşsal bir zorunluluk olduğunu bir kez daha hatırlatıyor.

Kaynak: Dünya Meteoroloji Örgütü (WMO), Birleşmiş Milletler Çevre Programı (UNEP), NOAA, Reuters

Yorum bırakın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Scroll to Top